İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.

اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ

iḳterabe li n-nāsi Hisābuhum ve hum fī ğafletin muǎ'riDūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِقْتَرَبَiḳterabeق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yaklaştı
2لِلنَّاسِli n-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanların
3حِسَابُهُمْHisābuhumح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.hesapları
4وَهُمْve humfakat onlar
5فِيiçinde
6غَفْلَةٍğafletinغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşangaflet
7مُعْرِضُونَmuǎ'riDūneع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.yüz çevirmektedirler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İnsanların hesap günü yaklaştı da hâlâ onlar gaflet içinde, yüz çevirmedeler.

Abdulkadir Gölpınarlı

İnsanların hesap günü yaklaştı da hâlâ onlar gaflet içinde, yüz çevirmedeler.

Adem Uğur

İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.

Ahmed Hulusi

İnsanlara yaptıklarının sonucunu görme süreci yaklaşmıştır! Onlar ise kozaları içinde aldırmaz bir haldeler!

Ahmet Tekin

İnsanların hesaba çekilme günü yaklaştı. Onlar hâlâ gaflet içinde, Kur’ân öğrenimine, Kur’ân öğretimine, İslâm’ı tebliğe, Kur’ân ilkelerinin yaşanmasına engel tedbirler alıyorlar, şeriattan yüz çeviriyorlar.

Ahmet Varol

İnsanların hesapları yaklaştı. Oysa onlar gaflet içinde, yüz çevirmektedirler.

Ali Bulaç

İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

Ali Fikri Yavuz

İnsanların hesab vakti (kıyamet günü) yaklaştı. Onlar ise, halâ bundan gaflette, yan çizib aldırmıyorlar.

Ali Rıza Safa

İnsanları sorgulama zamanı yaklaştı. Oysa onlar, aymazlık içinde yüz çeviriyorlar.

Bayraktar Bayraklı

İnsanların hesapları yaklaştı; fakat onlar hala gaflet içinde yüz çevirmektedirler.

Bekir Sadak

insanlarin hesap gorme zamani yaklasti, fakat onlar hala habersiz, hakdan yuz ceviriyorlar.

Celal Yıldırım

İnsanların hesap verme (günü) yaklaştı; onlar hâlâ gaflet içinde (Hak'tan) yüzçevirirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnsanların hesaba çekilecekleri gün iyice yaklaştı; halbuki onlar gaflet içinde haktan yüz çevirmektedirler.

Diyanet İşleri

İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.

Diyanet İşleri (eski)

İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı, fakat onlar hala habersiz, hakdan yüz çeviriyorlar.

Diyanet Vakfi

İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İnsanların hesab (görme) zamanı yaklaştı. Onlar ise hâlâ gaflet içinde, yan çizip aldırmıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnsanlara hesap zamanı yaklaştı. Onlar ise hala gaflet içinde aldırmıyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yaklaştı nasa hisabları onlar ise hala gaflette aldırmıyorlar

Erhan Aktaş

İnsanlar için hesap vakti yaklaştı. Ne var ki onlar gaflet içinde aldırmıyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnsanlar için hesap vakti yaklaştı. Ne var ki onlar gaflet içinde aldırmıyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnsanlar için hesap vakti yaklaştı. Ne var ki onlar gaflet içinde aldırmıyorlar.

Fizilal-il Kuran

İnsanların hesap verme günü yaklaştığı halde onlar halâ gaflet içinde gerçeğe yüz çeviriyorlar.

Gültekin Onan

İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

Hamdi Döndüren

İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Oysa onlar hâlâ gaflet içinde yüz çevirmektedirler.

Hasan Basri Çantay

İnsanların hesab (günleri yaklaşdı. Böyleyken onlar (haala) gaflet içindedirler, (bunu tefekkürden) yüz çeviricidirler.

Hasib Asutay

İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, onlar ise, hâlâ gaflet içinde (haktan) yüz çevirmektedirler.

Hayrat Neşriyat

İnsanlara hesabları yaklaştı; fakat onlar (hâlâ) gaflet içinde (o güne îmân ile hazırlanmaktan) yüz çeviren kimselerdir.

İbni Kesir

İnsanların hesab zamanı yaklaştı. Fakat onlar hala gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

Mehmet Okuyan

İnsanların hesab(a çekilmeler)i yaklaştı. Onlar (ise) gaflet içinde yüz çevirmektedir.

Muhammed Esed

İnsanlar için hesap görme vakti yaklaşıyor; ama onlar (bu yaklaşan şeye karşı) hala inatla umursamazlık gösteriyorlar.

Mustafa İslamoğlu

İnsanlar için yaptıklarının hesabını verme vakti oldukça yaklaştı; fakat onlar hala gaflet içerisinde (bu gerçeğe) sırt çeviriyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Nâsa hesapları yaklaştı. Halbuki, onlar gaflet içinde yüz çevirir kimselerdir.

Ömer Öngüt

İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı, fakat onlar hâlâ gaflet içindedirler.

Suat Yıldırım

İnsanların hesap verme vakti yaklaştı. Ama onlar hâlâ koyu bir gaflet içinde haktan yüz çevirmekteler.

Süleyman Ateş

İnsanların hesapları yaklaştı, fakat onlar hala gaflet içinde yüz çevirmektedirler.

Süleymaniye Vakfı

İnsanların hesap verme zamanı yaklaştı oysa onlar umursamazlık içindeler, yüz çevirip dururlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnsanların hesap verme zamanı yaklaştı. Oysa onlar gaflet içinde yüz çevirmektedirler.

Şaban Piriş

İnsanların hesabı yaklaşmış olmasına rağmen onlar, gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

Tefhim-ul Kuran

İnsanların sorgulaması yakınlaştı, kendileri ise bir gaflet içinde yüz çevirmektedirler.

Ümit Şimşek

Hesapları yaklaştı; ama insanlar hâlâ gaflette, aldırmıyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Yaklaştı insanlara hesapları! Ve onlar hala gaflet içinde yüz çevirip durmadalar.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

İnsanların hesaba çəkiləcəkləri gün yaxınlaşdı. Amma onlar hələ də qəflət içində imandan üz çevirirlər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Der Tag des Gerichts rückt für die Ungläubigen näher, während sie sich achtlos abwenden.

Almanca — Der Edle Quran

Nahegerückt ist den Menschen ihre Abrechnung, während sie sich in Unachtsamkeit abwenden.

Almanca — M. A. Rassoul

Den Menschen ist die Zeit ihrer Abrechnung nahe gerückt; und doch wenden sie sich in Achtlosigkeit ab.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Peoples' Day of Judgement is approaching, yet they pay no attention, unwilling to receive it with consenting minds nor agree to consider it the one fact that destroys fiction.

Abdul Haleem

Ever closer to people draws their reckoning, while they turn away, heedless.

Abdullah Yusuf Ali

Closer and closer to mankind comes their Reckoning: yet they heed not and they turn away.

Abul A'la Maududi

The time of people's reckoning has drawn near, and yet they turn aside in heedlessness.

Aisha Bewley

Mankind’s Reckoning has drawn very close to them, yet they heedlessly turn away.

Al-Hilali & Khan

Draws near for mankind their reckoning, while they turn away in heedlessness.

Ali Quli Qarai

Mankind’s reckoning has drawn near to them, yet they are disregardful in [their] obliviousness.

Amatul Rahman Omar

There has drawn nigh for the people (the Day of) their reckoning, yet they turn away in heedlessness.

Arthur John Arberry

Nigh unto men has drawn their reckoning, while they in heedlessness are yet turning away;

Bijan Moeinian

Closer and closer approaches to mankind the day that they have to face their deeds; yet they are careless of such a most important event.

E. Henry Palmer

Their reckoning draws nigh to men, yet in heedlessness they turn aside.

Edip-Layth

The judgment of people has come near, while they are turning away unaware.

George Sale

The time of giving up their account draweth nigh unto the people of Mecca; while they are sunk in negligence, turning aside from the consideration thereof.

Hamid S. Aziz

Say, "Each one has to wait, so wait you also! But in the end you shall know who it is that is on the straight and level path, and who it is that is guided right. "

Mahmoud Ghali

Near to mankind has drawn their reckoning, and they, in (a state of) heedlessness, are veering away.

Marmaduke Pickthall

Their reckoning draweth nigh for mankind, while they turn away in heedlessness.

Mohamed Ahmed - Samira

NEAR HAS COME the reckoning for men, but they turn away in remissness.

Muhammad Asad

CLOSER DRAWS unto men their reckoning: and yet they remain stubbornly heedless [of its approach].

Mustafa Khattab

˹The time of˺ people’s judgment has drawn near, yet they are heedlessly turning away.

Progressive Muslims

The judgment of mankind has come near, while they are turning away unaware.

Sahih International

[The time of] their account has approached for the people, while they are in heedlessness turning away.

Sam Gerrans

Drawn nigh to men has their reckoning, while they in heedlessness are turning away;

Shabbir Ahmed

Closer draws to people the time of their reckoning, and yet they turn away stubbornly heedless of it.

Syed Vickar Ahamed

Nearer and nearer comes to mankind the Accounting of their (actions); Yet they do not listen and they turn away with carelessness.

Taqi Usmani

The reckoning of the people has drawn near to them, while they are in negligence, turning away (from its signs).

The Monotheist Group

The judgment for the people has come near, while they are turning away unaware.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Lʹéchéance) du règlement de leur compte approche pour les hommes, alors que dans leur insouciance ils sʹen détournent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji bo însanan dema hesabwergirtina wan nêzîk bû. Hal ev e ku ew di nav xefletê de berê xwe (ji îmana pê) vedigerînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Voor de mensen is hun afrekening nabijgekomen terwijl zij zich in onoplettendheid afwendden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De tijd nadert, waarop de bewoners van Mekka rekenschap zullen moeten afleggen, en nochtans zijn zij achteloos en hebben zich van de overdenking daarvan afgewend.

Hollandaca — Siregar

Dichter bij voor de mensen is hun afrekening gekomen, terwijl zij zich in onachtzaamheid afwenden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Приблизился к людям (час) расчета с ними (за все совершенные деяния) [День Суда], а они [неверующие] (живут) в беспечности [даже не задумываясь о том, что может их постичь в День Суда], и отвращаясь (от размышлений о расчете).

Rusça — Osmanov

Близок для неверных час расплаты [в Судный день], но они по [своему] невежеству отрицают [это].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

RÄKENSKAPENS stund kommer allt närmare människorna, men de vänder sig likgiltigt bort (om frågan förs på tal).