Sözlük

ع ل ق (ALG)

A-l-k

عَلَق : Bir şeye yapışmaktır. عَلِقَ الصَّيْدُ فِي الْحُبَالَةِ وَأَعْلَقَ الصَّائِدُ : Av, avcının ağına takıldı. مِعْلَق ve مِعْلاَق /Askı: Bir şeyin asıldığı şey. Şu sözler de aynı anlamdadır: عِلاَقَةُ السَّوْطِ : Kamçı askısı; عَلَقُ الْقِرْبَةِ : Tulum askısı. عَلَقُ الْبَكَرَةِ : Makaraya bağlanan âletlerdir. Bu anlamdan kendisiyle tutulan şeye عُلْقَة denir.

Eğer Zeyd birinin katili ise; عَلِقَ دَمُ فُلاَنٍ بِزَيْدٍ /Falan kişinin kanı Zeyd’e yapıştı, denir. عَلَق /Sülük: Boğaza yapışan bir kurtçuktur. عَلَق : Kurumuş kan. Bebeğin meydana geldiği عَلَقَة de bu anlamdan gelir. Allah buyurur ki: خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ : O, insanı bir alak’tan yarattı (96/Alak 2); وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ * ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ * ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً : Andolsun ki, biz insanı süzme çamurdan yarattık * Sonra onu sağlam bir yerde nutfe hâline getirdik * Sonra nutfeyi alaka yaptık. Alakayı da bir parçacık et hâline soktuk (23/Mu’minun 12-14).

عِلْق : Sahibinin kendisine bağlandığı ve ondan ayrılmadığı değerli şey. عَلِيق : Hayvanın üzerine asılan heybe. عَلِيقَة : İnsanın, başkasıyla gönderip işinin bağlandığı/ticarî malını yükleyip başkasıyla gönderdiği binek/deve. Şair şöyle der:

أَرْسَلَهَا عَلِيقَةً وَقَدْ عَلِمْ *** أَنَّ الْعَلِيقَاتِ يُلاَقِينَ الرَّقِمْ -330

330- Kervana koşup gönderilen develerin felâkete uğrayacaklarını bildiği hâlde devesini kervanla gönderdi.

عَلُوق : Yavrusunu sevip ona bağlanan deve. Ölüme de عَلُوق denmiştir. عَلْقَى : Bağlanılan ağaç. عَلِقَتِ الْمَرْأَةُ : Kadın hamile kaldı. رَجُلٌ مِعْلاَقٌ : Hasmına yapışan adam.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →