ع ز م (AZM)
A-z-m
عَزْم ve عَزِيمَة : İşin devamına kalbin bağlanmasıdır. عَزَمْتُ اْلأَمْرَ وَعَزَمْتُ عَلَيْهِ وَاعْتَزَمْتُ /Şu işi yapmaya azmettim, denir. Allah buyurur ki: وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ : Yapacağın işler hakkında onların görüşlerini al, ama karar verince artık Allah’a dayan (3/Âl-i İmrân 159); وَلَا تَعْزِمُوا عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتَّى يَبْلُغَ الْكِتَابُ أَجَلَهُ : Müddet/Bekleme süresi sona erene kadar nikâh akdine kalkışmayın (2/Bakara 235); وَإِنْ عَزَمُوا الطَّلَاقَ فَإِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ : Eğer boşanmaya karar verirlerse kuşku yok ki Allah işiten ve bilendir (2/Bakara 227); وَلَمَنْ صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذَلِكَ لَمِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ : Kim de sabreder ve bağışlarsa, hiç şüphesiz bu, yapılmaya değer işlerdendir (42/Şûra 43); وَلَمْ نَجِدْ لَهُ عَزْمًا : Biz onda bir azim bulmadık (20/Tâhâ 115); yani onda, kendisiyle emredildiği şeyi muhafaza edecek ve onu yerine getirecek bir irade bulmadık.
عَزِيمَة : Muska. Sanki bu muskayla şeytanın sende iradesini gerçekleştirmesini engellemişsin gibi tasavvur edilmiştir. Çoğulu عَزَائِم şeklinde gelir.