Sözlük

ع ي ر (AYR)

A-y-r

عِير : Erzak yüklerinin yanlarında olduğu toplum. Bu kelime, her ne kadar onların her birisi için ayrı ayrı kullanılıyorsa da, hem kervancı adamlar, hem de erzak taşıyan develer anlamında bir isimdir. Allah buyurur ki: وَلَمَّا فَصَلَتِ الْعِيرُ : Kervan yola çıkınca (12/Yûsuf 94); أَيَّتُهَا الْعِيرُ إِنَّكُمْ لَسَارِقُونَ : Ey kervan, sizler gerçekten hırsızsınız (12/Yûsuf 70); وَاسْأَلِ الْقَرْيَةَ الَّتِي كُنَّا فِيهَا وَالْعِيرَ الَّتِي أَقْبَلْنَا فِيهَا : İçinde bulunduğumuz şehrin halkına ve birlikte yola çıktığımız kervana sor (12/Yûsuf 82).

عَيْر : Vahşi eşeğe, yalın ayak yürüyene, gözbebeğine, kulak kıkırdağı altındaki kemiğe, suyun üstüne çıkan çer-çöpe, kazığa ve onun ortasındaki demirin ucuna denir. Eğer bu kelimenin bütün bunlar için kullanılması doğruysa, onları bir birleriyle ilişkilendirmekte zorluk vardır demektir.

عِيَار : Ölçü ve tartıyı ayarlamak. Bu anlamdan şöyle denir: عَيَّرْتُ الدَّنَانِيرَ : Altınların ölçüsünü aldım. عَيَّرْتُهُ : Onu ayıpladım. Bu söz, عَار kökünden gelir. تَعَايَرَ بَنُو فُلاَنٍ : Bazılarına göre bu sözün anlamı; “Falanoğulları birbirlerine kabahatlerini söylediler.”; diğer bazılarına göre ise; “Falanoğulları, salıverilip bırakıldığında vahşi eşeğin ne yapacağını konuştular.” şeklindedir. Bu anlamdan, hayvan kaçtığında عَارَتِ الدَّابَةُ تَعِيرُ denir. فُلاَنٌ عَيَّارٌ : Falan kişi çok dolaşır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →