← Sureler

Mushaf — 357. Sayfa

‹
/ 604
›
24. Nur Suresi

"Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin" de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.

قُلْ اَطِيعُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ وَاِنْ تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ

ḳul eTīǔ (a)llahe ve eTīǔ r-rasūle fe in tevellev fe innemā ǎleyhi mā Hummile ve ǎleykum mā Hummiltum ve in tuTīǔhu tehtedū ve mā ǎlā r-rasūli illā l-belāğu l-mubīnu

Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkar ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

وَعَدَ اللّٰهُ الَّذِينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْـًٔا وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

veǎde (a)llahu (e)lleƶīne āmenū minkum ve ǎmilū S-SāliHāti le yesteḣlifennehum fī l-erDi ke mā steḣlefe (e)lleƶīne min ḳablihim ve le yumekkinenne lehum dīnehumu elleƶī rteDā lehum ve le yubeddilennehum min beǎ'di ḣavfihim emnen yeǎ'budūnenī lā yuşrikūne bī şey'en ve men kefera beǎ'de ƶālike fe ulāike humu l-fāsiḳūne

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resule itaat edin ki size merhamet edilsin.

وَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

ve eḳīmū S-Salāte ve ātū z-zekāte ve eTīǔ r-rasūle leǎllekum turHamūne

İnkar edenlerin (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o!

لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مُعْجِزِينَ فِي الْاَرْضِ وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُ وَلَبِئْسَ الْمَصِيرُ

lā teHsebenne (e)lleƶīne keferū muǎ'cizīne fī l-erDi ve me'vāhumu n-nāru ve le bi'se l-meSīru

Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, ayetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لِيَسْتَأْذِنْكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنْكُمْ ثَلٰثَ مَرَّاتٍ مِنْ قَبْلِ صَلٰوةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُمْ مِنَ الظَّهِيرَةِ وَمِنْ بَعْدِ صَلٰوةِ الْعِشَاءِ ثَلٰثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ طَوَّافُونَ عَلَيْكُمْ بَعْضُكُمْ عَلٰى بَعْضٍ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ وَاللّٰهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū l yeste'ƶinkumu (e)lleƶīne meleket eymānukum ve(e)lleƶīne lem yebluğū l-Hulume minkum ṧelāṧe merrātin min ḳabli Salāti l-fecri ve Hīne teDeǔne ṧiyābekum mine Z-Zehīrati ve min beǎ'di Salāti l-ǐşā'i ṧelāṧu ǎvrātin lekum leyse ǎleykum ve lā ǎleyhim cunāHun beǎ'dehunne Tavvāfūne ǎleykum beǎ'Dukum ǎlā beǎ'Din ke ƶālike yubeyyinu (a)llahu lekumu l-āyāti ve(a)llahu ǎlīmun Hakīmun