Sözlük

ع ك ف (AKF)

A-k-f

عُكُوف : Bir şeye saygıyla yönelip ona bağlanmaktır. Şeriatta اِعْتِكَاف : Allah’a yaklaşmak amacıyla camiye kapanmaktır. عَكَفْتُهُ عَلَى كَذَا : Onu falan şeye hapsettim. Bundan dolayı Allah buyurur ki: سَوَاءً الْعَاكِفُ فِيهِ وَالْبَادِ ...: Kapanan/Yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan (22/Hac 25); وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ : İbrahim ve İsmail’e: Tavaf edenler, ibâdete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim’i temiz tutun, diye emretmiştik (2/Bakara 125); قَالُوا نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَاكِفِينَ : Onlar; putlara tapıyoruz ve onlara bağlanıp duruyoruz, demişlerdi (26/Şu’arâ 71); وَجَاوَزْنَا بِبَنِي إِسْرَائِيلَ الْبَحْرَ فَأَتَوْا عَلَى قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلَى أَصْنَامٍ لَهُمْ : İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar (7/A’râf 138); وَانْظُرْ إِلَى إِلَهِكَ الَّذِي ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا لَنُحَرِّقَنَّهُ ثُمَّ لَنَنْسِفَنَّهُ فِي الْيَمِّ نَسْفًا : Üstüne kapandığın/önünde eğildiğin ilâhına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız (20/Tâhâ 97); وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ : Mescitlerde ibâdete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin (2/Bakara 187); هُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفًا أَنْ يَبْلُغَ مَحِلَّهُ : Onlar inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram’ı ziyaretinizi ve durdurulan kurbanların yerine ulaşmasını men edenlerdir (48/Fetih 25); yani hapsedilen, menedilen kurbanların.
Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →