ع ج ل (ACL)
A-c-l
أَتَى أَمْرُ اللَّهِ فَلَا تَسْتَعْجِلُوهُ : Allah’ın emri geldi. Artık onu acele istemeyin (16/Nahl 1); وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ : Senden iyilikten önce kötülüğün gelmesini istiyorlar (13/Ra’d 6); قَالَ يَا قَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ : Ey kavmim, niye iyilikten önce kötülüğü istiyorsunuz, dedi (27/Neml 46); وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ : Onlar senden azabın bir an önce gerçekleşmesini istiyorlar (22/Hac 47); وَلَوْ يُعَجِّلُ اللَّهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ : Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alel-acele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi (10/Yûnus 11); خُلِقَ الْإِنْسَانُ مِنْ عَجَلٍ : İnsan aceleci olarak yaratılmıştır (21/Enbiyâ 37). Bazılarına göre عَجَل sözünden kasıt, çamurdur. Fakat bu doğru değildir. Aslında âyet, insanın acele etmekten hâli olamayacağına ve acele etmenin insanı oluşturan karakterlerden biri olduğuna dikkat çeker. Yüce Allah bu anlamda şöyle buyurmaktadır: وَكَانَ الْإِنْسَانُ عَجُولًا : İnsan çok acelecidir (17/İsrâ 11).
مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَاءُ لِمَنْ نُرِيدُ : Kim çarçabuk olanı isterse, istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz (17/İsrâ 18); yani, kim dünya malını isterse, bunu vermek istediğimiz kişiye dilediğimiz kadar bağışlarız. وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ : Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce hemen ver, dediler (38/Sâd 16); فَعَجَّلَ لَكُمْ هَذِهِ : Allah, bunu size hemen vermiştir (48/Fetih 20).
عُجَالَة : Kahvaltılık gibi acele yenen yiyecek. وَقَدْ عَجَّلْتُهُمْ وَلَهَّنْتُهُمْ : Onlara yemekten önce bir şeyler yedirdim. عِجْلَة : İhtiyaç anında acele kullanılan küçük matara. عَجَلَة : Kuyu üzerine konulan su dolabına geçirilen tahta. Ayrıca öküzlerin çektiği kağnıya da denir. Süratle geçtiği için bu ismi almıştır.
Büyüyüp öküz olduğunda yitireceği acele edişi düşünülerek inek yavrusuna عِجْل denir: وَاتَّخَذَ قَوْمُ مُوسَى مِنْ بَعْدِهِ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًا جَسَدًا لَهُ خُوَارٌ : Musa’nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu ilâh edindiler (7/A’râf 148).
بَقَرَةٌ مُعْجِلٌ : Buzağısı olan inek.