غ ف ل (ĞFL) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Dikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşan

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (35)

Bu kök Kur'an boyunca 35 kez, 12 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

بِغَافِلٍ9 kez

Bakara 2:74بِغَافِلٍbi ğāfilingafil

ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةً وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَاءُ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

ṧumme ḳaset ḳulūbukum min beǎ'di ƶālike fe hiye ke l-Hicārati ev eşeddu ḳasveten ve inne mine l-Hicārati le mā yetefecceru minhu l-enhāru ve inne minhā le mā yeşşeḳḳaḳu fe yeḣrucu minhu l-māu ve inne minhā le mā yehbiTu min ḣaşyeti (a)llahi ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne

Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.

Bakara 2:85بِغَافِلٍbi ğāfilingafil

ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًا مِنْكُمْ مِنْ دِيَارِهِمْ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاِنْ يَأْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ اِخْرَاجُهُمْ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

ṧumme entum hā'ulā'i teḳtulūne enfusekum ve tuḣricūne ferīḳan minkum min diyārihim teZāherūne ǎleyhim bi l-iṧmi ve l-ǔdvāni ve in ye'tūkum usārā tufādūhum ve huve muHarramun ǎleykum iḣrācuhum e fe tu'minūne bi beǎ'Di l-kitābi ve tekfurūne bi beǎ'Din fe mā cezā'u men yef'ǎlu ƶālike minkum illā ḣizyun fī l-Hayāti d-dunyā ve yevme l-ḳiyāmeti yuraddūne ilā eşeddi l-ǎƶābi ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne

Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Bakara 2:140بِغَافِلٍbi ğāfilingafil

اَمْ تَقُولُونَ اِنَّ اِبْرٰهِيمَ وَاِسْمٰعِيلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطَ كَانُوا هُودًا اَوْ نَصَارٰى قُلْ ءَاَنْتُمْ اَعْلَمُ اَمِ اللّٰهُ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللّٰهِ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

em teḳūlūne inne ibrāhīme ve ismāǐyle ve isHāḳa ve yeǎ'ḳūbe ve l-esbāTa kānū hūden ev neSārā ḳul e entum eǎ'lemu emi (a)llahu ve men eZlemu mimmen keteme şehādeten ǐndehu mine (a)llahi ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne

Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler" mi diyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Bakara 2:144بِغَافِلٍbi ğāfilinhabersiz

قَدْ نَرٰى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَاءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضٰيهَاۖ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ وَاِنَّ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

ḳad nerā teḳallube vechike fī s-semāi fe le nuvelliyenneke ḳibleten terDāhā fe velli vecheke şeTra l-mescidi l-Harāmi ve Hayṧu mā kuntum fe vellū vucūhekum şeTrahu ve inne (e)lleƶīne ūtū l-kitābe le yeǎ'lemūne ennehu l-Haḳḳu min rabbihim ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā yeǎ'melūne

(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

Bakara 2:149بِغَافِلٍbi ğāfilinhabersiz

وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِنَّهُ لَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

ve min Hayṧu ḣaracte fe velli vecheke şeTra l-mescidi l-Harāmi ve innehu le l-Haḳḳu min rabbike ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne

(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.

Al-i İmran 3:99بِغَافِلٍbi ğāfilinhabersiz

قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَاَنْتُمْ شُهَدَاءُ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

ḳul yā ehle l-kitābi li me teSuddūne ǎn sebīli (a)llahi men āmene tebğūnehā ǐvecen ve entum şuhedā'u ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne

De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

En'am 6:132بِغَافِلٍbi ğāfilinhabersiz

وَلِكُلٍّ دَرَجَاتٌ مِمَّا عَمِلُوا وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

ve li kullin deracātun mimmā ǎmilū ve mā rabbuke bi ğāfilin ǎmmā yeǎ'melūne

Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.

Hud 11:123بِغَافِلٍbi ğāfilinhabersiz

وَلِلّٰهِ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاِلَيْهِ يُرْجَعُ الْاَمْرُ كُلُّهُ فَاعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

ve li (a)llahi ğaybu s-semāvāti ve l-erDi ve ileyhi yurceǔ l-emru kulluhu fe ǎ'budhu ve tevekkel ǎleyhi ve mā rabbuke bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne

Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur. Bütün işler O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Neml 27:93بِغَافِلٍbi ğāfilingafil

وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ سَيُرِيكُمْ اٰيَاتِهِ فَتَعْرِفُونَهَا وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

ve ḳuli l-Hamdu li (a)llahi se yurīkum āyātihi fe teǎ'rifūnehā ve mā rabbuke bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne

De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

غَافِلُونَ6 kez

En'am 6:131غَافِلُونَğāfilūnehabersiz iken

ذٰلِكَ اَنْ لَمْ يَكُنْ رَبُّكَ مُهْلِكَ الْقُرٰى بِظُلْمٍ وَاَهْلُهَا غَافِلُونَ

ƶālike en lem yekun rabbuke muhlike l-ḳurā bi Zulmin ve ehluhā ğāfilūne

Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah'ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helak etmeyeceği içindir.

Yunus 10:7غَافِلُونَğāfilūnegafil(ler)

اِنَّ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا وَرَضُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاطْمَاَنُّوا بِهَا وَالَّذِينَ هُمْ عَنْ اٰيَاتِنَا غَافِلُونَ

inne (e)lleƶīne lā yercūne liḳā'enā ve raDū bi l-Hayāti d-dunyā ve Tmeennū bihā ve(e)lleƶīne hum ǎn āyātinā ğāfilūne

(7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.

Yusuf 12:13غَافِلُونَğāfilūnehaberiniz yokken

قَالَ اِنِّي لَيَحْزُنُنِي اَنْ تَذْهَبُوا بِهِ وَاَخَافُ اَنْ يَأْكُلَهُ الذِّئْبُ وَاَنْتُمْ عَنْهُ غَافِلُونَ

ḳāle innī le yeHzununī en teƶhebū bihi ve eḣāfu en ye'kulehu ƶ-ƶi'bu ve entum ǎnhu ğāfilūne

Babaları, "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum."

Rum 30:7غَافِلُونَğāfilūnegafildirler

يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِنَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ الْاٰخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ

yeǎ'lemūne Zāhiran mine l-Hayāti d-dunyā ve hum ǎni l-āḣirati hum ğāfilūne

Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.

Yasin 36:6غَافِلُونَğāfilūnegaflet içindedirler

لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ

li tunƶira ḳavmen mā unƶira ābā'uhum fe hum ğāfilūne

(5-6) Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

Ahkaf 46:5غَافِلُونَğāfilūnehabersizdirler

وَمَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَنْ لَا يَسْتَجِيبُ لَهُ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ وَهُمْ عَنْ دُعَائِهِمْ غَافِلُونَ

ve men eDellu mimmen yed'ǔ min dūni (a)llahi men lā yestecību lehu ilā yevmi l-ḳiyāmeti ve hum ǎn duǎāihim ğāfilūne

Kim, Allah'ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.

غَفْلَةٍ5 kez

Meryem 19:39غَفْلَةٍğafletingaflet

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ اِذْ قُضِيَ الْاَمْرُ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

ve enƶirhum yevme l-Hasrati iƶ ḳuDiye l-emru ve hum fī ğafletin ve hum lā yu'minūne

Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.

Enbiya 21:1غَفْلَةٍğafletingaflet

اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ

iḳterabe li n-nāsi Hisābuhum ve hum fī ğafletin muǎ'riDūne

İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.

Enbiya 21:97غَفْلَةٍğafletingaflet

وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَاِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ اَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَاوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ

ve ḳterabe l-veǎ'du l-Haḳḳu fe iƶā hiye şāḣiSatun ebSāru (e)lleƶīne keferū yā veylenā ḳad kunnā fī ğafletin min hāƶā bel kunnā Zālimīne

Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkar edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz" derler.

Kasas 28:15غَفْلَةٍğafletin(kendisinden) habersiz olduğu

وَدَخَلَ الْمَدِينَةَ عَلٰى حِينِ غَفْلَةٍ مِنْ اَهْلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِ هٰذَا مِنْ شِيعَتِهِ وَهٰذَا مِنْ عَدُوِّهِ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذِي مِنْ شِيعَتِهِ عَلَى الَّذِي مِنْ عَدُوِّهِ فَوَكَزَهُ مُوسٰى فَقَضٰى عَلَيْهِ قَالَ هٰذَا مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ اِنَّهُ عَدُوٌّ مُضِلٌّ مُبِينٌ

ve deḣale l-medīnete ǎlā Hīni ğafletin min ehlihā fe vecede fīhā raculeyni yeḳtetilāni hāƶā min şīǎtihi ve hāƶā min ǎduvvihi fe steğāṧehu elleƶī min şīǎtihi ǎlā elleƶī min ǎduvvihi fe vekezehu mūsā fe ḳaDā ǎleyhi ḳāle hāƶā min ǎmeli ş-şeyTāni innehu ǎduvvun muDillun mubīnun

Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Musa, "Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.

Kaf 50:22غَفْلَةٍğafletingaflet

لَقَدْ كُنْتَ فِي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدِيدٌ

le ḳad kunte fī ğafletin min hāƶā fe keşefnā ǎnke ğiTā'eke fe beSaruke l-yevme Hadīdun

(Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)

غَافِلِينَ4 kez

A'raf 7:136غَافِلِينَğāfilīneumursamaz

فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِلِينَ

fe nteḳamnā minhum fe eğraḳnāhum fī l-yemmi bi ennehum keƶƶebū bi āyātinā ve kānū ǎnhā ğāfilīne

Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.

A'raf 7:146غَافِلِينَğāfilīneumursamaz

سَاَصْرِفُ عَنْ اٰيَاتِيَ الَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَا وَاِنْ يَرَوْا سَبِيلَ الرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًا وَاِنْ يَرَوْا سَبِيلَ الْغَيِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًا ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِلِينَ

se eSrifu ǎn āyātiye (e)lleƶīne yetekebberūne fī l-erDi bi ğayri l-Haḳḳi ve in yerav kulle āyetin lā yu'minū bihā ve in yerav sebīle r-ruşdi lā yetteḣiƶūhu sebīlen ve in yerav sebīle l-ğayyi yetteḣiƶūhu sebīlen ƶālike bi ennehum keƶƶebū bi āyātinā ve kānū ǎnhā ğāfilīne

Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.

A'raf 7:172غَافِلِينَğāfilīnehabersiz

وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَنِي اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلٰى شَهِدْنَا اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِلِينَ

ve iƶ eḣaƶe rabbuke min benī ādeme min Zuhūrihim ƶurriyyetehum ve eşhedehum ǎlā enfusihim e lestu bi rabbikum ḳālū belā şehidnā en teḳūlū yevme l-ḳiyāmeti innā kunnā ǎn hāƶā ğāfilīne

Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

Mü'minun 23:17غَافِلِينَğāfilīnegafil

وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَائِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلِينَ

ve leḳad ḣaleḳnā fevḳakum seb'ǎ Tarāiḳa ve mā kunnā ǎni l-ḣalḳi ğāfilīne

Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.

لَغَافِلِينَ2 kez

En'am 6:156لَغَافِلِينَle ğāfilīnehabersiz

اَنْ تَقُولُوا اِنَّمَٓا اُنْزِلَ الْكِتَابُ عَلٰى طَائِفَتَيْنِ مِنْ قَبْلِنَا وَاِنْ كُنَّا عَنْ دِرَاسَتِهِمْ لَغَافِلِينَ

en teḳūlū innemā unzile l-kitābu ǎlā Tāifeteyni min ḳablinā ve in kunnā ǎn dirāsetihim le ğāfilīne

(156-157) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik" demeyesiniz, yahut, "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz, diye bu Kur'an'ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları ayetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.

Yunus 10:29لَغَافِلِينَle ğāfilīnehabersiz

فَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهِيدًا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اِنْ كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَافِلِينَ

fe kefā bi(a)llahi şehīden beynenā ve beynekum in kunnā ǎn ǐbādetikum le ğāfilīne

"Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter."

الْغَافِلُونَ2 kez

A'raf 7:179الْغَافِلُونَl-ğāfilūnegafiller

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ اَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ اٰذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَا اُو۬لٰٓئِكَ كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ

ve leḳad ƶera'nā li cehenneme keṧīran mine l-cinni ve l-insi lehum ḳulūbun lā yefḳahūne bihā ve lehum eǎ'yunun lā yubSirūne bihā ve lehum āƶānun lā yesmeǔne bihā ulāike ke l-en'ǎāmi bel hum eDellu ulāike humu l-ğāfilūne

Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

Nahl 16:108الْغَافِلُونَl-ğāfilūnegafiller

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ طَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ

ulāike (e)lleƶīne Tabeǎ (a)llahu ǎlā ḳulūbihim ve sem'ǐhim ve ebSārihim ve ulāike humu l-ğāfilūne

İşte onlar, Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.

الْغَافِلِينَ2 kez

A'raf 7:205الْغَافِلِينَl-ğāfilīnegafillerden

وَاذْكُرْ رَبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلِينَ

ve ƶkur rabbeke fī nefsike teDerruǎn ve ḣīfeten ve dūne l-cehri mine l-ḳavli bi l-ğuduvvi ve l-āSāli ve lā tekun mine l-ğāfilīne

Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.

Yusuf 12:3الْغَافِلِينَl-ğāfilīnebilmeyen

نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ اَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ هٰذَا الْقُرْاٰنَ وَاِنْ كُنْتَ مِنْ قَبْلِهِ لَمِنَ الْغَافِلِينَ

neHnu neḳuSSu ǎleyke eHsene l-ḳaSaSi bimā evHaynā ileyke hāƶā l-ḳurāne ve in kunte min ḳablihi le mine l-ğāfilīne

Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.

تَغْفُلُونَ1 kez

Nisa 4:102تَغْفُلُونَteğfulūnesiz gaflet etseniz de

وَاِذَا كُنْتَ فِيهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا اَسْلِحَتَهُمْ۠ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَائِكُمْ وَلْتَأْتِ طَائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُوا اَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُوا حِذْرَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا مُهِينًا

ve iƶā kunte fīhim fe eḳamte lehumu S-Salāte fe l teḳum Tāifetun minhum meǎke ve l ye'ḣuƶū esliHatehum fe iƶā secedū fe l yekūnū min verāikum ve l te'ti Tāifetun uḣrā lem yuSallū fe l yuSallū meǎke ve l ye'ḣuƶū Hiƶrahum ve esliHatehum vedde (e)lleƶīne keferū lev teğfulūne ǎn esliHatikum ve emtiǎtikum fe yemīlūne ǎleykum meyleten vāHideten ve lā cunāHa ǎleykum in kāne bikum eƶen min meTarin ev kuntum merDā en teDeǔ esliHatekum ve ḣuƶū Hiƶrakum inne (a)llahe eǎdde li l-kāfirīne ǎƶāben muhīnen

(Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

لَغَافِلُونَ1 kez

Yunus 10:92لَغَافِلُونَle ğāfilūnehabersizdirler

فَالْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةً وَاِنَّ كَثِيرًا مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ

fe l-yevme nuneccīke bi bedenike li tekūne li men ḣalfeke āyeten ve inne keṧīran mine n-nāsi ǎn āyātinā le ğāfilūne

Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdir.

غَافِلًا1 kez

İbrahim 14:42غَافِلًاğāfilengafil

وَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ اِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْاَبْصَارُ

ve lā teHsebenne (a)llahe ğāfilen ǎmmā yeǎ'melu Z-Zālimūne innemā yu'eḣḣiruhum li yevmin teşḣaSu fīhi l-ebSāru

Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.

اَغْفَلْنَا1 kez

Kehf 18:28اَغْفَلْنَاeğfelnāalıkoyduğumuz

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا

ve Sbir nefseke meǎ (e)lleƶīne yed'ǔne rabbehum bi l-ğadāti ve l-'ǎşiyyi yurīdūne vechehu ve lā teǎ'du ǎynāke ǎnhum turīdu zīnete l-Hayāti d-dunyā ve lā tuTiǎ' men eğfelnā ḳalbehu ǎn ƶikrinā ve ttebeǎ hevāhu ve kāne emruhu furuTen

Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

الْغَافِلَاتِ1 kez

Nur 24:23الْغَافِلَاتِl-ğāfilātibir şeyden habersiz

اِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

inne (e)lleƶīne yermūne l-muHSanāti l-ğāfilāti l-mu'mināti luǐnū fī d-dunyā ve l-āḣirati ve lehum ǎƶābun ǎZīmun

(23-24) İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.