ع ث ر (AS̃R)
A-s-r
عَثَرَ الرَّجُلُ يَعْثُرُ عِثَارًا وَعُثُورًا : Adam düştü/sürçtü, sürçmektedir. Bu kavram mecâzî olarak, isteği olmadığı hâlde bir şeye muttali olan kişi ile ilgili de kullanılır. Allah buyurur ki: فَإِنْ عُثِرَ عَلَى أَنَّهُمَا اسْتَحَقَّا إِثْمًا ...: Eğer o iki şahidin bir günâh işlediklerine rastlanırsa (5/Mâide 107). Bu anlamda عَثَرْتُ عَلَى كَذَا /Şu şeye rastladım/muttali oldum, denir. وَكَذَلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ : Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik (18/Kehf 21); yani onlar istemeden biz insanların onları bulmalarını sağladık.