(23-24) İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.

اِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ وَاَيْدِيهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

inne (e)lleƶīne yermūne l-muHSanāti l-ğāfilāti l-mu'mināti luǐnū fī d-dunyā ve l-āḣirati ve lehum ǎƶābun ǎZīmun / yevme teşhedu ǎleyhim elsinetuhum ve eydīhim ve erculuhum bimā kānū yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīneedenler
3يَرْمُونَyermūneر م يatmak, fırlatmak, atarak vurmak, suçlamak, yüklemek, suç atmakzina iftirası
4الْمُحْصَنَاتِl-muHSanātiح ص نKorunmak, erişilemez/yaklaşılamaz olmak, iffetli olmak, güçlü bir şekilde tahkim edilmek, erişilmesi zor olmak, korunmak, (saldırıya karşı) korunmak, yasal ve uygun olmayan şeylerden kaçınmak, bir şeyi erişilemez/yaklaşılamaz yerlerde korumak veya muhafaza etmek, bir şeyi erişilemez veya yaklaşılamaz ya da erişilmesi zor hale getirmek, bir şeyi yüksekliği nedeniyle ulaşılamaz kılmak, kendini tahkim etmek.namuslu kadınlara
5الْغَافِلَاتِl-ğāfilātiغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşanbir şeyden habersiz
6الْمُؤْمِنَاتِl-mu'minātiا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmış kadınlara
7لُعِنُواluǐnūل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.la'netlenmişlerdir
8فِي
9الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya'da
10وَالْاٰخِرَةِۖve l-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımve ahirette
11وَلَهُمْve lehumve Onların
12عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
13عَظِيمٌǎZīmunع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük
1يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecio gün
2تَشْهَدُteşheduش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahidlik edecektir
3عَلَيْهِمْǎleyhimkendilerine
4اَلْسِنَتُهُمْelsinetuhumل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.dilleri
5وَاَيْدِيهِمْve eydīhimي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitve elleri
6وَاَرْجُلُهُمْve erculuhumر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.ve ayakları
7بِمَاbimāşeylere
8كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
9يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hiçbir şeyden haberi olmayan hür, nâmuslu, inanmış kadınlara iftirâ edenlere, dünyâda da lânet edilmiştir, âhirette de ve onlaradır pek büyük azap.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hiçbir şeyden haberi olmayan hür, nâmuslu, inanmış kadınlara iftirâ edenlere, dünyâda da lânet edilmiştir, âhirette de ve onlaradır pek büyük azap.

Adem Uğur

Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azap vardır.

Ahmed Hulusi

Kozasında yaşayıp hakikat bilgisi olmayarak, iman eden iffetli kadınlara iftira atanlar, muhakkak dünyada da sonsuz gelecekte de lanetlenmişlerdir. . . Onlar için çok büyük bir azap vardır.

Ahmet Tekin

Namuslu, kötülüklerden habersiz, dalgın ve düşüncesizce davranan mü’min kadınlara zina suçlamasında bulunanlar dünyada ve âhirette, ebedî yurtta lânetlenmişlerdir. Onlara büyük bir ceza vardır.

Ahmet Varol

Namuslu, bir şeyden habersiz, mü'min hanımlara (zina suçu) atanlar dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

Ali Bulaç

Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü'min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azab vardır.

Ali Fikri Yavuz

Zinadan haberi bulunmıyan iffetli mümin kadınlara, zina isnad edenler, dünyada ve ahirette lânete uğramışlardır. Onlara büyük bir azab vardır.

Ali Rıza Safa

İnanmış, doğru ve hiçbir şeyden haberi olmayan kadınları karalayanlar, dünyada ve sonsuz yaşamda lanetlenmiştir. Onlar için, büyük bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

İffetli, saf ve namuslu, inanmış kadınlara zina iftirasında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

Bekir Sadak

(23-24) Iffetli, habersiz, mumin kadinlara zina isnat edenler dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayaklari, yapmis olduklarina sahidlik ettikleri gun onlar buyuk azaba ugrayacaklardir.

Celal Yıldırım

Onlar ki, iffetli, (hayasızlıktan) habersiz mü'mine kadınlara zina iftirasında bulunurlar, şüphesiz ki Dünya'da da, Âhiret'te de lanetlenmişlerdir ; onlar için büyük bir azâb vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İmanlı, saf ve namuslu kadınlara iftira atanlar dünyada ve âhirette lânetlenmişlerdir, onlara büyük bir ceza vardır.

Diyanet İşleri

(23-24) İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

(23-24) İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.

Diyanet Vakfi

(23-24) Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. Yapmış olduklarına, dilleri, elleri ve ayaklarının, aleyhlerinde şahitlik edeceği gün onlar için çok büyük bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azab vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphe yok ki, namuslu, kötülükten habersiz mü'min kadınlara zina suçu atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir ve onlara büyük bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhe yok ki ırz ehli bihaber mü'min kadınlara atanlar Dünyada ve Ahırette mel'undurlar ve onlara büyük bir azab vardır

Erhan Aktaş

Hiçbir şeyden haberi olmadığı halde muhsanat Mü'min kadınlara iftira atan kimseler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hiçbir şeyden haberi olmadığı halde muhsan mü'min kadınlara iftira atan kimseler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hiçbir şeyden haberi olmadığı halde muhsan mü'min kadınlara iftira atan kimseler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.

Fizilal-il Kuran

Zinadan haberi bulunmayan iffetli mümin kadınlara, zina isnad edenler, dünyada ve ahirette lanete uğramışlardır. Onlara büyük bir azap vardır.

Gültekin Onan

Namus sahibi, bir şeyden habersiz, inançlılara (zina suçu) atanlar dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azab vardır.

Hamdi Döndüren

O namuslu, bir şeyden habersiz, inanmış kadınlara zina iftirası atanlar, bu dünyada da ahirette de lânetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

Hasan Basri Çantay

Namuslu, (kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara (iftira) atanlar dünyada da, ahiretde de la'netlendiler. Onlar için büyük de bir azab var,

Hasib Asutay

Şüphesiz ki iffetli ve (kötülüklerden) habersiz mümin kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada da âhirette de lânetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki, (çirkin işlerden) habersiz, iffetli mü’min kadınlara zinâ isnâd edenler, dünyada ve âhirette lâ'netlenmişlerdir; onlar için (pek) büyük bir azab vardır.

İbni Kesir

İffetli ve mü'min kadınlara iftira atanlar; dünyada da ahirette de lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azab vardır.

Mehmet Okuyan

Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina iftirasında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

Muhammed Esed

Fakat, gerçek şu ki, dalgınlık ya da dikkatsizlik göstermiş olsalar da iffetli ve inanmış olan kadınlara asılsız isnadlarda bulunan (ve günahlarından ötürü tevbe etmeyen) kimseler bu dünyada da, ahirette de (Allah'ın bağış ve kayrasından) uzak tutulacaklardır; ve can yakıcı bir azap beklemektedir böylelerini,

Mustafa İslamoğlu

Şu kesin ki, iffetli ve inanmış kadınlara -dalgınlık ve dikkatsizlik etmiş olsalar dahi- iftira atan kimseler, dünya ve ahirette Allah'ın rahmetinden dışlanacaklar. Üstelik onlar korkunç bir terkedilmişliğe mahkum olacaklar;

Ömer Nasuhi Bilmen

Muhakkak o kimseler ki, afîfe, bîhaber, mü'mine olan kadınlara kötülük isnadında bulunurlar, o kimseler dünyada ve ahirette lânete uğratılmışlardır. Onlar için pek büyük bir azap da vardır.

Ömer Öngüt

Zinadan haberi bulunmayan iffetli mümin kadınlara zina iftira edenler, dünyada da ahirette de lânetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

Suat Yıldırım

Şu kesin ki, hayasızlıktan habersiz, iffetli mümin hanımlara, zina iftirası atanlar dünyada da âhirette de lânete uğrarlar. Onlara müthiş bir azap vardır.

Süleyman Ateş

O namuslu, bir şeyden habersiz, inanmış kadınlara zina iftira edenler, dünya'da da ahirette de la'netlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

Zinayla ilgisi olmayan mümin iffetli kadınları zina ile suçlayanlar, dünyada da ahirette de lanetlenirler /dışlanırlar. Onların hak ettiği büyük bir azaptır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir şeyden haberi olmayan namuslu mümin kadınlara iftira edenler, dünyada da ahirette de dışlanmışlardır. Onların payına düşen büyük bir azaptır.

Şaban Piriş

Namuslu, hiçbir şeyden habersiz mümin kadınlara iftira atanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlara büyük bir azap vardır.

Tefhim-ul Kuran

Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü'min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azab vardır.

Ümit Şimşek

Kötülüğü aklından geçirmeyen iffetli mü'min kadınlara iftira edenler dünyada ve âhirette lânetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

O birşeyden habersiz iffetli mümin kadınlara iftira atanlar, dünyada da ahirette de lanete çarptırılmışlardır. Büyük bir azap vardır onlar için.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Murdar əməldən xəbəri olmayan ismətli mömin qadınları zinada günahlandıranlar dünyada və axirətdə lənətə düçar olarlar. Onları böyük bir əzab gözləyir –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Zinadan xəbəri olmayan namuslu, ismətli möʼmin qadınları zinada ittiham edənlər dünyada və axirətdə ləʼnətə düçar olarlar. Onları (qiyamət günü) çox böyük bir əzab gözləyir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen, die die gläubigen, ehrbaren, ahnungslosen Frauen der Untreue zeihen, werden im Diesseits und im Jenseits verflucht, und sie ziehen sich eine gewaltige Strafe zu

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, diejenigen, die den ehrbaren, unachtsamen gläubigen Frauen (Untreue) vorwerfen, sind verflucht im Diesseits und Jenseits. Für sie wird es gewaltige Strafe geben,

Almanca — M. A. Rassoul

Diejenigen, welche den ehrbaren, unbedachten, gläubigen Frauen (Unkeuschheit) vorwerfen, sind im Diesseits und im Jenseits verflucht. Ihnen wird eine schwere Strafe zuteil sein

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, diejenigen, die den keuschen, ahnungslosen (der Unterstellung gegenüber) Mumin-Frauen (Zina) vorwerfen, wurden im Diesseits und im Jenseits verflucht. Und für sie ist eine überharte Peinigung bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Cursed indeed here and Hereafter are those who seek to defame the virtuous women who are unaware of what is traduced in propagation, who are attentive to all the duties owed to Allah. They -these traducers- have come within the measure of Allah's wrath here and Hereafter and they must expect the torment that shall be laid upon the damned.

Abdul Haleem

Those who accuse honourable but unwary believing women are rejected by God, in this life and the next. A painful punishment awaits them

Abdullah Yusuf Ali

Those who slander chaste women, indiscreet but believing, are cursed in this life and in the Hereafter: for them is a grievous Penalty,-

Abul A'la Maududi

Those that accuse chaste, unwary, believing women, have been cursed in the world and the Hereafter, and a mighty chastisement awaits them.

Aisha Bewley

Those who accuse women who are chaste, but who are careless and yet have iman, are cursed both in this world and the Next World, and they will have a terrible punishment

Al-Hilali & Khan

Verily, those who accuse chaste women, who never even think of anything touching their chastity and are good believers - are cursed in this life and in the Hereafter, and for them will be a great torment -

Ali Quli Qarai

Indeed those who accuse honourable and unwary faithful women shall be cursed in this world and the Hereafter, and there shall be a great punishment for them

Amatul Rahman Omar

Those who calumniate chaste, unwary, innocent believing women stand cursed in the present life and the Hereafter, and there awaits them a grievous punishment.

Arthur John Arberry

Surely those who cast it up on women in wedlock that are heedless but believing shall be accursed in the present world and the world to come; and there awaits them a mighty chastisement

Bijan Moeinian

Those who falsely accuse the married women (who are pious believers, ) have earned the curse of God in this life as well as in the Hereafter. They will be subjected to a horrible punishment.

E. Henry Palmer

Verily, those who cast imputations on chaste women who are negligent but believing shall be cursed in this world and the next; and for them is mighty woe.

Edip-Layth

Those who accuse the independent, innocent, acknowledging women, they will be cursed in this world and the Hereafter, and they will have a painful retribution.

George Sale

Moreover they who falsely accuse modest women, who behave in a negligent manner, and are true believers, shall be cursed in this world, and in the world to come; and they shall suffer a severe punishment.

Hamid S. Aziz

And let not those amongst you who have plenty (dignity and ease and ample means) swear that they will not give aught to their kinsman and the needy and those who are fugitives from their homes in the cause of Allah, but let them forgive and show indulgence. Do you not yearn that Allah should forgive you? Allah is Forgiving, Merciful.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who throw (accusations) upon women in wedlock that are heedless and believing will be cursed in the present (life) (Literally: the lowly "life"; i. e., the life of this world) and the Hereafter; and they will have a tremendous torment.

Marmaduke Pickthall

Lo! as for those who traduce virtuous, believing women (who are) careless, cursed are they in the world and the Hereafter. Theirs will be an awful doom

Mohamed Ahmed - Samira

Verily those who blaspheme unsuspecting chaste believing women will be cursed in this world and the next; and for them there will be severe punishment.

Muhammad Asad

[But, ] verily, those who [falsely, and without repentance,] accuse chaste women who may have been unthinkingly careless but have remained true to their faith, shall be rejected [from God’s grace] in this world as well as in the life to come: and awesome suffering awaits them

Mustafa Khattab

Surely those who accuse chaste, unsuspecting,[1] believing women are cursed in this life and the Hereafter. And they will suffer a tremendous punishment

Progressive Muslims

Those who accuse the independent chaste believing women, they will be cursed in this world and the Hereafter, and they will have a painful retribution.

Sahih International

Indeed, those who [falsely] accuse chaste, unaware and believing women are cursed in this world and the Hereafter; and they will have a great punishment

Sam Gerrans

(Those who accuse chaste, heedless, believing women are cursed in the World and the Hereafter; and they have a great punishment.

Shabbir Ahmed

But, verily, those who accuse chaste women, mentally preoccupied, believers in Divine Moral Values, shall be rejected from the Grace of Allah in this world and in the life to come. And awesome suffering awaits them. (For eighty lashes from the court see (24:4)).

Syed Vickar Ahamed

Verily, those who spread accusations (about the character of) chaste believing women, who are (truly) pure (in their character)— Are cursed in this life, and in the Hereafter: And for them is a painful penalty—

Taqi Usmani

Surely, those who level a false charge against the chaste, natve and believing women are cursed in this world and the Hereafter, and for them there is a mighty punishment

The Monotheist Group

Surely, those who accuse the independent innocent believing females, they will be cursed in this world and the Hereafter, and they will have a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui lancent des accusations contre des femmes vertueuses, chastes (qui ne pensent même pas à commettre la turpitude) et croyantes sont maudits ici-bas comme dans lʹau-delà; et ils auront un énorme châtiment,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ew ên ku jinên bawermendên dawpaqij ên ku (ji zinayê) bêagah in bi zinayê sûcdar dikin li dinya û axretê lenet li wan hatiye barandin û ji bo wan ezabekî mezin heye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die eerbaar getrouwde, niets vermoedende en gelovige vrouwen beschuldigen worden vervloekt in het tegenwoordige leven en in het hiernamaals en voor hen is er een geweldige bestraffing

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij die valschelijk eerbare vrouwen beschuldigen, welke zich slechts op eenigszins achtelooze wijze gedragen en ware geloovigen zijn, zullen gevloekt worden in deze wereld en in de volgende, en zij zullen eene gestrenge straf ondergaan.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, degenen die de eerbare, reine, gelovige vrouwen beschuldigen (van ontucht) zijn vervloekt op de wereld en in het Hiernamaals. En voor hen is er een geweldige bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, те, которые бросают (обвинение в совершении прелюбодеяния) в целомудренных [супружески честных], непомышляющих (о прелюбодеянии), верующих (женщин), – прокляты они [ложно обвиняющие] в (этом) мире и в Вечной жизни! И для них [этих лжецов] – великое наказание (если они не раскаются).

Rusça — Osmanov

Воистину, те, которые обвиняют в неверности целомудренных, не ведающих [греха], верующих женщин, да будут прокляты в этом мире и будущем! Им уготовано великое наказание

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Nej, de som (utan grund och utan att senare ångra sig) anklagar anständiga, troende kvinnor, som kan ha uppträtt oförsiktigt, (följs av Guds) fördömelse i denna värld och i det kommande livet, och ett hårt straff väntar dem