(23-24) İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.

اِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ وَاَيْدِيهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

inne (e)lleƶīne yermūne l-muHSanāti l-ğāfilāti l-mu'mināti luǐnū fī d-dunyā ve l-āḣirati ve lehum ǎƶābun ǎZīmun / yevme teşhedu ǎleyhim elsinetuhum ve eydīhim ve erculuhum bimā kānū yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīneedenler
3يَرْمُونَyermūneر م يatmak, fırlatmak, atarak vurmak, suçlamak, yüklemek, suç atmakzina iftirası
4الْمُحْصَنَاتِl-muHSanātiح ص نKorunmak, erişilemez/yaklaşılamaz olmak, iffetli olmak, güçlü bir şekilde tahkim edilmek, erişilmesi zor olmak, korunmak, (saldırıya karşı) korunmak, yasal ve uygun olmayan şeylerden kaçınmak, bir şeyi erişilemez/yaklaşılamaz yerlerde korumak veya muhafaza etmek, bir şeyi erişilemez veya yaklaşılamaz ya da erişilmesi zor hale getirmek, bir şeyi yüksekliği nedeniyle ulaşılamaz kılmak, kendini tahkim etmek.namuslu kadınlara
5الْغَافِلَاتِl-ğāfilātiغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşanbir şeyden habersiz
6الْمُؤْمِنَاتِl-mu'minātiا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmış kadınlara
7لُعِنُواluǐnūل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.la'netlenmişlerdir
8فِي
9الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya'da
10وَالْاٰخِرَةِۖve l-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımve ahirette
11وَلَهُمْve lehumve Onların
12عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
13عَظِيمٌǎZīmunع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük
1يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecio gün
2تَشْهَدُteşheduش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahidlik edecektir
3عَلَيْهِمْǎleyhimkendilerine
4اَلْسِنَتُهُمْelsinetuhumل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.dilleri
5وَاَيْدِيهِمْve eydīhimي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitve elleri
6وَاَرْجُلُهُمْve erculuhumر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.ve ayakları
7بِمَاbimāşeylere
8كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
9يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O günde ki kendi dilleri, elleri ve ayakları, yaptıkları şeylere dâir kendilerinin aleyhinde tanıklık eder.

Abdulkadir Gölpınarlı

O günde ki kendi dilleri, elleri ve ayakları, yaptıkları şeylere dâir kendilerinin aleyhinde tanıklık eder.

Adem Uğur

O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şahitlik edecektir.

Ahmed Hulusi

O süreçte; onların dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları yüzünden kendilerine karşı şahitlik eder.

Ahmet Tekin

İşlemeye devam ettikleri amellerine, dilleri, elleri ve ayaklarının aleyhlerinde şâhitlik edeceği gün onlara büyük bir ceza vardır.

Ahmet Varol

O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıkları hakkında aleyhlerine şahitlik eder.

Ali Bulaç

O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır.

Ali Fikri Yavuz

Kıyamet gününde (iftiracıların) aleyhlerinde olarak dilleri, elleri ve ayakları bütün yaptıklarına şahidlik edecektir.

Ali Rıza Safa

O gün, dilleri, elleri ve ayakları, yaptıklarının tümüne tanıklık edecektir.

Bayraktar Bayraklı

O gün, yaptıklarından dolayı dilleri, elleri ve ayakları kendileri aleyhinde tanıklık edecektir.

Bekir Sadak

(23-24) Iffetli, habersiz, mumin kadinlara zina isnat edenler dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayaklari, yapmis olduklarina sahidlik ettikleri gun onlar buyuk azaba ugrayacaklardir.

Celal Yıldırım

Öyle bir gündeki elleri ve ayakları onların yaptıklarına, işlediklerine karşılık aleyhlerinde şâhidlik ederler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O ceza gününde dilleri, elleri ve ayakları, yapıp ettikleri hususlarda aleyhlerine tanıklık edecektir

Diyanet İşleri

(23-24) İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

(23-24) İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.

Diyanet Vakfi

(23-24) Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. Yapmış olduklarına, dilleri, elleri ve ayaklarının, aleyhlerinde şahitlik edeceği gün onlar için çok büyük bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şahitlik edecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dilleri, elleri ve ayaklarının yaptıklarına şahitlik edecekleri gün,

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki aleyhlerinde dilleri ve elleri ve ayakları yaptıklarına şehadet edecektir

Erhan Aktaş

O Gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına tanıklık edecektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına tanıklık edecektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına tanıklık edecektir.

Fizilal-il Kuran

O gün dilleri, elleri ve ayakları işledikleri kötülük konusunda aleyhlerinde şahitlik edecektir.

Gültekin Onan

O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır.

Hamdi Döndüren

O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına tanıklık eder.

Hasan Basri Çantay

O günde ki aleyhlerinde kendi dilleri, kendi elleri, kendi ayakları onların neler yapıyor idiklerine şahidlik edecekdir.

Hasib Asutay

O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına şahitlik edecektir.

Hayrat Neşriyat

O gün, dilleri, elleri ve ayakları, yapmakta oldukları şeylere dâir aleyhlerinde şâhidlik edecektir.

İbni Kesir

O gün; kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere şahidlik edecektir.

Mehmet Okuyan

O gün, dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarıyla ilgili olarak aleyhlerinde şahitlik edecektir.

Muhammed Esed

o Gün ki, kendi dilleri, elleri ve ayakları bütün (bu) yaptıklarını (açığa vurarak) onların aleyhine şahitlik edecektir!

Mustafa İslamoğlu

o gün onların dilleri, elleri ve ayakları yapıp ettiklerinden dolayı kendileri aleyhine tanıklık edecektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

O günde ki onların aleyhine dilleri ve elleri ve ayakları neler yapmış olduklarına dair şehâdette bulunacaktır.

Ömer Öngüt

O gün ki kendi dilleri, kendi elleri ve kendi ayakları, aleyhlerinde olarak bütün yaptıklarına şâhitlik edecektir.

Suat Yıldırım

Gün gelecek, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları bütün kötülükleri tek tek bildirerek aleyhlerinde şahitlik edecektir.

Süleyman Ateş

O gün, dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına şahidlik edecektir.

Süleymaniye Vakfı

Bu azap, yaptıklarına; dillerinin, ellerinin ve ayaklarının aleyhlerinde şahitlik edeceği gün verilecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların yapmakta olduklarına, kendi dilleri, kendi elleri ve kendi ayakları şahitlik ettiği günde;

Şaban Piriş

O gün, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere, aleyhlerinde şahitlik ederler.

Tefhim-ul Kuran

O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır.

Ümit Şimşek

O gün onların dilleri, elleri ve ayakları kendileri aleyhinde şahitlik eder ve onların yaptıklarını anlatır.

Yaşar Nuri Öztürk

Gün gelecek onların kendi dilleri, kendi elleri, kendi ayakları, yapıp ettikleri işler hakkında kendi aleyhlerine tanıklık edecektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

o gün ki, dilləri, əlləri və ayaqları etdikləri əməllər barəsində onların əleyhinə şəhadət verəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Qiyamət günü (onlar dünyada qazandıqları günahlarını dandıqda) dilləri, əlləri və ayaqları etdikləri əməllər barəsində onların əleyhinə şəhadət verəcəkdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

an jenem Tag, an dem ihre Zungen, Hände und Füße gegen sie über die Taten, die sie begangen haben, Zeugnis ablegen werden.

Almanca — Der Edle Quran

am Tag, da ihre Zungen und ihre Hände und ihre Füße gegen sie Zeugnis ablegen werden über das, was sie zu tun pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

an dem Tage, wo ihre Zungen und ihre Hände und ihre Füße gegen sie das bezeugen werden, was sie getan haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

An dem Tag, wenn ihre Zungen, ihre Hände und ihre Füße gegen sie Zeugnis ablegen über das, was sie zu tun pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The Day shall come when their tongues, their hands and their feet shall have much to answer for against them and bear witness to their actions.

Abdul Haleem

on the Day when their own tongues, hands, and feet will testify against them about what they have done-

Abdullah Yusuf Ali

On the Day when their tongues, their hands, and their feet will bear witness against them as to their actions.

Abul A'la Maududi

(Let them not be heedless of) the Day when their own tongues, their hands, and their feet shall all bear witness against them as to what they have been doing.21a

Aisha Bewley

on the Day when their tongues and hands and feet will testify against them about what they were doing.

Al-Hilali & Khan

On the Day when their tongues, their hands, and their legs (or feet) will bear witness against them as to what they used to do.

Ali Quli Qarai

on the day when witness shall be given against them by their tongues, their hands, and their feet concerning what they used to do.

Amatul Rahman Omar

On the Day (of Requital) when their tongues and their hands and their feet shall bear witness against them for the (evil) deeds they used to do.

Arthur John Arberry

on the day when their tongues, their hands and their feet shall testify against them touching that they were doing.

Bijan Moeinian

Such people should know that, on the Day of Judgment, their own tongues, hands, and legs will testify against them and reveal what they used to do.

E. Henry Palmer

The day when their tongues and hands and feet shall bear witness against them of what they did,

Edip-Layth

On the day when their tongues, and their hands, and their feet will bear witness against them for what they used to do.

George Sale

One day their own tongues shall bear witness against them, and their hands, and their feet, concerning that which they have done.

Hamid S. Aziz

Verily, those who slander (cast aspersions) on virtuous (or chaste) women who have been careless (indiscreet) but believing, shall be cursed in this world and the Hereafter; theirs will be an awful doom

Mahmoud Ghali

On the Day when their tongues, their hands, and their legs will testify against them as to whatever they were doing,

Marmaduke Pickthall

On the day when their tongues and their hands and their feet testify against them as to what they used to do,

Mohamed Ahmed - Samira

The day their tongues and hands and feet bear witness to what they had done,

Muhammad Asad

on the Day when their own tongues and hands and feet will bear witness against them by [recalling] all that they did!

Mustafa Khattab

on the Day their tongues, hands, and feet will testify against them for what they used to do.

Progressive Muslims

On the Day when their tongues, and their hands, and their feet will bear witness against them for what they used to do.

Sahih International

On a Day when their tongues, their hands and their feet will bear witness against them as to what they used to do.

Sam Gerrans

The day their tongues and their hands and their feet will bear witness against them as to what they did:

Shabbir Ahmed

(Suffering) on the Day when their tongues and their hands and their feet will testify against them about all that they did. (And a time will come when methods of investigation will become far advanced).

Syed Vickar Ahamed

On the Day when their tongues, their hands, and their legs will bear witness (and speak out) against them about their actions.

Taqi Usmani

on the Day when their tongues, their hands and their legs will testify against themselves of what they used to do.

The Monotheist Group

On the Day when their tongues, and their hands, and their feet will bear witness against them for what they used to do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Le jour où leurs langues, leurs mains et leurs pieds témoigneront contre eux de ce quʹils faisaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê rojê dê zimanên wan, destên wan û piyên wan ji ber a ku kirine, li ser wan şahdeyî bidin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Eens zullen hunne eigen tongen getuigenis tegen hen afleggen, en hunne handen en hunne voeten, nopens hetgeen zij hebben bedreven.

Hollandaca — Siregar

Op die Dag zullen hun tongen, hun handen en hun voeten tegen hen getuigen over wat zijn plachten te doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

в тот день [в День Суда], когда будут свидетельствовать против них [против тех, которые бросали ложное обвинение] их языки, их руки и их ноги о том, что они делали.

Rusça — Osmanov

в тот день, когда их языки, руки и ноги будут свидетельствовать против них о том, что они творили.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

den Dag då deras tungor och deras händer och fötter skall vittna emot dem om vad de gjorde.