← Sureler

Mushaf — 566. Sayfa

‹
/ 604
›
68. Kalem Suresi

(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.

خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ

ḣāşiǎten ebSāruhum terheḳuhum ƶilletun ve ḳad kānū yud'ǎvne ilā s-sucūdi ve hum sālimūne

(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

فَذَرْنِي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَدِيثِ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

fe ƶernī ve men yukeƶƶibu bi hāƶā l-Hadīṧi se nestedricuhum min Hayṧu lā yeǎ'lemūne

Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.

وَاُمْلِي لَهُمْ اِنَّ كَيْدِي مَتِينٌ

ve umlī lehum inne keydī metīnun

Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?

اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَ

em teseluhum ecran fe hum min meğramin muṧḳalūne

Yahut gayb (Levh-i Mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?

اَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

em ǐndehumu l-ğaybu fe hum yektubūne

Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُنْ كَصَاحِبِ الْحُوتِ اِذْ نَادٰى وَهُوَ مَكْظُومٌ

fe Sbir li Hukmi rabbike ve lā tekun ke SāHibi l-Hūti iƶ nādā ve huve mekZūmun

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.

لَوْلَا اَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّهِ لَنُبِذَ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ

levlā en tedārakehu niǎ'metun min rabbihi le nubiƶe bi l-ǎrā'i ve huve meƶmūmun

(Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı.

فَاجْتَبٰيهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحِينَ

fe ctebāhu rabbuhu fe ceǎlehu mine S-SāliHīne

Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.

وَاِنْ يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌ

ve in yekādu (e)lleƶīne keferū le yuzliḳūneke bi ebSārihim lemmā semiǔ ƶ-ƶikra ve yeḳūlūne innehu le mecnūnun

Halbuki o (Kur'an), alemler için ancak bir öğüttür.

وَمَا هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ

ve mā huve illā ƶikrun li l-ǎālemīne

69. Hakka Suresi

Gerçekleşecek olan kıyamet!

اَلْحَٓاقَّةُ

l-Hāḳḳatu

Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?

مَا الْحَاقَّةُ

mā l-Hāḳḳatu

Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?

وَمَا اَدْرٰيكَ مَا الْحَاقَّةُ

ve mā edrāke mā l-Hāḳḳatu

Semud ve Ad kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar.

كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌ بِالْقَارِعَةِ

keƶƶebet ṧemūdu ve ǎādun bi l-ḳāriǎti

Semud kavmi korkunç bir sarsıntı ile helak edildi.

فَاَمَّا ثَمُودُ فَاُهْلِكُوا بِالطَّاغِيَةِ

fe emmā ṧemūdu fe uhlikū bi T-Tāğiyeti

Ad kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.

وَاَمَّا عَادٌ فَاُهْلِكُوا بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ

ve emmā ǎādun fe uhlikū bi rīHin SarSarin ǎātiyetin

Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.

سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ اَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعٰى كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ

seḣḣarahā ǎleyhim seb'ǎ leyālin ve ṧemāniyete eyyāmin Husūmen fe terā l-ḳavme fīhā Sar'ǎā keennehum eǎ'cāzu naḣlin ḣāviyetin

Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun?

فَهَلْ تَرٰى لَهُمْ مِنْ بَاقِيَةٍ

fe hel terā lehum min bāḳiyetin