(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا عُذْرًا اَوْ نُذْرًا اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ
ve l-murselāti ǔrfen / fe l-ǎāSifeti ǎSfen / ve n-nāşirāti neşran / fe l-feriḳāti ferḳan / fe l-mulḳiyāti ƶikran / ǔƶran ev nuƶran / innemā tūǎdūne le vāḳiǔn
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Özürle suçu yok etmek husûsunda olsun, yahut korkutma husûsuna âit bulunsun.
Abdulkadir Gölpınarlı
Özürle suçu yok etmek husûsunda olsun, yahut korkutma husûsuna âit bulunsun.
Adem Uğur
(Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.
Ahmed Hulusi
Özür (kabahati silmek için) yahut uyarı olmak üzere.
Ahmet Tekin
İnsanların özür dilemeleri, tevbe etmeleri veya sorumluluk, hesap ve ceza hatırlatılarak uyarılmaları için vahyi peygamberlere tebliğ edenlere.
Ahmet Varol
Mazeret [1] veya uyarı için.
Ali Bulaç
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.
Ali Fikri Yavuz
(5-6) Hak sahiblerine özür, yahud haksızlara azab olarak vahyi peygamberlere getiren melekler hakkı için;
Ali Rıza Safa
Özür veya uyarmak için.
Bayraktar Bayraklı
- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Bekir Sadak
(1-7) Birbiri ardindan gonderilenlere ve gorevlerine kostukca kosanlara, Allah'in buyruklarini yaydikca yayanlara ve hak ile batilin arasini ayirdikca ayiranlara, kotulugu onlemek veya uyarmak, icin vahiy getiren meleklere and olsun ki, size soze verilen kiyamet suphesiz kopacaktir.
Celal Yıldırım
(4-5-6-7) Kötülüğü temizlemek, yanlış yoldakileri uyarmak üzere vahiy (veya öğüt) getirip (Peygamberin kalbine) sunanlara and olsun ki, size va'dolunan elbette meydana gelecektir.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(5-6) Mazereti ortadan kaldırmak veya uyarmak için vahyi iletenlere;
Diyanet İşleri
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Diyanet İşleri (eski)
(1-7) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
Diyanet Vakfi
(5-6) (Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için öğüt telkin edenlere;
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
gerek mazur kılmak gerekse uyarmak için olsun,
Elmalılı Hamdi Yazır
Gerek özr için olsun gerek inzar
Erhan Aktaş
Özür veya uyarı için,
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Özür veya uyarı için,
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Özür veya uyarı için,
Fizilal-il Kuran
Ya bahaneleri boşa çıkarmak ya da uyarmak amacı ile,
Gültekin Onan
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.
Hamdi Döndüren
Özür veya uyarmak için,
Hasan Basri Çantay
(5-6) kötülüğü imhaa ye, azab ile tehdide çalışan peygamberlere vahyi getiren (melek) lere,
Hasib Asutay
Özür (dilemek) veya uyarmak için,
Hayrat Neşriyat
(5-6) Hem (tevbe edenleri) ma'zur kılmak veya (günah işleyenleri) korkutmak için(peygamberlere) zikir (vahiy) bırakanlara!
İbni Kesir
Ma'zeret ve uyarı için.
Mehmet Okuyan
Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki
Muhammed Esed
suçlardan arınma(yı vaad eden) veya bir uyarı(da bulunan)!
Mustafa İslamoğlu
(o öğütle) imana yöneleni mazur addeden ve (tevbe için) uyarıda bulunanlar...
Ömer Nasuhi Bilmen
Özür dilemek veya korkutmak için.
Ömer Öngüt
Gerek (Allah'a yönelenleri) arıtmak, gerek (kötüleri) sakındırmak için olsun.
Suat Yıldırım
(5-6) Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:
Süleyman Ateş
Özür yahut uyarmak için.
Süleymaniye Vakfı
(Bunları) gerek (kendileri için) bir özür olsun gerekse (başkaları için) uyarı olsun diye yapanlara yemin olsun ki
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O bilgi, özür için de uyarı için de olabilir.
Şaban Piriş
Özür veya korkutmak için..
Tefhim-ul Kuran
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) olarak veya uyarıp korkutmak için.
Ümit Şimşek
(5-6) Özür veya uyarı olsun diye zikri ulaştıranlara.
Yaşar Nuri Öztürk
Özür yahut uyarı için,
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
üzr diləmək və ya qorxutmaq üçün çatdıranlara!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Möʼminlər tövbə edib) üzr diləmək və ya (kafirləri) qorxutmaq üçün (olan vəhyi çatdıranlara) ki,
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
als Verweis und Warnung!
Almanca — Der Edle Quran
zur Pflichterfüllung oder zur Warnung!
Almanca — M. A. Rassoul
um zu entschuldigen oder zu warnen !
Almanca — Muhammad Zaidan
sei es eine Entschuldigung oder Warnung!
English (26)
Abdel Khalek Himmat
To admonish the responsive who opens his hearts' ears and warn the irresponsive, who turns a deaf ear :
Abdul Haleem
as a proof or a warning:
Abdullah Yusuf Ali
Whether of Justification or of Warning;-
Abul A'la Maududi
to serve as an excuse or a warning.
Aisha Bewley
excusing or warning,
Al-Hilali & Khan
To cut off all excuses or to warn.
Ali Quli Qarai
to excuse or to warn:
Amatul Rahman Omar
(And those presenting this source of eminence) in an attempt to purify (some) from the abomination of sin and to warn (others),
Arthur John Arberry
excusing or warning,
Bijan Moeinian
…. warn and leave no room for any excuse.
E. Henry Palmer
as an excuse or warning!
Edip-Layth
As an excuse or a warning.
George Sale
to excuse, or to threaten:
Hamid S. Aziz
To clarify or to warn.
Mahmoud Ghali
Excusing or warning,
Marmaduke Pickthall
To excuse or to warn,
Mohamed Ahmed - Samira
To end all argument or to warn.
Muhammad Asad
[promising] freedom from blame or [offering] a warning!
Mustafa Khattab
ending excuses and giving warnings.
Progressive Muslims
An excuse or a warning.
Sahih International
As justification or warning,
Sam Gerrans
As justification or warning!
Shabbir Ahmed
Whether one erases his faults or sees the danger signs. ('Uzr' = Excuse = Justification = Good news = Reasoning = Attempt to get rid of one's shortcomings. 'Nuzr' = Warning = Posting danger signs).
Syed Vickar Ahamed
Whether of justification or of warning
Taqi Usmani
leaving no excuse (for the disbelievers) or giving warnings,
The Monotheist Group
An excuse or a warning.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
en guise dʹexcuse ou dʹavertissement!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ji bo ku xelkê hêncetbir bikin an jî wan bitirsînin…
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
ter verontschuldiging of ter waarschuwing!
Hollandaca — Salomo Keyzer
Ter verontschuldiging of bedreiging.
Hollandaca — Siregar
Als een afwijzing van verontschuldigingen of als een waarschuwing.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
как оправдание или предостережение!
Rusça — Osmanov
дабы простить [верующих] и увещевать [неверных].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
som befriar på samma gång som den varnar!