ع ن و (ANW)
A-n-y
وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيِّ الْقَيُّومِ (20/Tâhâ 111); yani bütün yüzler, diri ve her şeye hâkim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. عَنَّيْتُهُ بِكَذَا : Onu şununla doğrulttum, denir. عَنِيَ : Doğruldu, esir edildi. Bu anlamdan esire عَانِي denir. Hz. Peygamber de şöyle buyurmaktadır: اِسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ خَيْرًا فَإِنَّهُنَّ عِنْدَكُمْ عَوَانٍ : Kadınlara iyi muâmele ediniz; çünkü onlar yanınızda esir durumundadır. عُنِيَ بِحَاجَتِهِ : İhtiyacıyla meşgul oldu; فَهُوَ مَعْنِيٌّ بِهَا : Onunla ilgilenmektedir. Şöyle de denir: عَنِيَ فَهُوَ عَانٍ : Meşgul oldu, o meşguldür. 80/Abese 37. âyeti, şu şekilde de okunmuştur: لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُعْنِيهِ : O gün herkesi esir alan bir işi vardır.
عَنِيَّة : Uyuz deveye sürülen ilaç. Darbımeselde şöyle denir: عَنِيَّةٌ تَشْفِي الْجَرَبَ : Uyuzu iyileştiren ilaç. المَعْنَى : Lafzın içerdiğini göstermektir. Şu sözden gelmektedir: عَنَتِ اْلأَرْضُ بِالنَّبَاتِ : Yer güzel bir şekilde bitki bitirdi. عَنَتِ الْقِرْبَةُ : Tulum su sızdırdı. عَنِيَ kökünden olduğunu söyleyenlere göre عِنْوَانُ الْكِتَابِ da bu anlamdan gelir. Aralarında bir fark olsa da مَعْنَى kelimesi, تَفْسِير ile yakın bir anlamdadır.