Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَنِي اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلٰى شَهِدْنَا اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِلِينَ

ve iƶ eḣaƶe rabbuke min benī ādeme min Zuhūrihim ƶurriyyetehum ve eşhedehum ǎlā enfusihim e lestu bi rabbikum ḳālū belā şehidnā en teḳūlū yevme l-ḳiyāmeti innā kunnā ǎn hāƶā ğāfilīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶve hani
2اَخَذَeḣaƶeا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekalmıştı
3رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
4مِنْmin-ndan
5بَنِيbenīب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğulları-
6اٰدَمَādemeادمAdem
7مِنْmin-nden
8ظُهُورِهِمْZuhūrihimظ ه رGörünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmakbelleri-
9ذُرِّيَّتَهُمْƶurriyyetehumذ ر رSaçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek.zürriyetlerini
10وَاَشْهَدَهُمْve eşhedehumش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.ve şahid tutmuştu
11عَلٰٓىǎlāonları
12اَنْفُسِهِمْenfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendilerine
13اَلَسْتُe lestuل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirben değil miyim?
14بِرَبِّكُمْbi rabbikumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyüksizin Rabbiniz
15قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
16بَلٰىbelāevet
17شَهِدْنَاşehidnāش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahidiz
18اَنْen
19تَقُولُواteḳūlūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemeyesiniz
20يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü
21الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
22اِنَّاinnābiz elbette
23كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidik
24عَنْǎn-ndan
25هٰذَاhāƶābu-
26غَافِلِينَğāfilīneغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşanhabersiz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani Rabbin Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini izhâr etmişti de kendilerini kendilerine tanık tutarak ben, Rabbiniz değil miyim demişti; onlar da evet, tanığız, Rabbimizsin demişlerdi. Bu da kıyâmet günü bizim bundan haberimiz yoktu dememeniz içindir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hani Rabbin Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini izhâr etmişti de kendilerini kendilerine tanık tutarak ben, Rabbiniz değil miyim demişti; onlar da evet, tanığız, Rabbimizsin demişlerdi. Bu da kıyâmet günü bizim bundan haberimiz yoktu dememeniz içindir.

Adem Uğur

Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler.

Ahmed Hulusi

Hani Rabbin Ademoğullarından, onların bellerinden (menilerinden, genlerinden) kendi zürriyetlerini alıp; onları kendi nefslerine şahitlendirerek sordu: "Elestu BiRabbiküm = Rabbiniz değil miyim?", (onlar da) "KALU = dediler, BELA = evet, Şehidna = bilfiil şahidiz". . . Kıyamet sürecinde, "Biz bundan kozalıydık (gafildik)" demeyesiniz! (İslam fıtratı üzerine yaratılır tüm insanlar konusunu anlatmakta. . . A. H. )

Ahmet Tekin

Rabbinin, gelecek nesillerinin dinî, ahlâkî ve insanî eğitimi ile ilgili, sorumluluklarını da sırtlarına yükleyerek Âdemoğulları’ndan, kendisini tanıma, iman, kulluk, ibadet ve mükellefiyet taahhüdü aldığını ve onları kendilerine, birbirlerine şahit göstererek: 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' dediğinde: 'Elbette Rabbimizsin, seni Rab tanıdığımıza, iman ettiğimize, sözleşmemizdeki ortak taahhüdümüze, Allah’a iman, kulluk, ibadet ve sorumluluk bilincimize biz de şâhidiz' dediklerini insanlara hatırlat. Bunlar kıyamet günü: 'Biz bundan habersizdik' diyerek itiraz edememeniz içindir.

Ahmet Varol

Hani Rabbin Adem oğullarının sırtlarından soylarını (zürriyetlerini) almış ve onları kendi kendilerine karşı şahit tutmuştu: 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' Onlar: 'Evet, Rabbimizsin. Buna şahidiz' demişlerdi. Kıyamet gününde: 'Biz bundan habersizdik' demeyesiniz diye.

Ali Bulaç

Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

Ali Fikri Yavuz

Hatırla ki, Rabbin, Âdemoğullarının sulblerinden zürriyetlerini çıkarıp da onları nefislerine karşı şâhid tutarak; “-Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye buyurduğu vakit onlar da; “- Evet, Rabbimizsin, şâhid olduk”, demişlerdi. Bu şâhid tuşumuzun sebebi, kıyamet günü, bizim bundan haberimiz yoktu, dersiniz diyedir.

Ali Rıza Safa

Efendin, Âdemoğullarının sırtından soylarını çıkardığında, kendi benliklerine onları tanık yapmıştı: "Ben, Efendiniz değil miyim?" "Evet, tanık olduk!" dediler. Yeniden Yaratılış Günü'nde, "Bundan habersizdik!" diyemezsiniz.

Bayraktar Bayraklı

Hani kıyamet gününde, "Biz bundan habersizdik" demeyesiniz diye, Rabbin, Ademoğulları'ndan, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onlar da, "Evet, buna şahit olduk" dediler.

Bekir Sadak

(172-17) 3 Rabbin, insanoglunun sulbunden soyunu alip devam ettirmis, onlara: «Ben sizin Rabbiniz degil miyim» demis ve buna kendilerini sahit tutmustu. Onlar da: «Evet sahidiz» demislerdi. Bu, kiyamet gunu, «Bizim bundan haberimiz yoktu» dersiniz veya «Daha once babalarimiz Allah'a ortak kosmuslardi, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, bosa calisanlarin yaptiklarindan oturu yok eder misin?» dersiniz diyedir.

Celal Yıldırım

Hani Allah Âdem oğullarından (onların) sırtlarından soylarını alıp, onları kendilerine karşı şâhid tutmuştu da: «Rabblniz değil miyim?» (buyurmuştu). Onlar da «Evet şahidiz» diye cevap vermişlerdi. Bu da Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu dememeniz,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rabbin Âdemoğulları’ndan -onların sırtlarından- zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? “Elbette öyle! Tanıklık ederiz” dediler. Böyle yaptık ki kıyamet gününde, “Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyesiniz;

Diyanet İşleri

Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

Diyanet İşleri (eski)

(172-173) Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim' demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: 'Evet şahidiz' demişlerdi. Bu, kıyamet günü, 'Bizim bundan haberimiz yoktu' dersiniz veya 'Daha önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?' dersiniz diyedir.

Diyanet Vakfi

Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» dediği vakit, «pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz» dediler. (Bunu) kıyamet günü «Bizim bundan haberimiz yoktu.» demeyesiniz diye (yapmıştık).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem Rabbin Ademoğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp onları nefislerine karşı şahit tutarak: "Rabbiniz değil miyim?" diye şahit gösterdiği zaman "Evet Rabbimizsin, şahidiz !" dediler. Kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu!" demeyesiniz,

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem rabbın: Beni Ademden, bellerinden zürriyyetlerini alıb da onları nefislerine karşı şahid tutarak "rabbınız değilmiyim" diye işhad ettiği vakıt, "evet" dediler: "şahidiz", Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz

Erhan Aktaş

Kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik." demeyesiniz diye. Rabb'in, ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı. Ve onları kendilerine tanık yaptı. "Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?" dedi. "Evet, Rabb'imizsin, Tanıklık ediyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik." demeyesiniz diye. Rabb'in, ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı. Ve onları kendilerine tanık yaptı. "Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?" dedi. "Evet, Rabb'imizsin, Tanıklık ediyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik." demeyesiniz diye Rabb'in, ademoğullarının bellerinden soylarını çıkardı ve onları kendilerine tanık yaptı. Ben sizin Rabb'iniz değil miyim? dedi. "Evet, Rabb'imizsin, tanıklık ediyoruz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Hani Rabbin, Ademoğulları'ndan onların bellerinden soylarını dışarı aldı ve Ben sizin Rabbiniz değil miyim? diyerek kendilerini birbirine şahit tutmuştu da onlar da «Evet şahidiz» demişlerdi. Allah kıyamet günü şöyle diyemeyesiniz diye bunu böyle yaptı; «bizim bundan haberimiz yoktu.»

Gültekin Onan

Hani rabbin Adem ouğlarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefslerine karşı tanıklar kılmıştı / tanıklık ettirmişti: "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (rabbimizsin), tanıklık ettik" demişlerdi. (Bu) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

Hamdi Döndüren

Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik dememeniz için Rabbin, Âdem oğullarının bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine tanık tuttu ve dedi ki: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (Onlar), “Evet Rabbimizsin, tanık olduk.” dediler.

Hasan Basri Çantay

Hani Rabbin Adem oğullarından, onların sırtlarından zürriyyetlerini çıkarıb kendilerini nefslerine şahid tutmuş, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişdi). Onlar da: "Evet, (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (İşte bu şahidlendirme) kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yokdu" dememeniz içindi.

Hasib Asutay

Kıyamet gününde 'Biz bundan habersizdik' demeyesiniz diye Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkarmış, onları kendilerine şahit tutarak 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' demiş, (onlar da:) 'Evet, (buna) şahit olduk' demişlerdi.

Hayrat Neşriyat

Hani Rabbin, Âdemoğullarının bellerinden zür riyetlerini çıkarıp da onları kendilerine karşı şâhid tutmuştu (ve buyurmuştu ki:) '(Ben) sizin Rabbiniz değil miyim?' (Bütün ruhlar) قاَلُو بَلٰي (dediler ki:) '(Evet! Sen bizimRabbimizsin!) Şâhid olduk!' Tâ ki kıyâmet günü: 'Doğrusu biz bundan habersiz kimselerdik!' demeyesiniz.

İbni Kesir

Hani Rabbın; ademoğullarının sülbünden soyunu çıkarmış ve kendilerini nefislerine şahid tutmuş. Ben, sizin Rabbınız değil miyim? demişti. Onlar da demişlerdiki: Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet günü: Bizim bundan haberimiz yoktu, demeyesiniz.

Mehmet Okuyan

Hani Rabbin âdemoğullarından, onların sırtlarından nesillerini çıkarıp (yaratıp) onları kendilerine şahit tutmuş ve “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (demiş), onlar da “Evet, buna şâhidiz” demişlerdi. Kıyamet gününde “Biz bundan habersizdik.” dersiniz diye,

Muhammed Esed

Ve senin rabbin, her ne zaman Ademoğullarının sulblerinden onların soylarını çıkaracak olsa, onları kendileri hakkında tanıklık etmeye çağırır: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onlar, cevaben: "Elbette!" derler, "Buna tanıklık ederiz!" (Bunu, böylece hatırlatıyoruz ki) Kıyamet Gününde, "Doğrusu, bizim bundan haberimiz yoktu" demeyesiniz,

Mustafa İslamoğlu

Ve Rabbin, Ademoğlunun sulbünden onların nesillerini çıkardığı her zaman, onları kendileri hakkında tanık kıldı: "Ben değil miyim sizin Rabbiniz?" Onlar da "Kesinlikle" dediler, "buna biz şahidiz!" (Bunu hatırlattık) ki, Kıyamet Günü bizim bu gerçekten haberimiz yoktu demeyesiniz,

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o zaman ki, Rabbin ademoğullarından, onların sırtlarından zürriyetlerini aldı. Ve onları kendi nefisleri üzerine şahit tuttu. «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» dedi, (onlar da) «Evet. Şahidiz» dediler. (Bu da) Kıyamet günü, «Biz bundan muhakkak ki gâfiller idik,» demeyesiniz içindir.

Ömer Öngüt

Hani Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkarıp almıştı ve onları kendi kendilerine karşı şâhit tutmuştu. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da: “Evet Rabbimizsin, buna şâhidiz. ” dediler. İşte bu şâhitlendirme, kıyamet günü: “Bizim bundan haberimiz yoktu. ” dememeniz içindi.

Suat Yıldırım

(172-173) Rabbinin Âdem evlatlarından, misak aldığını da düşünün! Rabbin onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onların kendileri hakkında şahitliklerini isteyerek "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" buyurunca onlar da "Elbette!" diye ikrar etmişlerdi. Kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu!" yahut: "Ne yapalım, daha önce babalarımız Allah’a şirk koştular, biz de onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o bâtılı başlatanların yaptıkları sebebiyle bizi imha mı edeceksin?" gibi bahaneler ileri sürmeyesiniz diye Allah bu ikrarı aldı.

Süleyman Ateş

Rabbin, Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye onları kendilerine şahid tutmuştu. "Evet, (buna) şahidiz!" dediler. kıyamet günü "Biz bundan habersizdik!" demeyesiniz.

Süleymaniye Vakfı

Rabbin Ademoğullarından, onların arka taraflarından nesillerini alıp, onları kendilerini bağlayacak şekilde "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye şahit tuttuğunda, onlar "Elbette Rabbimizsin! Biz buna şahit olduk!" derler. Yoksa kıyamet /mezardan kalkış günü, "Biz bunun farkında değildik." derdiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbin, Ademoğullarının bellerinden nesillerini aldığında onları kendilerine karşı şöyle şahit tuttu: "Ben sizin Rabbiniz (Sahibiniz) değil miyim?" Onlar da "Evet! Sahibimizsin. Biz buna şahidiz." dediler. Artık kıyamet günü, "Biz bunun farkında değildik" diyemezsiniz.

Şaban Piriş

Rabbi, Ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı ve onları kendilerine şahit tuttu. -Ben, sizin Rabbiniz değil miyim? dedi. Onlar: -Şüphesiz sen bizim Rabbimizsin, biz de şahidiz, dediler. Kıyamet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz diye...

Tefhim-ul Kuran

(Ey Peygamber insanlara şu zamanı hatırlat ki) hani Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» (demişti de) onlar: «Evet (Rabbimizsin), şahit olduk» demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: «Biz bundan habersizlerdik» demenizi (önlemek) içindir.

Ümit Şimşek

Hani Rabbin, Âdem oğullarının bellerinden soylarını çıkarmış ve onları kendilerine karşı şahit tutmuştu. 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' diye sorunca, onlar 'Evet, Rabbimizsin, buna şahitlik ederiz' dediler. O sizi böylece şahit tuttu ki, kıyamet gününde 'Biz bundan habersizdik' demeyesiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani Rabbin, ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini alıp onları öz benliklerine şahit tutarak sormuştu: "Rabbiniz değil miyim?" Onlar: "Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz." demişlerdi. Kıyamet günü, "biz bundan habersizdik" demeyesiniz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bir zaman Rəbbin Adəm oğullarının bellərindən onların törəmələrini çıxarmış və: “Mən sizin Rəbbiniz deyiləmmi?”– deyə onları özlərinin əleyhinə şahid tutmuşdu. Onlar: “Bəli, biz şahid olduq!”– demişdilər. Bu ona görədir ki, siz Qiyamət günü: “Biz bundan xəbərsiz idik!”– deməyəsiniz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey Peyğəmbərim!) Xatırla ki, bir zaman Rəbbin Adəm oğullarının bellərindən (gələcək) nəsillərini çıxardıb onların özlərinə (bir-birinə) şahid tutaraq: ″Mən sizin Rəbbiniz deyiləmmi?″ – soruşmuş, onlar da: ″Bəli, Rəbbimizsən!″ – deyə cavab vermişdilər. (Belə bir şahidliyin səbəbi) qiyamət günü: ″Biz bundan qafil idik″;

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dein Herr hat aus dem Rückgrat der Kinder Adams Generationen hervorgebracht, die aufeinander folgten. Er hat ihnen den Verstand gegeben, damit sie Gott erkennen können und über sich selbst gleichsam Zeugnis ablegen, indem Er sie fragte: ʺBin Ich nicht euer Herr?ʺ Darauf antworteten sie: ʺDoch, wir bezeugen es (da wir durch unseren Verstand die Wahrheit über Gott erkannt haben.)ʺ Das haben Wir so verfügt, damit ihr am Jüngsten Tag nicht sagt: ʺWir haben die Wahrheit über Gott nicht erkennen können.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und als dein Herr aus den Kindern Adams, aus ihren Rücken, ihre Nachkommenschaft nahm und sie gegen sich selbst zeugen ließ: ʺBin Ich nicht euer Herr?ʺ Sie sagten: ʺDoch, wir bezeugen (es)!ʺ (Dies,) damit ihr nicht am Tag der Auferstehung sagt: ʺWir waren dessen unachtsamʺ,

Almanca — M. A. Rassoul

Und als dein Herr aus den Kindern Adams - aus ihren Lenden ihre Nachkommenschaft hervorbrachte und sie zu Zeugen gegen Sich Selbst machte (,indem Er sprach): ʺBin Ich nicht euer Herr?ʺ, sagten sie: ʺDoch, wir bezeugen es.ʺ (Dies ist so,) damit ihr nicht am Tage der Auferstehung sprecht: ʺSiehe, wir wußten nichts davon.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als dein HERR von den Kindern Adams, aus ihren Rücken (Becken) ihre Nachkommenschaft entnahm und sie gegen sich selbst Zeugnis ablegen ließ: ʺBin ICH etwa nicht euer HERR?!ʺ Sie sagten: ʺDoch mit Sicherheit!Wir bezeugen es.ʺ Also, damit ihr am Tag der Auferstehung nicht sagt: 1 ʺGewiß, wir waren demgegenüber achtlosʺ,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah your Creator brings forth the progeny of the Children of Adam from their backs. Symbolized by a figure in human form so as to be witnesses of their own reaction to Allah, they were asked: "Am I not your Creator!" "Indeed You are", they answered. "Then", Allah said, "You cannot deny this in Day of Judgment with the excuse that you were not aware of this fact".

Abdul Haleem

[Prophet], when your Lord took out the offspring from the loins of the Children of Adam and made them bear witness about themselves, He said, ‘Am I not your Lord?’ and they replied, ‘Yes, we bear witness.’ So you cannot say on the Day of Resurrection, ‘We were not aware of this,’

Abdullah Yusuf Ali

When thy Lord drew forth from the Children of Adam - from their loins - their descendants, and made them testify concerning themselves, (saying): "Am I not your Lord (who cherishes and sustains you)?"- They said: "Yea! We do testify!" (This), lest ye should say on the Day of Judgment: "Of this we were never mindful":

Abul A'la Maududi

And recall (O Prophet) when your Lord brought forth descendants from the loins of the sons of Adam, and made them witnesses against their ownselves. asking them: 'Am I not your Lord?' They said: 'Yes, we do testify.' We did so lest you claim on the Day of Resurrection: 'We were unaware of this.'

Aisha Bewley

When your Lord took out all their descendants from the loins of the children of Adam and made them testify against themselves ‘Am I not your Lord?’ they said, ‘We testify that indeed You are!’ Lest you say on the Day of Rising, ‘We knew nothing of this. ’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when your Lord brought forth from the Children of Adam, from their loins, their seed (or from Adam’s loin his offspring) and made them testify as to themselves (saying): "Am I not your Lord?" They said: "Yes! We testify," lest you should say on the Day of Resurrection: "Verily, we have been unaware of this."

Ali Quli Qarai

When your Lord took from the Children of Adam, from their loins, their descendants and made them bear witness over themselves, [He said to them,] ‘Am I not your Lord?’ They said, ‘Yes indeed! We bear witness. ’ [This,] lest you should say on the Day of Resurrection, ‘Indeed we were unaware of this,’

Amatul Rahman Omar

Behold! when your Lord brings forth from Adam's children - from their loins, their offspring, and makes them bear witness to themselves when He says, `Am I not your Lord who sustains you?' They say (in evidence which human nature itself bears), `Yes we bear witness (to it and acknowledge it). ' (Allâh does that) lest you should say on the Day of Resurrection, `Surely, we were unaware of this (that you are our Lord).'

Arthur John Arberry

And when thy Lord took from the Children of Adam, from their loins, their seed, and made them testify touching themselves, 'Am I not your Lord?' They said, 'Yes, we testify'-- lest you should say on the Day of Resurrection, 'As for us, we were heedless of this,'

Bijan Moeinian

Your Lord once gathered all the descendants of Adam and asked them: "Am I your Lord?" they replied: "Most certainly. " This confirmation will be presented against them on the Day of the Resurrection, if they say: "We were unaware of these things."

E. Henry Palmer

And when thy Lord took from the children of Adam out of their loins their seed, and made them bear witness against themselves, ' Am I not your Lord?' They said, 'Yea! we do bear witness' - lest ye should say on the day of resurrection, 'Verily, for this we did not care;'

Edip-Layth

When your Lord took from the children of Adam from their backs, their progeny; and He made them witness over themselves: "Am I not your Lord?" They said, "Yes, we bear witness." Thus you cannot say on the day of Resurrection that you were unaware of this.

George Sale

And remember when thy Lord brought forth from Adam's children -- out of their loins -- their offspring and made them to bear witness against their ownselves saying, 'Yea, we do bear witness. ' This He did lest you should say on the Day of Resurrection, 'We were surely unaware of this.'

Hamid S. Aziz

And when your Lord drew forth from the children of Adam, out of their loins, their seed (or descendants), and made them testify about themselves, "Am I not your Lord?" They said, "Yea! We do bear witness" - lest you should say on the Day of Resurrection, "Verily, of this we were unaware. "

Mahmoud Ghali

And (remember) as your Lord took from the Seeds (Or. sons) of Adam, from their backs, their offspring, and made them bear witness concerning themselves, "Am I not your Lord?" They said, "Yes indeed, we bear witness." (So) that you should not say on the Day of the Resurrection, "Surely we were heedless of this, ".

Marmaduke Pickthall

And (remember) when thy Lord brought forth from the Children of Adam, from their reins, their seed, and made them testify of themselves, (saying): Am I not your Lord? They said: Yea, verily. We testify. (That was) lest ye should say at the Day of Resurrection: Lo! of this we were unaware;

Mohamed Ahmed - Samira

When your Lord brings forth from their loins the offspring of the children of Adam, He makes them witnesses over themselves, (and asks): "Am I not your Lord?" 'Indeed,' they reply. 'We bear witness,' -- lest you should say on the Day of Resurrection: "We were not aware of this;"

Muhammad Asad

AND WHENEVER thy Sustainer brings forth their offspring from the loins of the children of Adam, He [thus] calls upon them to bear witness about themselves: "Am I not your Sustainer?" - to which they answer: "Yea, indeed, we do bear witness thereto!" [Of this We remind you,] lest you say on the Day of Resurrection, "Verily, we were unaware of this";

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when your Lord brought forth from the loins of the children of Adam their descendants and had them testify regarding themselves. ˹Allah asked,˺ "Am I not your Lord?" They replied, “Yes, You are! We testify.” ˹He cautioned,˺ “Now you have no right to say on Judgment Day, ‘We were not aware of this.’

Progressive Muslims

And your Lord took for the children of Adam from their backs, their progeny; and He made them witness over themselves: "Am I not your Lord" They said: "Yes, we bear witness. " Thus you cannot say on the Day of Resurrection that you were unaware of this.

Sahih International

And [mention] when your Lord took from the children of Adam - from their loins - their descendants and made them testify of themselves, [saying to them], "Am I not your Lord?" They said, "Yes, we have testified. " [This] - lest you should say on the day of Resurrection, "Indeed, we were of this unaware."

Sam Gerrans

And when thy Lord brought forth from the children of Adam, from their backs, their progeny, and made them bear witness as to themselves: “Am I not your Lord?” — they said: “Verily, we bear witness.” — “Lest you say on the Day of Resurrection: ‘Of this were we unaware,’

Shabbir Ahmed

Your Lord brought forth generations from the Children of Adam, and they have been the living testimony that He creates and provides them with sustenance. "Am I not your Sustainer?" They practically admit, "Yes, verily. We testify." Thus you cannot say on the Resurrection Day, "We were not aware of this."

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when your Lord took from the Children of Adam— From their loins— Their descendants, and made them speak out about themselves: "Am I not your Lord?" — They said: "Yes! We testify for sure. " (This is so), just in case you may say on the Day of Judgment: "We were never aware of this:"

Taqi Usmani

(Recall) when your Lord brought forth their progeny from the loins of the children of ’Ādam, and made them testify about themselves (by asking them,) "Am I not your Lord?" They said, “Of course, You are. We testify.” (We did so) lest you should say on the Day of Judgment, “We were unaware of this,”

The Monotheist Group

And your Lord took for the children of Adam from their backs, their progeny; and He made them witness over themselves: "Am I not your Lord?" They said: "Yes, we bear witness." Thus you cannot say on the Day of Resurrection that you were unaware of this.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand ton Seigneur tira une descendance des reins des fils dʹAdam et les fit témoigner sur eux-mêmes: ʺNe suis-Je pas votre Seigneur?ʺ Ils répondirent: ʺMais si, nous en témoignons...ʺ - afin que vous ne disiez point, au Jour de la Résurrection: ʺVraiment, nous nʹy avons pas fait attentionʺ,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Dema Xwedayê te ji pişta ademiyan zuriyeta wan girt û ew xwe bi xwe li ser hev kirine şahid (û ji wan re got) ma ez ne Xwedayê we me? Hemûyan got: Belê, em şahdeyiyê didin (ku Tu Xwedayê me yî). Ev şahdeyî ji bo vê ye, da ku roja qiyametê hûn nebêjin em ji vê bêhay bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen jouw Heer uit de kinderen van Adam, uit hun lendenen, hun nageslacht nam en hen over zichzelf liet getuigen: ʺBen Ik niet jullie Heer?ʺ Zij zeiden: ʺJa zeker, wij getuigen.ʺ Zodat zij niet op de opstandingsdag zouden kunnen zeggen: ʺHierop hadden wij niet gelet.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen de Heer uit de lendenen der zonen van Adam hunne nakomelingschap voortbracht, en hen koos om tegen hen zelven te getuigen, zeggende: Ben ik uw Heer niet? antwoordden zij: Ja, wij leggen getuigenis af. Dit is geschied, opdat gij op den dag der opstanding niet zoudt zeggen: waarlijk wij wisten het niet.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen jouw Heer het nageslacht van de Kinderen van Adam uit hun lendenen nam, en hen deed getuigen over zichzelf (en Hij zei:) ʺBen Ik niet jullie Heer?ʺ Zij zeiden: ʺJazeker, dat getuigen wij.ʺ Opdat jullie op de Dag van de Opstanding niet zullen zeggen: ʺWij waren hieromtrent achtelozen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот, Господь твой выводил (на протяжении истории человечества) из потомков Адама, из спин их, их потомство и заставил их засвидетельствовать о самих себе: «Не Я ли – ваш Господь?» Они сказали: «Да, мы свидетельствуем (что Ты – наш Господь)». (Это) – для того, чтобы вы не сказали в День Воскресения: «Поистине, мы были беспечными к этому».

Rusça — Osmanov

[Вспомни, Мухаммад,] как твой Господь породил из чресел детей Адама их потомство и заставил их свидетельствовать против самих себя [, вопросив]: ʺНе Господь ли Я ваш?ʺ Они отвечали: ʺДа, мы свидетельствуем [, что Ты наш Господь]ʺ. [Все это ради того], чтобы вы в Судный день не говорили: ʺМы не ведали об этомʺ,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH NÄR din Herre låter nya släkten utgå från Adams söners länder, begär Han av dem att de skall vittna om sig själva (och frågar): ʺÄr Jag inte er Herre?ʺ (Då) svarar de: ʺJo, vi vittnar (att Du är vår Herre)!ʺ (Detta sker) för att ni (människor) inte på Uppståndelsens dag skall säga: ʺOm detta var vi inte medvetna.ʺ