← Sureler

Mushaf — 398. Sayfa

‹
/ 604
›
29. Ankebut Suresi

Biz de onu (Nuh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu alemlere bir ibret kıldık.

فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَصْحَابَ السَّفِينَةِ وَجَعَلْنَاهَا اٰيَةً لِلْعَالَمِينَ

fe enceynāhu ve eSHābe s-sefīneti ve ceǎlnāhā āyeten li l-ǎālemīne

İbrahim'i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."

وَاِبْرٰهِيمَ اِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

ve ibrāhīme iƶ ḳāle li ḳavmihi ǎ'budū (a)llahe ve tteḳūhu ƶālikum ḣayrun lekum in kuntum teǎ'lemūne

"Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah'ın katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."

اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ اِفْكًا اِنَّ الَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

innemā teǎ'budūne min dūni (a)llahi evṧānen ve teḣluḳūne ifken inne (e)lleƶīne teǎ'budūne min dūni (a)llahi lā yemlikūne lekum rizḳan fe bteğū ǐnde (a)llahi r-rizḳa ve ǎ'budūhu ve şkurū lehu ileyhi turceǔne

"Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir."

وَاِنْ تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ اُمَمٌ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ

ve in tukeƶƶibū fe ḳad keƶƶebe umemun min ḳablikum ve mā ǎlā r-rasūli illā l-belāğu l-mubīnu

Onlar, Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللّٰهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسِيرٌ

e ve lem yerav keyfe yubdiu (a)llahu l-ḣalḳa ṧumme yuǐyduhu inne ƶālike ǎlā (a)llahi yesīrun

De ki: "Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

قُلْ سِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْاٰخِرَةَ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

ḳul sīrū fī l-erDi fe nZurū keyfe bedee l-ḣalḳa ṧumme (a)llahu yunşiu n-neşete l-āḣirate inne (a)llahe ǎlā kulli şey'in ḳadīrun

O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

يُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَيَرْحَمُ مَنْ يَشَاءُ وَاِلَيْهِ تُقْلَبُونَ

yuǎƶƶibu men yeşā'u ve yerHamu men yeşā'u ve ileyhi tuḳlebūne

Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

وَمَا اَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ

ve mā entum bi muǎ'cizīne fī l-erDi ve lā fī s-semāi ve mā lekum min dūni (a)llahi min veliyyin ve lā neSīrin

Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَائِهِ اُو۬لٰٓئِكَ يَئِسُوا مِنْ رَحْمَتِي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

ve(e)lleƶīne keferū bi āyāti (a)llahi ve liḳāihi ulāike yeisū min raHmetī ve ulāike lehum ǎƶābun elīmun