و ق ع (WGA) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Düşmek, başına gelmek, meydana gelmek, uygun olmak, olmak, gerçekleşmek, tespit etmek.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (24)

Bu kök Kur'an boyunca 24 kez, 13 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

وَقَعَ5 kez

Nisa 4:100وَقَعَveḳaǎdüşer

وَمَنْ يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِي الْاَرْضِ مُرَاغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهِ مُهَاجِرًا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحِيمًا

ve men yuhācir fī sebīli (a)llahi yecid fī l-erDi murāğamen keṧīran ve seǎten ve men yeḣruc min beytihi muhāciran ilā (a)llahi ve rasūlihi ṧumme yudrikhu l-mevtu fe ḳad veḳaǎ ecruhu ǎlā (a)llahi ve kāne (a)llahu ğafūran raHīmān

Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

A'raf 7:71وَقَعَveḳaǎinmiştir

قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ رِجْسٌ وَغَضَبٌ اَتُجَادِلُونَنِي فِي اَسْمَٓاءٍ سَمَّيْتُمُوهَا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَا نَزَّلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍ فَانْتَظِرُوا اِنِّي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِرِينَ

ḳāle ḳad veḳaǎ ǎleykum min rabbikum ricsun ve ğaDebun e tucādilūnenī fī esmā'in semmeytumūhā entum ve ābā'ukum mā nezzele (a)llahu bihā min sulTānin fe nteZirū innī meǎkum mine l-munteZirīne

Hud, "Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah'ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!" dedi.

A'raf 7:134وَقَعَveḳaǎçökünce

وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ الرِّجْزُ قَالُوا يَامُوسَىٰ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ لَئِنْ كَشَفْتَ عَنَّا الرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ

ve lemmā veḳaǎ ǎleyhimu r-riczu ḳālū yā mūsā d'ǔ lenā rabbeke bimā ǎhide ǐndeke le in keşefte ǎnnā r-ricze le nu'minenne leke ve le nursilenne meǎke benī isrāīle

Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.

Yunus 10:51وَقَعَveḳaǎgerçekleşti

اَثُمَّ اِذَا مَا وَقَعَ اٰمَنْتُمْ بِهِ آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ كُنْتُمْ بِهِ تَسْتَعْجِلُونَ

e ṧumme iƶā mā veḳaǎ āmentum bihi āl-āne ve ḳad kuntum bihi testeǎ'cilūne

(Onlara) "Azap gerçekleştikten sonra mı O'na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz" (denilecek).

Neml 27:82وَقَعَveḳaǎgeldiği

وَاِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ اَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِنَ الْاَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ اَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِاٰيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ

ve iƶā veḳaǎ l-ḳavlu ǎleyhim eḣracnā lehum dābbeten mine l-erDi tukellimuhum enne n-nāse kānū bi āyātinā lā yūḳinūne

(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.

وَاقِعٌ3 kez

A'raf 7:171وَاقِعٌvāḳiǔnüstlerine düşecek

وَاِذْ نَتَقْنَا الْجَبَلَ فَوْقَهُمْ كَاَنَّهُ ظُلَّةٌ وَظَنُّوا اَنَّهُ وَاقِعٌ بِهِمْ خُذُوا مَا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

ve iƶ neteḳnā l-cebele fevḳahum keennehu Zulletun ve Zennū ennehu vāḳiǔn bihim ḣuƶū mā āteynākum bi ḳuvvetin ve ƶkurū mā fīhi leǎllekum tetteḳūne

Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız" demiştik.

Şura 42:22وَاقِعٌvāḳiǔnbaşlarına inerken

تَرَى الظَّالِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا كَسَبُوا وَهُوَ وَاقِعٌ بِهِمْ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِي رَوْضَاتِ الْجَنَّاتِ لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ عِنْدَ رَبِّهِمْ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَبِيرُ

terā Z-Zālimīne muşfiḳīne mimmā kesebū ve huve vāḳiǔn bihim ve(e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti fī ravDāti l-cennāti lehum mā yeşā'ūne ǐnde rabbihim ƶālike huve l-feDlu l-kebīru

Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.

Mearic 70:1وَاقِعٍvāḳiǐnvuku bulacak

سَاَلَ سَائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ

seele sāilun bi ǎƶābin vāḳiǐn

(1-3) Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kafirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.

لَوَاقِعٌ3 kez

Zariyat 51:6لَوَاقِعٌle vāḳiǔnolacaktır

وَاِنَّ الدِّينَ لَوَاقِعٌ

ve inne d-dīne le vāḳiǔn

(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.

Tur 52:7لَوَاقِعٌle vāḳiǔnvukubulacaktır

اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌ

inne ǎƶābe rabbike le vāḳiǔn

(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

Mürselat 77:7لَوَاقِعٌle vāḳiǔnelbette olacaktır

اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ

innemā tūǎdūne le vāḳiǔn

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

فَقَعُوا2 kez

Hicr 15:29فَقَعُواfe ḳaǔhemen kapanın

فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ

fe iƶā sevveytuhu ve nefeḣtu fīhi min rūHī fe ḳaǔ lehu sācidīne

(28-29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.

Sad 38:72فَقَعُواfe ḳaǔderhal kapanın

فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ

fe iƶā sevveytuhu ve nefeḣtu fīhi min rūHī fe ḳaǔ lehu sācidīne

"Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin."

وَقَعَتِ2 kez

Vakıa 56:1وَقَعَتِveḳaǎtiolduğu

اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ

iƶā veḳaǎti l-vāḳiǎtu

(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

Hakka 69:15وَقَعَتِveḳaǎtivuku bulur

فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ

fe yevmeiƶin veḳaǎti l-vāḳiǎtu

(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

الْوَاقِعَةُ2 kez

Vakıa 56:1الْوَاقِعَةُl-vāḳiǎtuolacak vak'a

اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ

iƶā veḳaǎti l-vāḳiǎtu

(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

Hakka 69:15الْوَاقِعَةُl-vāḳiǎtuolacak olan

فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ

fe yevmeiƶin veḳaǎti l-vāḳiǎtu

(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

يُوقِعَ1 kez

Maide 5:91يُوقِعَyūḳiǎsokmak

اِنَّمَا يُرِيدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَعَنِ الصَّلٰوةِ فَهَلْ اَنْتُمْ مُنْتَهُونَ

innemā yurīdu ş-şeyTānu en yūḳiǎ beynekumu l-ǎdāvete ve l-beğDā'e fī l-ḣamri ve l-meysiri ve yeSuddekum ǎn ƶikri (a)llahi ve ǎni S-Salāti fe hel entum muntehūne

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

فَوَقَعَ1 kez

A'raf 7:118فَوَقَعَfe veḳaǎortaya çıktı

فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

fe veḳaǎ l-Haḳḳu ve beTale mā kānū yeǎ'melūne

Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.

مُوَاقِعُوهَا1 kez

Kehf 18:53مُوَاقِعُوهَاmuvāḳiǔhāiçine düşeceklerini

وَرَاَ الْمُجْرِمُونَ النَّارَ فَظَنُّوا اَنَّهُمْ مُوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا عَنْهَا مَصْرِفًا

ve raā l-mucrimūne n-nāra fe Zennū ennehum muvāḳiǔhā ve lem yecidū ǎnhā meSrifen

Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

تَقَعَ1 kez

Hac 22:65تَقَعَteḳaǎdüşmesin

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ وَالْفُلْكَ تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِاَمْرِهِ وَيُمْسِكُ السَّمَاءَ اَنْ تَقَعَ عَلَى الْاَرْضِ اِلَّا بِاِذْنِهِ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُ۫فٌ رَحِيمٌ

e lem tera enne (a)llahe seḣḣara lekum mā fī l-erDi ve l-fulke tecrī fī l-baHri bi emrihi ve yumsiku s-semāe en teḳaǎ ǎlā l-erDi illā bi iƶnihi inne (a)llahe bi n-nāsi le ra'ūfun raHīmun

Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.

وَوَقَعَ1 kez

Neml 27:85وَوَقَعَve veḳaǎve vuku bulmuştur

وَوَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ بِمَا ظَلَمُوا فَهُمْ لَا يَنْطِقُونَ

ve veḳaǎ l-ḳavlu ǎleyhim bimā Zelemū fe hum lā yenTiḳūne

Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.

لِوَقْعَتِهَا1 kez

Vakıa 56:2لِوَقْعَتِهَاli veḳ'ǎtihāonun oluşunu

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

leyse li veḳ'ǎtihā kāƶibetun

(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

بِمَوَاقِعِ1 kez

Vakıa 56:75بِمَوَاقِعِbi mevāḳiǐyerlerine

فَلَا اُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ

fe lā uḳsimu bi mevāḳiǐ n-nucūmi

(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-