ع ي ر (AYR)
A-y-r
عَيْر : Vahşi eşeğe, yalın ayak yürüyene, gözbebeğine, kulak kıkırdağı altındaki kemiğe, suyun üstüne çıkan çer-çöpe, kazığa ve onun ortasındaki demirin ucuna denir. Eğer bu kelimenin bütün bunlar için kullanılması doğruysa, onları bir birleriyle ilişkilendirmekte zorluk vardır demektir.
عِيَار : Ölçü ve tartıyı ayarlamak. Bu anlamdan şöyle denir: عَيَّرْتُ الدَّنَانِيرَ : Altınların ölçüsünü aldım. عَيَّرْتُهُ : Onu ayıpladım. Bu söz, عَار kökünden gelir. تَعَايَرَ بَنُو فُلاَنٍ : Bazılarına göre bu sözün anlamı; “Falanoğulları birbirlerine kabahatlerini söylediler.”; diğer bazılarına göre ise; “Falanoğulları, salıverilip bırakıldığında vahşi eşeğin ne yapacağını konuştular.” şeklindedir. Bu anlamdan, hayvan kaçtığında عَارَتِ الدَّابَةُ تَعِيرُ denir. فُلاَنٌ عَيَّارٌ : Falan kişi çok dolaşır.