Sözlük

ع ر ر (ARR)

A-r-r

فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ : Etlerinden hem kendiniz yiyiniz, hem de istemeyene ve isteyene yediriniz (22/Hac 36). الْمُعْتَرّ : İstekte bulunan kişi. Bu kökten şöyle denir: عَرَّهُ يَعُرُّهُ : Ondan istekte bulundu, bulunmaktadır. اِعْتَرَرْتُ بِكَ حَاجَتِي : Sana ihtiyacımı arzettim. عَرّ ve عُرّ : Vücutta meydana gelen uyuz hastalığı. Bu anlamdan, uyuz anlamındaki عُرّ ’a benzetilerek مَضَرَّة /zarara مَعَرَّة denilmektedir. Allah buyurur ki: وَلَوْلَا رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَاءٌ مُؤْمِنَاتٌ لَمْ تَعْلَمُوهُمْ أَنْ تَطَئُوهُمْ فَتُصِيبَكُمْ مِنْهُمْ مَعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍ : Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle inanmış kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle size bir sıkıntı/zarar dokunmayacak olsaydı (Allah savaşı önlemezdi) (48/Fetih 25).

عِرَار : Rüzgâr hışırtısının taklididir. Bu anlamdan devekuşunun ses taklidine de عِرَار denir. قَدْ عَارَّ الظَّلِيمُ : Devekuşu ar ar diye ses çıkardı. عَرْعَر : Sesin hışırtısını ima etmek için bir ağaca isim yapılmıştır. Yine çıkardığı sesin anlatımı için Arapların oynadıkları bir oyuna عَرْعَار denir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →