Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız" demiştik.
وَاِذْ نَتَقْنَا الْجَبَلَ فَوْقَهُمْ كَاَنَّهُ ظُلَّةٌ وَظَنُّوا اَنَّهُ وَاقِعٌ بِهِمْ خُذُوا مَا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
ve iƶ neteḳnā l-cebele fevḳahum keennehu Zulletun ve Zennū ennehu vāḳiǔn bihim ḣuƶū mā āteynākum bi ḳuvvetin ve ƶkurū mā fīhi leǎllekum tetteḳūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Hani biz, dağı âdetâ bir gölgelik gibi çekmiş, üstlerine doğru yüceltmiştik de nerdeyse üstlerine düşecek sanmışlardı. Size verdiğimiz kitabı kuvvetle, azimle tutun, içinde ne varsa hatırlayıp ona göre hareket edin de sakınanlardan olun demiştik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Hani biz, dağı âdetâ bir gölgelik gibi çekmiş, üstlerine doğru yüceltmiştik de nerdeyse üstlerine düşecek sanmışlardı. Size verdiğimiz kitabı kuvvetle, azimle tutun, içinde ne varsa hatırlayıp ona göre hareket edin de sakınanlardan olun demiştik.
Adem Uğur
Bir zamanlar dağı İsrailoğullarının üzerine gölge gibi kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar. "Size verdiğimiz (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın ki korunasınız" dedik.
Ahmed Hulusi
Hani o dağı sanki bir gölgelik gibi üstlerinde yükseltip kaldırmıştık da, o üzerlerine düşüp, kendilerini helak edecek diye düşünmüşlerdi. . . "Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve onda olanı hatırlayıp düşünün ki korunabilesiniz. "
Ahmet Tekin
Bir zamanlar, o dağı, Tûr’u gölgelik gibi kaldırıp silkeleyerek İsrailoğulları’nın üstüne çekmiştik. Dağı üstlerine düşecek sandılar. 'Size verdiğimiz kitaba sıkı sıkı sarılın, sorumluluğuna pürdikkat sahip çıkın. İçindekileri ezberleyin, iyi düşünüp tahlil edin. Allah’a sığınıp, emirlerine yapışmanıza günahlardan arınıp, azaptan korunmanıza, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmanıza, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmanıza vesile olur' demiştik.
Ahmet Varol
Bir zamanlar dağı, onların üzerlerine doğru adeta bir gölgelik gibi yükseltmiştik de onun başlarına düşeceğini sanmışlardı. 'Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve içinde bulunanları düşünün, olur ki sakınırsınız.'
Ali Bulaç
Bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine geçirmiştik. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki:) "Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün, ki sakınasınız."
Ali Fikri Yavuz
Biz, bir vakit Tur dağını söküp İsraîloğullarının üzerine, gölgelik imiş gibi kaldırmıştık. Onlar, onu gerçekten üzerlerine düşecek sanmışlardı. Kendilerini bununla korkutup şöyle demiştik: “- Size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindeki emirlerle yasakları hatırlayın, düşünün. Olur ki, Allah’dan korkar, sakınırsınız.
Ali Rıza Safa
Dağı, bir gölgelik gibi onların üzerine kaldırdığımızda, üstlerine düşeceğini sanmışlardı. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve içindekilerini aklınızda tutun; böylece, belki sorumluluk bilincine erişirsiniz!"
Bayraktar Bayraklı
Bir zamanlar, dağı İsrailoğulları'nın tepesine bir gölgelik gibi çekmiştik de onu üstlerine düşüyor sanmışlardı. "Size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutunuz ve içindekini hatırınızdan çıkarmayınız ki korunabilesiniz" dedik.
Bekir Sadak
Tur dagini, golgelik gibi onlarin uzerlerine yukseltmistik, onlar tepelerine dusecegini sanmislardi. Onlara: «Size verdigimiz Kitap'a sikica sarilin, icinde olani dusunun ki sakinanlardan olasiniz» demistik. *
Celal Yıldırım
Ve bir vakit biz (Tür) dağını onların üzerine bir gölgelik gibi kaldırıp tutmuştuk da, üzerlerine düşecek sanmışlardı. Size verdiğimizi bütün gücünüzle tutun ve içindekini düşünüp hatırınızdan çıkarmayın ; olur ki (Allah'tan saygı ile korkup kötülüklerden) sakınırsınız.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Bir zamanlar İsrâiloğulları’nın üzerine dağı bir gölgelik gibi kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar. “Size verdiğimize (kitaba) kuvvetle sarılın ve içinde olanı aklınızda tutun ki korunasınız” dedik.
Diyanet İşleri
Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız" demiştik.
Diyanet İşleri (eski)
Tur dağını, gölgelik gibi onların üzerlerine yükseltmiştik, onlar tepelerine düşeceğini sanmışlardı. Onlara: 'Size verdiğimiz Kitap'a sıkıca sarılın, içinde olanı düşünün ki sakınanlardan olasınız' demiştik.
Diyanet Vakfi
Bir zamanlar dağı İsrailoğullarının üzerine gölge gibi kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar. «Size verdiğimi (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın ki korunasınız» dedik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hani bir zamanlar biz o dağı gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de üzerlerine düşüyor zannettikleri bir sırada demiştik ki; «size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın, umulur ki korunursunuz.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hani bir zamanlar Biz o dağı bir gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de üzerlerine düşüyor zannetikleri bir sırada demiştik ki: "Size verdiğimiz Kitabı sıkıca tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın, umulur ki korunursunuz!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem bir vakıt biz o dağı bir gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de kendilerine düşüyor zannettikleri bir halde demiştik ki size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın gerektir ki korunursunuz
Erhan Aktaş
Hani! Biz, dağı gölgelik gibi üzerlerine kaldırmıştık da onlar da üzerlerine düşecek sanmışlardı. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın, içindeki öğüdü tutun ki takva sahibi olabilesiniz."
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Hani! Biz, dağı gölgelik gibi üzerlerine kaldırmıştık da onlar da üzerlerine düşecek sanmışlardı. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın, içindeki öğüdü tutun ki takva sahibi olabilesiniz."
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Hani! Biz, dağı gölgelik gibi üzerlerine kaldırmıştık da onlar da üzerlerine düşecek sanmışlardı. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın, içindeki öğüdü tutun ki takva sahibi olabilesiniz."
Fizilal-il Kuran
Hani o dağı (Tur Dağı'nı) başları üzerine çıkarmıştık, onlar dağın üzerlerine düşeceğini sanmışlardı. Bu durumda kendilerine «Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılınız ve içindeki mesajları sürekli aklınızda tutunuz.
Gültekin Onan
Bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine geçirmiştik/kaldırmıştık. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki:) "Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün ki sakınasınız."
Hamdi Döndüren
Bir zamanlar, (Tur) dağını İsrail oğullarının üzerine bir gölgelik gibi kaldırmıştık. Onlar onu üstlerine düşecek sanmışlardı. “Size verdiğimiz kitaba sımsıkı sarılın ve içinde olanları iyice düşünün ki sakınmış olasınız!” (demiştik).
Hasan Basri Çantay
Biz bir zaman dağı, sanki o bir gölgelik imiş gibi, çekib (İsrail oğullarının) üstlerine kaldırmışdık. Onlar hakıykaten bu, kendilerine düşecek sanmışlardı. (İşte o vakit): "Size verdiğimiz (kitab) ı kuvvetle (ciddiyetle, azm ile) tutun. Onda olanı düşünün. Taki (kötülükden) sakınmış olasınız" (demişdik).
Hasib Asutay
Bir zamanlar dağı sanki bir gölgelikmiş gibi yükseltmiştik de (onlar) üstlerine düşecek sandılar; 'Size verdiğimizi (kitabı) kuvvetle tutun ve içinde olanları hatırlayın ki, korunasınız' dedik.
Hayrat Neşriyat
Bir zaman (Tûr) dağı(nı), bir gölgelikmiş gibi üzerlerine kaldırmıştık da, gerçekten onu (üstlerine düştü düşecek) olan bir şey zannetmişlerdi. (Onlara:) 'Size verdiğimizi(Kitâb’ı) kuvvetle tutun ve içinde olanları hatırlayın, tâ ki (ona muhâlefetten) sakınasınız!'(diye emretmiştik).
İbni Kesir
Hani, Biz dağı üzerlerine gölgelik gibi kaldırmıştık da, onlar tepelerine düşecek sanmışlardı. Size verdiğimizi kuvvetle tutun. Ve onda olanı düşünün ki; sakınasınız.
Mehmet Okuyan
Hani üstlerine düşeceğini sandıkları (Sînâ) Dağı’nı onların üzerine gölge gibi kaldırmıştık. (Onlara) “Size verdiğimizi (Kitabı) kuvvetle alın (sıkıca tutunun) ve içinde olanı hatırlayın ki takvâlı (duyarlı) olabilesiniz.” (demiştik).
Muhammed Esed
Ve Sina Dağını, adeta bir gölge gibi İsrailoğullarının tepesinde salladığımız ve onların da dağın üzerlerine yıkılacağını düşündükleri zaman (onlara dememiş miydik:) "Size bahşettiğimiz kitaba sıkıca sarılın ve onun içindekileri aklınızda iyi tutun, ki Allaha karşı sorumluluk bilincine erişesiniz"?
Mustafa İslamoğlu
Ve Biz (Sina) Dağı'nı bir gölgelik gibi tepelerine dikip, onların dağın üzerlerine yıkılacağını zannettikleri o zaman da (demiştik): "Size bahşettiğimiz vahye sımsıkı sarılın ve onun ilkelerini aklınızdan çıkarmayın ki, sorumluluğunuzu yerine getirmiş olasınız!"
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve bir vakit, dağı sanki o bir gölgelik imiş gibi onların üstlerine koparıp kaldırmıştı. Ve sandılar ki, o hakikaten üstlerine düşecek. (Onlara dedik ki:) «Size verdiğimizi kuvvetle tutun, ve onda olanı zikrediniz, ihtimal ki, sakınırsınız.»
Ömer Öngüt
Bir zaman da dağı üzerlerine gölge gibi kaldırıp tutmuştuk da, üstlerine düşecek sandılar. “Size verdiğimiz (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın. Umulur ki sakınırsınız. ” dedik.
Suat Yıldırım
Hem bir vakit biz o dağı bir gölgelik gibi İsrailoğullarının başlarının üstüne kaldırmıştık da onlar, dağın üzerlerine düşeceğini sanmışlardı. O zaman demiştik ki: Size verdiğimiz bu kitab’a ciddiyetle sarılın ve içindeki gerçekleri düşünüp hiç hatırınızdan çıkarmayın ki Allah’ı sayıp kötülüklerden sakınasınız.
Süleyman Ateş
Bir zaman da üzerlerine dağı, bir gölge gibi kaldırmıştık, üstlerine düşecek sanmışlardı: "Size verdiğim(Kitap)ı kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlay(ıp yap)ın ki (azabımızdan) korunasınız!" (demiştik).
Süleymaniye Vakfı
Bir gün o dağı (Tur-i Sina'yı) yerinden söküp üzerlerine kaldırdık, adeta bir gölgelik gibi oldu. Başlarına düşecek sandılar. "Size verdiğimize (kitaba) sıkı sarılın. İçindeki bilgiyi aklınızdan çıkarmayın ki yanlışlardan sakınasınız." dedik.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bir gün o dağı adeta bir gölgelik gibi üzerlerine kaldırdık; başlarına düşeceğini sandılar. "Size verdiğimizi(Tevrat'ı) sıkı tutun. İçindekilerini düşünün ki kendinizi koruyabilesiniz" dedik.
Şaban Piriş
Dağı onların üzerine kaldırmıştık. Sanki o gölgelik gibiydi. Öyle ki başlarına düşeceğini zannettiler. Size verdiğimize kuvvetle sarılın. Onun içinde olanları aklınızda tutun ki korunabilesiniz!
Tefhim-ul Kuran
Bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine geçirmiştik. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki:) «Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün, umulur ki korkup sakınırsınız.»
Ümit Şimşek
Hani Biz dağı onların üzerine gölgelik gibi kaldırmıştık da üzerlerine düşüverecek sanmışlardı. 'Size verdiğimiz kitaba bütün gücünüzle sarılın; onda olanları hatırlayın ki korunmuş olasınız' demiştik.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir zaman, dağı tepelerine bir gölgelik gibi çekmiştik de onu üstlerine düşüyor sanmışlardı. "Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın ki korunabilesiniz."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Bir zaman dağı yerindən qoparıb onların başı üstünə bulud kimi qaldırmışdıq və onlar da elə zənn etmişdilər ki, dağ onların üstünə düşəcək. Biz onlara: “Sizə verdiyimizdən möhkəm yapışın və içindəkiləri xatırlayın ki, bəlkə, qorxasınız!”– demişdik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Bir zaman dağı (Tur dağını) yerindən qoparıb onların (İsrail oğullarının) başı üstünə kölgəlik (tavan) kimi qaldırmışdıq və onlar da elə güman etmişdilər ki, dağ üstlərinə düşəcək. Onlara: ″Sizə verdiyimizdən (Tövratdan) möhkəm yapışın, orada olanları yada salın ki, bəlkə, pis əməllərdən çəkinəsiniz!″ – demişdik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Einst hoben Wir den Berg über ihnen wie einen Nebelstreif. Sie dachten, er würde auf sie herabfallen. Wir sprachen: ʺHaltet an den Offenbarungen fest, die Wir euch gewährt haben und denkt über ihren Sinn nach, auf daß ihr gottesfürchtig werdet!ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Und als Wir den Berg über sie heraushoben, als wäre er ein Schattendach, und sie glaubten, er würde auf sie fallen: ʺHaltet fest an dem, was Wir euch gegeben haben, und gedenkt dessen, was es enthält, auf daß ihr gottesfürchtig werden möget!ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Und da Wir den Berg über ihnen schüttelten, als wäre er ein Schattenspender, und sie dachten, er würde auf sie stürzen (,da sprachen Wir): ʺ Haltet fest, was Wir euch gegeben haben, und denkt daran, was darin steht, auf daß ihr gottesfürchtig werden möget.ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Und (erinnere daran), als WIR den Berg über sie erhoben haben, als wäre er eine Wolke, und sie dachten, daß er doch auf sie herabfallen würde. Nehmt mit Ernsthaftigkeit, was WIR euch zuteil werden ließen und entsinnt euch dessen, damit ihr Taqwa gemäß handelt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And you Ahl AL-Kitab had better recall to the mind that once when your fathers camped at the foot of the Mount and heaven thundered and the awe - inspiring echoes thundered in their ears as We entered with them into a covenant, and We stabilized the Mount above them when it shook with such fits of awe for the profound reverence dutiful to Allah and they thought it was collapsing over their heads. There and then did We say to them: " Adhere to all We have imparted to you -AL-Tawrah- and observe the code of discipline and body of regulations and hold them in esteem and hold to your promise and pay attention and regard to it and be mindful of Our commandments, you may hopefully entertain the profound reverence dutiful to Me".
Abdul Haleem
When We made the mountain loom high above them like a shadow, and they thought it would fall on them, We said, ‘Hold fast to what We have given you, and remember what it contains, so that you may remain conscious of God.’
Abdullah Yusuf Ali
When We shook the Mount over them, as if it had been a canopy, and they thought it was going to fall on them (We said): "Hold firmly to what We have given you, and bring (ever) to remembrance what is therein; perchance ye may fear Allah."
Abul A'la Maududi
And recall when We shook the mountain over them as though it were a canopy, and they thought that it was going to fall over them; and We said: 'Hold firmly to that which We have given you, and remember what is in it, that you may guard against evil.
Aisha Bewley
When We uprooted the mountain, lifting it above them like a canopy, and they thought it was about to fall on them: ‘Seize hold vigorously of what We have given you and remember what is in it, so that hopefully you will have taqwa. ’
Al-Hilali & Khan
And (remember) when We raised the mountain over them as if it had been a canopy, and they thought that it was going to fall on them. (We said): "Hold firmly to what We have given you [i.e. the Taurât (Torah)], and remember that which is therein (act on its commandments), so that you may fear Allâh and obey Him."
Ali Quli Qarai
When We plucked the mountain [and held it]above them as if it were a canopy (and they thought it was about to fall on them): ‘Hold on with power to what We have given you and remember that which is in it, so that you may be Godwary. ’
Amatul Rahman Omar
And (make them recall the time) when We shook (due to the quake) the Mount (Sinai) above them, as though it were to be a shade above them (like a wall) and they thought it was about to fall on them. (We said,) `Hold fast to that which We have given you and remember its contents that you might become secure against evil.'
Arthur John Arberry
And when We shook the mountain above them as if it were a canopy, and they supposed it was about to fall on them: 'Take forcefully what We have given you, and remember what is in it; haply you will be godfearing. '
Bijan Moeinian
I raised the mountain above them like an umbrella and they thought that they will be crushed by it. Then I said to them: "Hold fast to this Book and remember its commandments so that you may attain righteousness.
E. Henry Palmer
And when we shook the mountain over them, as though it were a shadow, and they thought it would fall upon them (saying), 'Take ye what we have given you with firmness, and remember what is therein; haply ye may fear. '
Edip-Layth
When We raised the mountain above them as if it were a cloud, and they thought it would fall on them: "Take what We have given you with strength and remember what is in it that you may be aware."
George Sale
And when We shook the mountain over them as though it were a covering and they thought it was going to fall on them, We said, 'Hold fast that which We have given you and remember what is therein that you may guard against evil. '
Hamid S. Aziz
And when We shook the mountain over them, as though it were a covering, and they thought it would fall upon them, We said, "Take you what We have given you with firmness, and remember what is therein; per chance (or possibly) you may fear Allah. "
Mahmoud Ghali
And (remember) as We agitated the mountain above them as if it were an overshadowing (awning) and they expected it was going to fall down on them: "Take powerfully what We have brought you, and remember what is in it, that possibly you would be pious. ".
Marmaduke Pickthall
And when We shook the Mount above them as it were a covering, and they supposed that it was going to fall upon them (and We said): Hold fast that which We have given you, and remember that which is therein, that ye may ward off (evil).
Mohamed Ahmed - Samira
The day We shook the mountain above them like an awning, and they feared it would fall over them, (We said): "Hold fast to what We have given you, and bear in mind what is (said) therein so that you may take heed. "
Muhammad Asad
And [did We not say, ] when We caused Mount Sinai to quake above the children of Israel as though it were a [mere] shadow, and they thought that it would fall upon them, "Hold fast with [all your] strength unto what We have vouchsafed you, and bear in mind all that is therein, so that you might remain conscious of God"?
Mustafa Khattab
And ˹remember˺ when We raised the mountain over them as if it were a cloud and they thought it would fall on them.[1] ˹We said,˺ "Hold firmly to that ˹Scripture˺ which We have given you and observe its teachings so perhaps you will become mindful ˹of Allah˺."
Progressive Muslims
And We raised the mountain above them as if it were a cloud, and they thought it would fall on them: "Take what We have given you with strength and remember what is in it that you may be righteous. "
Sahih International
And [mention] when We raised the mountain above them as if it was a dark cloud and they were certain that it would fall upon them, [and Allah said], "Take what We have given you with determination and remember what is in it that you might fear Allah. "
Sam Gerrans
And when We raised the mountain above them as if it were a canopy: — and they supposed it was to fall upon them — “Hold fast what We give you; and remember what is therein, that you might be in prudent fear.”
Shabbir Ahmed
They must recall that the Mount Sinai stands over them as a telling Witness. The mountain could shake with a quake and fall to be level with them but the Divine Guidance is the unwavering Truth (13:31), (59:61). We said, "Hold fast the Scripture We have given you and work the teachings in it, so that you may live upright."
Syed Vickar Ahamed
And (remember), when We shook the mount over them, as if it had been a cloud, and they thought it was going to fall on them (We said): "Hold firmly to what We have given to you, and (always) remember what is in there, so that you fear Allah and obey Him. "
Taqi Usmani
When We raised the mountain over them as though it were a canopy, and they thought it was falling upon them, (We said,) "Adhere firmly to what We have given you and remember what is therein, so that you may become God-fearing."
The Monotheist Group
And We raised the mountain above them as if it were a cloud, and they thought it would fall on them: "Take what We have given you with strength and remember what is in it that you may be righteous."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et lorsque Nous avons brandi au-dessus dʹeux le Mont, comme si cʹeût été une ombrelle. Ils pensaient quʹil allait tomber sur eux. ʺTenez fermement à ce que Nous vous donnons et rappelez-vous son contenu. Peut-être craindrez vous Allahʺ.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Di bîr bîne, wê dema me Çiyayê Tûr di ser gelê Mûsa re mîna banekî/sîwanekê bilind kir û guman dikirin ku ew ê bi ser wan de bikeve. (Me ji wan re got) Ev a me daye we ji dil û bi hêz bigirin, ya ku di nav de ye bînin bîra xwe da qene hûn (ji ezabê min) xwe biparêzin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En toen Wij de berg boven hen ophieven alsof hij een stapelwolk was en zij meenden dat hij op hen zou vallen: ʺHoudt aan wat Wij jullie gegeven hebben stevig vast en gedenkt wat erin staat; misschien zullen jullie godvrezend worden.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
En toen wij den berg Sinaï over hen oprichtten, als ware het een deksel, en zij zich verbeeldden, dat die op hen viel, zeiden wij: ontvang de wet die wij u hebben gebracht met eerbied; en gedenk wat daarin is bevat, opdat gij u in acht moogt nemen.
Hollandaca — Siregar
En (gedenkt) toen Wij de berg boven hen verhieven alsof hij een gewelf van wolken was, en zij dachten dat hij op hen zou vallen, (en Wij zeiden:) ʺHoudt jullie stevig vast aan wat jullie is gegeven en gedenkt wat er in (de Schrift) staat. Hopelijk zullen jullie (Allah) vrezen.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вот подняли Мы гору над ними [над потомками Исраила], словно тучу, и думали они, что она падет на них (если они не примут законы Торы). Возьмите то, что Мы привели к вам, с силой [усердствуйте в исполнении ее] и вспоминайте, что в ней [в Торе], – чтобы (этим) вы остерегались (наказания Аллаха)!
Rusça — Osmanov
[Вспомни,] как Мы вознесли гору Синай над [головами] сынов Исраила словно тучу. Они было подумали, что она рухнет на них, [и Мы сказали]: ʺТвердо стойте на том, что Мы даровали Вам, помните, что там содержится: быть может, вы станете богобоязненнымиʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och (minns) att Vi lyfte upp berget Sinai och lät det sväva över dem som en baldakin - de trodde att det skulle falla över dem - (och Vi sade): ʺHåll med kraft fast vid det som Vi har uppenbarat för er och bevara dessa (ord) i era hjärtan - kanske skall ni frukta Gud.ʺ