ع ج ز (ACZ) kökünün geçtiği ayetler
Geride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu bulmak. Mu'ajiz - şaşırtan kişi. Ajzun (çoğulu a'jazun) - gövdenin üst kısmının altında kalan bölümü.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (26)
Bu kök Kur'an boyunca 26 kez, 13 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
بِمُعْجِزِينَ7 kez
En'am 6:134بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneonu engelleyecek
Yunus 10:53بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneaciz bırakacak
وَيَسْتَنْبِؤُ۫نَكَ اَحَقٌّ هُوَ قُلْ اِي وَرَبِّي اِنَّهُ لَحَقٌّ وَمَا اَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ
ve yestenbiūneke e Haḳḳun huve ḳul ī ve rabbī innehu le Haḳḳun ve mā entum bi muǎ'cizīne
"O (azap) gerçek midir?" diye senden haber soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah'ı) aciz kılacak değilsiniz."
Hud 11:33بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneO'nu aciz bırakacak
Nahl 16:46بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneengel olacak da
Ankebut 29:22بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneaciz bırakacak
وَمَا اَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
ve mā entum bi muǎ'cizīne fī l-erDi ve lā fī s-semāi ve mā lekum min dūni (a)llahi min veliyyin ve lā neSīrin
Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.
Zümer 39:51بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneengel olacak
فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا وَالَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ سَيُصِيبُهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا وَمَا هُمْ بِمُعْجِزِينَ
fe eSābehum seyyiātu mā kesebū ve(e)lleƶīne Zelemū min hā'ulā'i se yuSībuhum seyyiātu mā kesebū ve mā hum bi muǎ'cizīne
Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Onlardan zulmedenler var ya, kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. Onlar Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.
Şura 42:31بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneaciz bıracacak
مُعَاجِزِينَ3 kez
Hac 22:51مُعَاجِزِينَmuǎācizīneetkisiz bırakmak için
Sebe 34:5مُعَاجِزِينَmuǎācizīneaciz bırakmağa
Sebe 34:38مُعَاجِزِينَmuǎācizīneetkisiz kılmağa
مُعْجِزِي2 kez
Tevbe 9:2مُعْجِزِيmuǎ'cizīaciz bırakacak
فَسِيحُوا فِي الْاَرْضِ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَاعْلَمُوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِ وَاَنَّ اللّٰهَ مُخْزِي الْكَافِرِينَ
fe sīHū fī l-erDi erbeǎte eşhurin ve ǎ'lemū ennekum ğayru muǎ'cizī (a)llahi ve enne (a)llahe muḣzī l-kāfirīne
Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Şunu bilin ki, siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz; Allah ise, inkarcıları perişan edecektir.
Tevbe 9:3مُعْجِزِيmuǎ'cizīaciz bırakacak
وَاَذَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهِ اِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْاَكْبَرِ اَنَّ اللّٰهَ بَرِيءٌ مِنَ الْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ فَاِنْ تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِ وَبَشِّرِ الَّذِينَ كَفَرُوا بِعَذَابٍ اَلِيمٍ
ve eƶānun mine (a)llahi ve rasūlihi ilā n-nāsi yevme l-Hacci l-ekberi enne (a)llahe berī'un mine l-muşrikīne ve rasūluhu fe in tubtum fe huve ḣayrun lekum ve in tevelleytum fe ǎ'lemū ennekum ğayru muǎ'cizī (a)llahi ve beşşiri (e)lleƶīne keferū bi ǎƶābin elīmin
Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah'ı aciz bırakabilecek değilsiniz. İnkarcılara, elem dolu bir azabı müjdele!
مُعْجِزِينَ2 kez
Hud 11:20مُعْجِزِينَmuǎ'cizīneaciz bırakacak
اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا مُعْجِزِينَ فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُ مَا كَانُوا يَسْتَطِيعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُوا يُبْصِرُونَ
ulāike lem yekūnū muǎ'cizīne fī l-erDi ve mā kāne lehum min dūni (a)llahi min evliyā'e yuDāǎfu lehumu l-ǎƶābu mā kānū yesteTīǔne s-sem'ǎ ve mā kānū yubSirūne
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah'tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.
Nur 24:57مُعْجِزِينَmuǎ'cizīne(Allah'ı) aciz bırakacaklarını
لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مُعْجِزِينَ فِي الْاَرْضِ وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُ وَلَبِئْسَ الْمَصِيرُ
lā teHsebenne (e)lleƶīne keferū muǎ'cizīne fī l-erDi ve me'vāhumu n-nāru ve le bi'se l-meSīru
İnkar edenlerin (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o!
عَجُوزٌ2 kez
Hud 11:72عَجُوزٌǎcūzunkocamış bir kadın iken
قَالَتْ يَاوَيْلَتَىٰ ءَاَلِدُ وَاَنَا۬ عَجُوزٌ وَهٰذَا بَعْلِي شَيْخًا اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عَجِيبٌ
ḳālet yā veyletā e elidu ve enā ǎcūzun ve hāƶā beǎ'lī şeyḣen inne hāƶā le şey'un ǎcībun
Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!" dedi.
Zariyat 51:29عَجُوزٌǎcūzunbir koca karı
عَجُوزًا2 kez
Şuara 26:171عَجُوزًاǎcūzenbir koca karı
Saffat 37:135عَجُوزًاǎcūzenacuze bir kadın
اَعْجَازُ2 kez
Kamer 54:20اَعْجَازُeǎ'cāzukütükleri
Hakka 69:7اَعْجَازُeǎ'cāzukütükleridir
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ اَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعٰى كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ
seḣḣarahā ǎleyhim seb'ǎ leyālin ve ṧemāniyete eyyāmin Husūmen fe terā l-ḳavme fīhā Sar'ǎā keennehum eǎ'cāzu naḣlin ḣāviyetin
Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
اَعَجَزْتُ1 kez
Maide 5:31اَعَجَزْتُe ǎceztuaciz miyim
فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَارِي سَوْاَةَ اَخِيهِ قَالَ يَاوَيْلَتَى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخِي فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِمِينَ
fe beǎṧe (a)llahu ğurāben yebHaṧu fī l-erDi li yuriyehu keyfe yuvārī sev'ete eḣīhi ḳāle yā veyletā e ǎceztu en ekūne miṧle hāƶā l-ğurābi fe uvāriye sev'ete eḣī fe eSbeHa mine n-nādimīne
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?" dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.
يُعْجِزُونَ1 kez
Enfal 8:59يُعْجِزُونَyuǎ'cizūne(bizi) aciz bırakamazlar
لِيُعْجِزَهُ1 kez
Fatır 35:44لِيُعْجِزَهُli yuǎ'cizehuengelleyecek
اَوَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَكَانُوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُعْجِزَهُ مِنْ شَيْءٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ اِنَّهُ كَانَ عَلِيمًا قَدِيرًا
e ve lem yesīrū fī l-erDi fe yenZurū keyfe kāne ǎāḳibetu (e)lleƶīne min ḳablihim ve kānū eşedde minhum ḳuvveten ve mā kāne (a)llahu li yuǎ'cizehu min şey'in fī s-semāvāti ve lā fī l-erDi innehu kāne ǎlīmen ḳadīran
Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah'ı aciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
بِمُعْجِزٍ1 kez
Ahkaf 46:32بِمُعْجِزٍbi muǎ'cizinaciz bırakacak
وَمَنْ لَا يُجِبْ دَاعِيَ اللّٰهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الْاَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِهِ اَوْلِيَٓاءُ اُو۬لٰٓئِكَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ
ve men lā yucib dāǐye (a)llahi fe leyse bi muǎ'cizin fī l-erDi ve leyse lehu min dūnihi evliyā'u ulāike fī Delālin mubīnin
Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.