(28-29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.

وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ

ve iƶ ḳāle rabbuke li l-melāiketi innī ḣāliḳun beşeran min SalSālin min Hamein mesnūnin / fe iƶā sevveytuhu ve nefeḣtu fīhi min rūHī fe ḳaǔ lehu sācidīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶve bir zaman
2قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemişti ki
3رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
4لِلْمَلٰٓئِكَةِli l-melāiketiم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.meleklere
5اِنِّيinnīmuhakkak ben
6خَالِقٌḣāliḳunخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yaratacağım
7بَشَرًاbeşeranب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşbir insan
8مِنْmin
9صَلْصَالٍSalSālinص ل ص لÇınlamak, çarpışmak, kurutulmak, ses çıkarmak. sallatun - ses, şangırtı, kuru toprak. salsaal - kuru çınlayan kil, ses çıkaran/kurutulmuş kil.kupkuru çamurdan
10مِنْmin-tan
11حَمَإٍHameinح م اSiyah ve kötü kokulu çamur, kuyuyu bundan temizlemek [siyah, kötü kokulu çamur], siyah ve kötü kokulu çamurla karışmak, bulanık hale gelmek ve kokusu değişmek, birine kızmak, amca, Necd'de kumlarda veya düz ve yumuşak arazide yetişen belirli bir bitki, kem gözlü bir adam, nazar değdirmek.balçık-
12مَسْنُونٍmesnūninس ن نYol, metot, kural, davranış biçimi, adet, tarz, gelenek, görenek, kalıp, gidişat, alışkanlıkdeğişken
1فَاِذَاfe iƶāzaman
2سَوَّيْتُهُsevveytuhuس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeonu düzenlediğim
3وَنَفَخْتُve nefeḣtuن ف خAğızla üflemek, nefes almak.ve üflediğimde
4فِيهِfīhiona
5مِنْmin
6رُوحِيrūHīر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özruhumdan
7فَقَعُواfe ḳaǔو ق عDüşmek, başına gelmek, meydana gelmek, uygun olmak, olmak, gerçekleşmek, tespit etmek.hemen kapanın
8لَهُlehuona
9سَاجِدِينَsācidīneس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmeksecdeye

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onun yaratılışını tamamlayıp kemâle getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı secdeye kapanın.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onun yaratılışını tamamlayıp kemâle getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı secdeye kapanın.

Adem Uğur

Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!

Ahmed Hulusi

"Onu tesviye edip (beden ve beyini kemale erdirip), ona Ruhumdan (Esma manalarımın özelliklerinden) nefhettim (üfledim); (böylece buyurdum) Ona secdeye kapanın (Onun kuvveleri olarak hizmetine girin)!"

Ahmet Tekin

'Onu yaratılış amacına uygun olarak şekillendirdiğim, rahmetimle, varettiğim düzenin bir bölümü olan ruhumdan nûrani dalgalar halinde onun bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdiğim, onu bilinçlendirdiğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanarak saygı gösterin' demişti.

Ahmet Varol

Ben ona şeklini verdiğim ve içine ruhumdan üflediğim zaman hemen onun için secdeye varın.'

Ali Bulaç

"Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın."

Ali Fikri Yavuz

Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruh verdiğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın.”

Ali Rıza Safa

"Onu biçimlendirip, Ruhumdan üflediğim zaman, Ona secde edin!"

Bayraktar Bayraklı

"Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!"

Bekir Sadak

(28-29) Rabbin meleklere: «Ben, balciktan, islenebilen kara topraktan bir insan yaratacagim. Onu yapip ruhumdan ufledigimde ona secdeye kapanin» demisti.

Celal Yıldırım

Bu bakımdan onu düzenleyip ruhumdan ona üflediğimde derhal secdeye kapanın» demişti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın.”

Diyanet İşleri

(28-29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.

Diyanet İşleri (eski)

(28-29) Rabbin meleklere: 'Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın' demişti.

Diyanet Vakfi

«Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun için, Ben onu muntazam bir insan kıvamına getirip içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Binaenaleyh onu tesviye ettiğim ve içine ruhumdan nefheylediğim vakıt derhal onun için secdeye kapanın

Erhan Aktaş

"Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde, hemen ona secde edin!"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde, hemen ona secde edin!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde, hemen ona secde edin!"

Fizilal-il Kuran

Ona biçim verip içine kendi ruhumdan bir soluk üflediğimde önünde secdeye kapanınız!»

Gültekin Onan

"Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın."

Hamdi Döndüren

“Onun yaratılışını tamamlayıp, ruhumdan üflediğim zaman, siz onun için hemen secdeye kapanın!”

Hasan Basri Çantay

"O halde ben onun yaratılışını bitirdiğim, ona ruhumdan üflediğim zaman siz derhal onun için secdeye kapanın".

Hasib Asutay

'Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üflediğimde, siz hemen onun için secdeye kapanın!'

Hayrat Neşriyat

'Artık onu (insan olarak yaratıp) düzelttiğimde ve ona (yarattığım) rûhumdanüflediğimde, hemen ona secde ediciler olarak yere kapanın!'

İbni Kesir

Onu yapıp ruhumdan üflediğimde; siz derhal onun için secdeye kapanın.

Mehmet Okuyan

“Ona düzgün şekil verip kendisine rûhumdan üflediğim zaman onun için (bana) secde edin!”

Muhammed Esed

"Ona belirli bir biçim verip de ruhumdan üflediğim zaman onun önünde yere kapanın!"

Mustafa İslamoğlu

İzleyin; ne zaman ki onu şekillendirir de kendisine ruhumdan üflersem, derhal yere kapanıp onun (hizmetine) amade olun!"

Ömer Nasuhi Bilmen

«Artık Ben onu tesviye ettiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman siz hemen onun için secde ediciler olarak yere kapanın.»

Ömer Öngüt

“Onu düzenlediğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın. ”

Suat Yıldırım

"Bu itibarla, Ben onu düzenlediğim insan şekline koyduğum ve içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun önünde secdeye kapanınız."

Süleyman Ateş

"Onu düzenle(yip insan şekline koydu)ğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın!"

Süleymaniye Vakfı

Son şeklini verip içine ruhumdan üflediğimde (onu bilgi ile donattığımda) ona secde edin / karşısında saygıyla eğilin."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onu tamamlayıp içine ruhumdan üflediğimde onun için secdeye kapanın."

Şaban Piriş

(29-31) Onu düzenleyip, canlandırdığım zaman, derhal onun için secdeye kapanınız. Meleklerin hepsi topluca secde etti. İblis hariç, O, büyüklendi ve secde edenlerle beraber olmadı.

Tefhim-ul Kuran

«Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek kapanın.»

Ümit Şimşek

'Onu güzelce düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman, karşısında secdeye kapanın.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Mən ona biçim verib Öz ruhumdan üfürdüyüm zaman siz ona səcdə edin!”

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn Ich ihn geformt und ihm von Meinem Geist eingehaucht habe, sollt ihr euch vor ihm niederwerfen.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn Ich es zurechtgeformt und ihm von Meinem Geist eingehaucht habe, dann fallt und werft euch vor ihm nieder.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn Ich ihn nun vollkommen geformt und ihm Meinen Geist eingehaucht habe, dann werft euch vor ihm nieder.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und nachdem ICH ihn vollendet und in ihn einen Ruhh von Mir eingehaucht habe, dann fallt nieder in Sudschud für ihn!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when I have fashioned it and furnished it with a definite shape and imparted to it My spirit, then prostrate yourselves to him in reverence and admiration.

Abdul Haleem

When I have fashioned him and breathed My spirit into him, bow down before him,’

Abdullah Yusuf Ali

"When I have fashioned him (in due proportion) and breathed into him of My spirit, fall ye down in obeisance unto him."

Abul A'la Maududi

When I have completed shaping him and have breathed into him of My Spirit, then fall you down before him in prostration."

Aisha Bewley

When I have formed him and breathed My Ruh into him, fall down in prostration in front of him!’

Al-Hilali & Khan

"So, when I have fashioned him completely and breathed into him (Adam) the soul which I created for him, then fall (you) down prostrating yourselves unto him."

Ali Quli Qarai

So when I have proportioned him and breathed into him of My spirit, then fall down in prostration before him. ’

Amatul Rahman Omar

`So when I have shaped him in perfection and have breathed My revelation into him, fall you down in submission to him. '

Arthur John Arberry

When I have shaped him, and breathed My spirit in him, fall you down, bowing before him!'

Bijan Moeinian

"When I shaped him and breathed into him of My spirit, you must fall prostrate before him. "

E. Henry Palmer

'And when I have fashioned it, and breathed into it of my spirit, then fall ye down before it adoring. '

Edip-Layth

"So when I perfect him, and blow of My Spirit in him, you shall fall prostrate to him."

George Sale

when therefore I shall have completely formed him, and shall have breathed of my spirit into him; do ye fall down and worship him.

Hamid S. Aziz

So when I have fashioned it, and breathed into it of My Spirit, then fall you down before him, prostrating yourselves before him (in obeisance). "

Mahmoud Ghali

So, when I have molded him and breathed into him of My Spirit, fall down to him prostrating!"

Marmaduke Pickthall

So, when I have made him and have breathed into him of My Spirit, do ye fall down, prostrating yourselves unto him.

Mohamed Ahmed - Samira

And when I have fashioned him and breathed into him of My spirit, bow before him in homage;"

Muhammad Asad

and when I have formed him fully and breathed into him of My spirit, fall down before him in prostration!

Mustafa Khattab

So when I have fashioned him and had a spirit of My Own ˹creation˺ breathed into him, fall down in prostration to him."

Progressive Muslims

"So when I perfect him, and blow of My spirit in him, you shall submit to him. "

Sahih International

And when I have proportioned him and breathed into him of My [created] soul, then fall down to him in prostration. "

Sam Gerrans

“And when I have formed him and breathed into him of My Spirit, then fall down, to him in submission,”

Shabbir Ahmed

And when I have perfected him in due proportion and breathed into him something of My Energy, bow before him. " (That something will be the gift of free will, the ability to make decisions (76:3)).

Syed Vickar Ahamed

"So, when I have fashioned him (Adam, the first man) in the his proper measures and breathed into him (Adam), the soul that I (Allah) created for him, then you (angels) fall down prostrate (in a show of respect) for him. "

Taqi Usmani

When I form him perfect, and blow in him of My spirit, then you must fall down before him in prostration."

The Monotheist Group

"Sowhen I evolve him, and blow from My Spirit in him, you shall yield to him."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et dès que Je lʹaurai harmonieusement formé et lui aurai insufflé Mon souffle de vie, jetez-vous alors, prosternés devant luiʺ.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als Ik hem gevormd heb en hem iets van Mijn geest heb ingeblazen, valt dan in eerbiedige buiging voor hem neer.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als ik hem dus volkomen gevormd en mijn geest in hem geblazen zal hebben zult gij dan voor hem nedervallen en hem aanbidden?

Hollandaca — Siregar

Toen Ik hem vervolmaakt had en Mijn (geschapen) Geest erin geblazen had, toen knielden zij (de Engelen) voor hem.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда Я выровняю его [придам полный облик] и вдуну от Моего духа [духа, которым Я владею] [когда он оживет], то (приветствуя его и выражая свое почтение ему) падите, пред ним [пред первым человеком] совершая поклон ниц!»

Rusça — Osmanov

Когда же Я отолью его и вдохну в него от Моего духа, то падите перед ним ниц и бейте челомʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och när Jag har format henne och andats in i henne något av Min ande, fall då ned på era ansikten inför henne!ʺ