← Sureler

Mushaf — 225. Sayfa

‹
/ 604
›
11. Hud Suresi

"Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum."

ويَاقَوْمِ لَا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مَالًا اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ وَمَا اَنَا۬ بِطَارِدِ الَّذِينَ اٰمَنُوا اِنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَلٰكِنِّٓي اَرٰيكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ

ve yā ḳavmi lā eselukum ǎleyhi mālen in ecriye illā ǎlā (a)llahi ve mā enā bi Tāridi (e)lleƶīne āmenū innehum mulāḳū rabbihim ve lākinnī erākum ḳavmen techelūne

"Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah'tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?"

ويَاقَوْمِ مَنْ يَنْصُرُنِي مِنَ اللّٰهِ اِنْ طَرَدْتُهُمْ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ

ve yā ḳavmi men yenSurunī mine (a)llahi in Taradtuhum e fe lā teƶekkerūne

Size ben, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez" de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zalimlerden olurum.

وَلَا اَقُولُ لَكُمْ عِنْدِي خَزَائِنُ اللّٰهِ وَلَا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَا اَقُولُ اِنِّي مَلَكٌ وَلَا اَقُولُ لِلَّذِينَ تَزْدَرِي اَعْيُنُكُمْ لَنْ يُؤْتِيَهُمُ اللّٰهُ خَيْرًا اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا فِي اَنْفُسِهِمْ اِنِّٓي اِذًا لَمِنَ الظَّالِمِينَ

ve lā eḳūlu lekum ǐndī ḣazāinu (a)llahi ve lā eǎ'lemu l-ğaybe ve lā eḳūlu innī melekun ve lā eḳūlu li(e)lleƶīne tezderī eǎ'yunukum len yu'tiyehumu (a)llahu ḣayran (a)llahu eǎ'lemu bimā fī enfusihim innī iƶen le mine Z-Zālimīne

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir."

قَالُوا يَانُوحُ قَدْ جَادَلْتَنَا فَاَكْثَرْتَ جِدَالَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

ḳālū yā nūHu ḳad cādeltenā fe ekṧerte cidālenā fe 'tinā bimā teǐdunā in kunte mine S-Sādiḳīne

Nuh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) aciz bırakamazsınız."

قَالَ اِنَّمَا يَأْتِيكُمْ بِهِ اللّٰهُ اِنْ شَاءَ وَمَا اَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ

ḳāle innemā ye'tīkum bihi (a)llahu in şā'e ve mā entum bi muǎ'cizīne

Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz.

وَلَا يَنْفَعُكُمْ نُصْحِي اِنْ اَرَدْتُ اَنْ اَنْصَحَ لَكُمْ اِنْ كَانَ اللّٰهُ يُرِيدُ اَنْ يُغْوِيَكُمْ هُوَ رَبُّكُمْ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

ve lā yenfeǔkum nuSHī in eradtu en enSaHa lekum in kāne (a)llahu yurīdu en yuğviyekum huve rabbukum ve ileyhi turceǔne

(Ey Muhammed!) Yoksa "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana aittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım."

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُ قُلْ اِنِ افْتَرَيْتُهُ فَعَلَيَّ اِجْرَامِي وَاَنَا۬ بَرِيءٌ مِمَّا تُجْرِمُونَ

em yeḳūlūne fterāhu ḳul ini fteraytuhu fe ǎleyye icrāmī ve enā berī'un mimmā tucrimūne

Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."

وَاُو۫حِيَ اِلٰى نُوحٍ اَنَّهُ لَنْ يُؤْمِنَ مِنْ قَوْمِكَ اِلَّا مَنْ قَدْ اٰمَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ

ve ūHiye ilā nūHin ennehu len yu'mine min ḳavmike illā men ḳad āmene fe lā tebteis bimā kānū yef'ǎlūne

"Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَاطِبْنِي فِي الَّذِينَ ظَلَمُوا اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ

ve Sneǐ l-fulke bi eǎ'yuninā ve veHyinā ve lā tuḣāTibnī fī (e)lleƶīne Zelemū innehum muğraḳūne