ع ذ ر (AZ̃R) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Özür dilemek, affetmek, birini suçtan veya kusurdan kurtarmak, mazeret/bahane, mazeret öne sürenler, savunucular.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (12)

Bu kök Kur'an boyunca 12 kez, 8 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

تَعْتَذِرُوا3 kez

Tevbe 9:66تَعْتَذِرُواteǎ'teƶirūhiç özür dilemeyin

لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ اِيمَانِكُمْ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمِينَ

lā teǎ'teƶirū ḳad kefertum beǎ'de īmānikum in neǎ'fu ǎn Tāifetin minkum nuǎƶƶib Tāifeten bi ennehum kānū mucrimīne

Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.

Tevbe 9:94تَعْتَذِرُواteǎ'teƶirūözür dilemeyin

يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

yeǎ'teƶirūne ileykum iƶā raceǎ'tum ileyhim ḳul lā teǎ'teƶirū len nu'mine lekum ḳad nebbeenā (a)llahu min eḣbārikum ve se yerā (a)llahu ǎmelekum ve rasūluhu ṧumme turaddūne ilā ǎālimi l-ğaybi ve ş-şehādeti fe yunebbiukum bimā kuntum teǎ'melūne

Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resulü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen alemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek."

Tahrim 66:7تَعْتَذِرُواteǎ'teƶirūözür dilemeyin

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَ اِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne keferū lā teǎ'teƶirū l-yevme innemā tuczevne mā kuntum teǎ'melūne

Ey inkar edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.

عُذْرًا2 kez

Kehf 18:76عُذْرًاǔƶranbir özür

قَالَ اِنْ سَاَلْتُكَ عَنْ شَيْءٍ بَعْدَهَا فَلَا تُصَاحِبْنِي قَدْ بَلَغْتَ مِنْ لَدُنِّي عُذْرًا

ḳāle in seeltuke ǎn şey'in beǎ'dehā fe lā tuSāHibnī ḳad beleğte min ledunnī ǔƶran

Musa, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)" dedi.

Mürselat 77:6عُذْرًاǔƶranözür

عُذْرًا اَوْ نُذْرًا

ǔƶran ev nuƶran

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

مَعْذِرَتُهُمْ2 kez

Rum 30:57مَعْذِرَتُهُمْmeǎ'ƶiratuhummazeretleri

فَيَوْمَئِذٍ لَا يَنْفَعُ الَّذِينَ ظَلَمُوا مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

fe yevmeiƶin lā yenfeǔ (e)lleƶīne Zelemū meǎ'ƶiratuhum ve lā hum yusteǎ'tebūne

O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.

Mü'min 40:52مَعْذِرَتُهُمْmeǎ'ƶiratuhumma'zeretleri

يَوْمَ لَا يَنْفَعُ الظَّالِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوءُ الدَّارِ

yevme lā yenfeǔ Z-Zālimīne meǎ'ƶiratuhum ve lehumu l-leǎ'netu ve lehum sū'u d-dāri

O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lanet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.

مَعْذِرَةً1 kez

A'raf 7:164مَعْذِرَةًmeǎ'ƶiratenma'zeret için

وَاِذْ قَالَتْ اُمَّةٌ مِنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا اللّٰهُ مُهْلِكُهُمْ اَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا قَالُوا مَعْذِرَةً اِلٰى رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

ve iƶ ḳālet ummetun minhum li me teǐZūne ḳavmen (a)llahu muhlikuhum ev muǎƶƶibuhum ǎƶāben şedīden ḳālū meǎ'ƶiraten ilā rabbikum ve leǎllehum yetteḳūne

Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?" Onlar da, "Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)" demişlerdi.

الْمُعَذِّرُونَ1 kez

Tevbe 9:90الْمُعَذِّرُونَl-muǎƶƶirūneözür bahane eden

وَجَاءَ الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذِينَ كَذَبُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ سَيُصِيبُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

ve cā'e l-muǎƶƶirūne mine l-eǎ'rābi li yu'ƶene lehum ve ḳaǎde (e)lleƶīne keƶebū (a)llahe ve rasūlehu se yuSību (e)lleƶīne keferū minhum ǎƶābun elīmun

Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

يَعْتَذِرُونَ1 kez

Tevbe 9:94يَعْتَذِرُونَyeǎ'teƶirūneözür dilerler

يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

yeǎ'teƶirūne ileykum iƶā raceǎ'tum ileyhim ḳul lā teǎ'teƶirū len nu'mine lekum ḳad nebbeenā (a)llahu min eḣbārikum ve se yerā (a)llahu ǎmelekum ve rasūluhu ṧumme turaddūne ilā ǎālimi l-ğaybi ve ş-şehādeti fe yunebbiukum bimā kuntum teǎ'melūne

Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resulü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen alemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek."

مَعَاذِيرَهُ1 kez

Kıyamet 75:15مَعَاذِيرَهُmeǎāƶīrahuözürler

وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذِيرَهُ

ve lev elḳā meǎāƶīrahu

(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.

فَيَعْتَذِرُونَ1 kez

Mürselat 77:36فَيَعْتَذِرُونَfe yeǎ'teƶirūneözür dilesinler

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

ve lā yu'ƶenu lehum fe yeǎ'teƶirūne

Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.