ع م م (AMM)
A-m-m
رَجُلٌ مُعَمٌّ مُخْوَلٌ : İyi amca ve dayıları olan adam. اِسْتَعَمَّ عَمًّا وَتَعَمَّمَهُ : Onu amca edindi. Bunun aslı, ‘şümul’ anlamındaki عُمُوم ’den gelir. Bu da çokluk açısındandır. Denir ki; عَمَّهُمْ كَذَا : Falan şey onları kuşattı. عَمَّهُمْ بِكَذَا : Falan şeyle onları kuşattı. Mastarı عَمًّا ve عُمُومًا şeklinde gelir.
Halk tabakasına عَامَّة denmesi, çok olmalarından ve memleketi kuşatmalarından dolayıdır. (Başı) kuşattığı için sarığa عِمَامَة denir. Denir ki; تَعَمَّمَ (Sarık sardı) formu, tıpkı تَقَنَّعَ (başına örtü bağladı) ve تَقَمَّصَ (gömlek giydi) formları gibidir. عَمَّمْتُهُ : Başına sarık sardım. Bununla efendilikten kinâye yapılır. شَاةٌ مُعَمَّمَةٌ : Beyaz başlı keçi; sanki başında sarık vardır. Bu tıpkı مُقَنَّعَة ve مُخَمَّرَة formları gibidir. Şair şöyle der:
يَا عَامِرُ بْنَ مَالِكٍ يَا عَمًّا *** أَفْنَيْتَ عَمًّا وَجَبَرْتَ عَمًّا -332
332- Ey Mâlik’in oğlu Âmir! Ey amca!
Sen bir amcayı yok ettin, bir amcayı da ayağa kaldırdın.
Yani; ey amca! Bir kavmi soydun, bir kavme de verdin. عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ (78 /Nebe’ 1) âyeti عَنْ مَا takdirindedir ve ele almakta olduğumuz kelimeyle herhangi bir alakası yoktur.