(İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ اَوْ حَرِّقُوهُ فَاَنْجٰيهُ اللّٰهُ مِنَ النَّارِ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
fe mā kāne cevābe ḳavmihi illā en ḳālū ḳtulūhu ev Harriḳūhu fe encāhu (a)llahu mine n-nāri inne fī ƶālike le āyātin li ḳavmin yu'minūne
İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."
وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًا مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
ve ḳāle innemā tteḣaƶtum min dūni (a)llahi evṧānen meveddete beynikum fī l-Hayāti d-dunyā ṧumme yevme l-ḳiyāmeti yekfuru beǎ'Dukum bi beǎ'Din ve yel'ǎnu beǎ'Dukum beǎ'Dan ve me'vākumu n-nāru ve mā lekum min nāSirīne
Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim 'Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir' dedi.
فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌ وَقَالَ اِنِّي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبِّي اِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
fe āmene lehu lūTun ve ḳāle innī muhācirun ilā rabbī innehu huve l-ǎzīzu l-Hakīmu
Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.
وَوَهَبْنَا لَهُ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَاٰتَيْنَاهُ اَجْرَهُ فِي الدُّنْيَا وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ
ve vehebnā lehu isHāḳa ve yeǎ'ḳūbe ve ceǎlnā fī ƶurriyyetihi n-nubuvvete ve l-kitābe ve āteynāhu ecrahu fī d-dunyā ve innehu fī l-āḣirati le mine S-SāliHīne
Lut'u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz."
وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَمِينَ
ve lūTen iƶ ḳāle li ḳavmihi innekum le te'tūne l-fāHişete mā sebeḳakum bihā min eHadin mine l-ǎālemīne
"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah'ın azabını getir bize" demeden ibaret oldu.
اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِي نَادِيكُمُ الْمُنْكَرَ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
e innekum le te'tūne r-ricāle ve teḳTaǔne s-sebīle ve te'tūne fī nādīkumu l-munkera fe mā kāne cevābe ḳavmihi illā en ḳālū 'tinā bi ǎƶābi (a)llahi in kunte mine S-Sādiḳīne
(Lut) "Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et" dedi.
قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ
ḳāle rabbi nSurnī ǎlā l-ḳavmi l-mufsidīne