ع ج ز (ACZ)
A-c-z
عَجْز kelimesinin asıl anlamı, دُبُر maddesinde de zikredildiği gibi, bir şeyden geri kalmak ve işin sonunda meydana gelmektir. Örfte ise, bir şeyi yapma konusunda kusur etmenin ismi olmuştur. O, قُدْرَة (güç yetirme) kelimesinin zıddıdır. Allah buyurur ki: قَالَ يَا وَيْلَتَا أَعَجَزْتُ أَنْ أَكُونَ مِثْلَ هَذَا الْغُرَابِ : Yazıklar olsun bana, bu karga gibi bile olmaktan âciz kaldım, dedi (5/Mâide 31). أَعْجَزْتُ فُلاَنًا وَعَجَّزْتُهُ وَعَاجَزْتُهُ : Falan kişiyi âciz bıraktım. وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّهِ : İyi bilin ki siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz (9/Tevbe 2); وَمَا أَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ فِي الْأَرْضِ : Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız (42/Şûra 31); وَالَّذِينَ سَعَوْا فِي آيَاتِنَا مُعَاجِزِينَ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ : Âyetlerimizin başarısız kalması için koşuşanlar, işte onlar cehennemliktirler (22/Hac 5). Bu âyet مُعَجِّزِين şeklinde de okunmuştur.
Bazılarına göre مُعَاجِزِينَ sözünün anlamı şudur: Onlar bizi âciz bıraktıklarını zannediyorlar ve varsayıyorlar. Çünkü onlara göre, öldükten sonra yeniden dirilme yoktur ki, sevap ve ceza olsun. Bu yorum, anlam bakımından şu âyetle aynı paraleldedir: أَمْ حَسِبَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ أَنْ يَسْبِقُونَا سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ : Yoksa kötülük işleyenler bizim elimizden kurtulabileceklerini mi sanıyorlar? Ne kadar yanlış düşünüyorlar? (29/Ankebût 4).
مُعَجِّزِين sözünün anlamı da şöyledir: Hz. Peygamber’e uyanları acze nispet ediyorlar. Bu tıpkı şu söz gibidir: جَهَّلْتُهُ وَفَسَّقْتُهُ ; yani onu cehâlete ve fıska nispet ettim. Kimisi de bu sözün مُثَبِّطِين anlamında olduğunu söylüyor; yani insanları Hz. Peygamber’e uymaktan geri çeviriyorlar. Tıpkı şu âyet gibi: الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ : Onlar insanları Allah yolundan alıkoyarlar (7/A’râf 45). Birçok konuda âciz kaldığı için yaşlı kadına عَجُوز denir: إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ : Geride batanlar arasında kalan yaşlı bir kadın hariç (37/Sâffât 135); قَالَتْ يَا وَيْلَتَى أَأَلِدُ وَأَنَا عَجُوزٌ وَهَذَا بَعْلِي شَيْخًا : Ben bir kocakarı, şu kocam da yaşlı bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? (11/Hûd 72).