ع ض ل (AĐL)
A-d-l
Bu kelime, mecâzî anlamda her türlü şiddetli engellemeler için kullanılır. Allah buyurur ki: وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ أَنْ يَنْكِحْنَ أَزْوَاجَهُنَّ إِذَا تَرَاضَوْا بَيْنَهُمْ بِالْمَعْرُوفِ : Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ermişse, kocaları ile birbirleriyle güzellikle anlaşmışlarsa evlenmelerine engel olmayın (2/Bakara 232).
Kimisine göre yukarıdaki âyet kocalara, kimisine göre de kadınların velilerine hitap etmektedir. Buna benzetilerek şöyle denir: عَضَّلَتِ الدَّجَاجَةُ بِبَيْضِهَا : Tavuk zorlukla yumurtladı; عَضَّلَتِ الْمَرْأَةُ بِوَلَدِهَا : Kadın bebeğini zor doğurdu. Şair şöyle der:
تَرَى الأرْضَ مِنَّا بالفَضَاءِ مَرِيضَةً *** مُعَضَّلَةً مِنَّا بِجَمْعٍ عَرَمْرَمِ -322
322- Görmektesin çöldeki toprağımızın fitne-fesatla dolduğunu;
Güçlü bir toplulukla bize dar geldiğini.
دَاءٌ عُضَالٌ : Şifası zor hastalık. عُضْلَة : Şiddetli felâket.