ع ه د (AHD̃)
A-h-d
Allah’ın ahdi, kimi zaman aklımıza yerleştiği şeyle; kimi zaman Kitap/Vahiy ve elçilerinin diliyle bize emrettikleriyle, kimi zaman da nezir/adak ve benzerleri gibi şer’de/dinde gerekli olmayan fakat kendimize gerekli kıldığımız şeylerle olmaktadır. Şu âyetler bu anlamdadır: وَمِنْهُمْ مَنْ عَاهَدَ اللَّهَ لَئِنْ آَتَانَا مِنْ فَضْلِهِ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ الصَّالِحِينَ : Onlardan kimi de; eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz sâlihlerden olacağız! diye Allah’a ahd vermişti (9/Tevbe 75); أَوَكُلَّمَا عَاهَدُوا عَهْدًا نَبَذَهُ فَرِيقٌ مِنْهُمْ : Onlar ne zaman bir ahit yaptılar ise aralarından bir gurup onu bozup bir yana atmadı mı? (2/Bakara 100); وَلَقَدْ كَانُوا عَاهَدُوا اللَّهَ مِنْ قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ الْأَدْبَارَ : Oysa arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi (33/Ahzâb 15).
مُعَاهَد : Şeriat terminolojisinde kâfirlerden Müslümanların himayesi altına giren/onlarla antlaşma yapan kişi anlamındadır. ذُو الْعَهْدِ sözü de bu anlamdadır. Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: لاَ يُقْتَلُ مُؤْمِنٌ بِكَافِرٍ وَلاَ ذُو عَهْدٍ فِي عَهْدِهِ : Kâfire karşılık mü’min öldürülmez; anlaşma yapan da o süre zarfında öldürülmez. Hıfz/Koruma anlamı dikkate alınarak iki taraf arasındaki sözleşmeye عُهْدَة denir. Güven altına alınması emredilen şeye; فِي هَذَا اْلأَمْرِ عُهْدَةٌ denir. Bir şeyi arama anlamı göz önünde bulundurularak da yağmura عَهْد ve عِهَاد denir. رَوْضَةٌ مَعْهُودَةٌ : Yağmurun, üzerine yağdığı bahçe.