Sözlük

ع ز ز (AZZ)

A-z-z

عِزَّة : İnsanın mağlûp olmasını engelleyen bir hâldir. Bu kelime; أَرْضٌ عَزَازٌ : Sert yer, sözünden gelir. Allah buyurur ki: الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ الْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا : Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında güç mü arıyorlar? Bilsinler ki bütün güç yalnızca Allah’a aittir (4/Nisâ 139).

تَعَزَّزَ اللَّحْمُ : Et, sıkı ve sert oldu; sanki ulaşılması zor sert bir yerdedir. Tıpkı şu söz gibi: تَظَلَّفَ : Sert bir yerde meydana geldi. اَلْعَزِيز : Galip gelen ve mağlûp olmayandır: إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ : Şüphesiz ki O, güçlüdür, hikmet sahibidir (29/Ankebût 26); فَلَمَّا دَخَلُوا عَلَيْهِ قَالُوا يَا أَيُّهَا الْعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهْلَنَا الضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُزْجَاةٍ فَأَوْفِ لَنَا الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَا إِنَّ اللَّهَ يَجْزِي الْمُتَصَدِّقِينَ : Yusuf’un yanına girdiklerinde dediler ki: Ey kudretli vezir! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz değersiz bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam ölçerek ver. Ayrıca bize bağışta da bulun. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükâfatlandırır (12/Yûsuf 88); وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ : Üstünlük, ancak Allah’ın, Peygamberinin ve mü’minlerindir (63/Münâfikûn 8); سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ : Güç sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirmekte olduklarından yücedir/münezzehtir (37/Sâffât 180).

Gördüğün gibi kimi zaman عِزَّة sözü, medih/övgü için söylenir. Kimi zaman da kâfirlerin onunla nitelendirilmesi gibi, zem/yergi için söylenir: بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ : Doğrusu, inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler (38/Sâd 2). Ne ki, Allah, O’nun Resûlü ve mü’minler için olan izzet/üstünlük, sürekli ve kalıcı olan gerçek üstünlüktür. Kâfirler için olan izzet ise, sadece üstünmüş gibi görünmelerinden ibarettir; ama gerçekte ise o, Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu gibi, züldür/alçalmadır. كُلُّ عِزٍّ لَيْسَ بِاللهِ فَهُوَ ذُلٌّ : Allah’tan gelmeyen üstünlük, aslında züldür. Şu âyetler de bu anlamdadır: وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ آَلِهَةً لِيَكُونُوا لَهُمْ عِزًّا : Onlar; kendilerine güç kazandırsın diye, Allah’ı bırakarak ilâhlar edindiler (19/Meryem 81); yani, o ilâhlarla azaptan korunsunlar diye. مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْعِزَّةَ فَلِلَّهِ الْعِزَّةُ جَمِيعًا : Kim üstünlük istiyorsa; üstünlük bütünüyle Allah’ındır (35/Fâtır 10); yani, üstün olmak isteyen bunu Allah katından elde etmelidir; çünkü üstünlük O’nundur.

Kimi zaman istiâre yoluyla izzet, kötü hamiyet/taassup ve gurur anlamında kullanılır. Şu âyet bu anlamdadır: وَإِذَا قِيلَ لَهُ اتَّقِ اللَّهَ أَخَذَتْهُ الْعِزَّةُ بِالْإِثْمِ : Ona; Allah’tan kork, denilince, gururu kendisini günâha sürükler (2/Bakara 206). قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ : De ki; mülkün gerçek sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın (3/Âl-i İmrân 26).

عَزَّ عَلَيَّ كَذَا : Şu şey bana zor geldi, denir. Allah buyurur ki: لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ : Size kendinizden bir peygamber gelmiştir. Sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelir. Size pek düşkündür, mü’minlere de şefkatli ve esirgeyicidir (9/Tevbe 128).

عَزَّهُ كَذَا : Şu, ona üstün geldi. مَنْ عَزَّ بَزَّ : Üstün gelen gasp eder. Allah buyurur ki: وَعَزَّنِي فِي الْخِطَابِ : Tartışmada bana üstün geldi (38/Sâd 23). Yani bana galip geldi. Kimisine göre de; “Konuşma ve tartışmada benden üstün oldu” anlamındadır. عَزَّ الْمَطَرُ اْلأَرْضَ : Yağmur yeri sertleştirdi. شَاةٌ عَزُوزٌ : Sütü az olan keçi. عَزَّ الشَّيْءُ : Bir şey azaldı. Bu, şu sözden hareketle söylenir: كُلُّ مَوْجُودٍ مَمْلُولٌ وَكُلُّ مَفْقُودٍ مَطْلُوبٌ : Varolan her şeyden tiksinti duyulur; olmayan her şey ise arzu edilir.

وَإِنَّهُ لَكِتَابٌ عَزِيزٌ : Halbuki o, aziz bir kitabdır (41/Fussilet 41); yani elde edilmesi zor olan ve benzeri zor bulunan kitap.

اَلْعُزَّى : Bir put ismidir. أَفَرَأَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزَّى : Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı? (53/Necm 19). Kişi, hastalık ve ölüme yenildiğinde; اُسْتُعِزَّ بِفُلاَنٍ /Falan kişi yenik düştü, denir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →