Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.

نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ اَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ هٰذَا الْقُرْاٰنَ وَاِنْ كُنْتَ مِنْ قَبْلِهِ لَمِنَ الْغَافِلِينَ

neHnu neḳuSSu ǎleyke eHsene l-ḳaSaSi bimā evHaynā ileyke hāƶā l-ḳurāne ve in kunte min ḳablihi le mine l-ğāfilīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1نَحْنُneHnubiz
2نَقُصُّneḳuSSuق ص صİletmek, anlatmak/iletişim kurmak/hikaye etmek/nakletmek, birinin izini takip etmek, geri dönmek, misilleme yapmak, kesmek, ilişkili olmak, beyan etmek, bahsetmek. Qasasun - anlatı/hikaye, takip etme eylemi. Qisas - adil misilleme/kısas.anlatıyoruz
3عَلَيْكَǎleykesana
4اَحْسَنَeHseneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.en güzelini
5الْقَصَصِl-ḳaSaSiق ص صİletmek, anlatmak/iletişim kurmak/hikaye etmek/nakletmek, birinin izini takip etmek, geri dönmek, misilleme yapmak, kesmek, ilişkili olmak, beyan etmek, bahsetmek. Qasasun - anlatı/hikaye, takip etme eylemi. Qisas - adil misilleme/kısas.kıssaların
6بِمَاbimā
7اَوْحَيْنَٓاevHaynāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahyetmekle
8اِلَيْكَileykesana
9هٰذَاhāƶābu
10الْقُرْاٰنَl-ḳurāneق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneKur'an'ı
11وَاِنْve inve oysa
12كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsen idin
13مِنْmin
14قَبْلِهِḳablihiق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekondan önce
15لَمِنَle minekimselerden
16الْغَافِلِينَl-ğāfilīneغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşanbilmeyen

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sana bu Kur'ân'ı vahyederek kıssaların en güzelini hikâye edeceğiz ve bundan önce sen elbette onu bilmeyenlerdendin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sana bu Kurʼânʼı vahyederek kıssaların en güzelini hikâye edeceğiz ve bundan önce sen elbette onu bilmeyenlerdendin.

Adem Uğur

(Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden idin.

Ahmed Hulusi

Şu Kuran'ı (OKUnası, kavranılası metni) sana vahyederek (hakikatin olan Esma mertebesindeki ilimden bilincine yönlendirerek) biz (Esma özelliklerimiz itibarıyla biz), ibret verici olaylardan birini en güzel anlatımla sende açığa çıkartıyoruz. . . Önceden şüphesiz bu bilgi sana kapalıydı!

Ahmet Tekin

Sana, bu Kur’ân’ı vahyetmekle, geçmiş milletlerin kıssalarını, kıssaların en güzelini biz anlatmış oluyoruz. Daha önce bunlardan senin haberin yoktu.

Ahmet Varol

Biz, bu Kur'an'ı sana vahyetmekle kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Oysa daha önce (bunlardan) haberi olmayanlardandın.

Ali Bulaç

Biz bu Kur'an'ı sana vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana aktarıyoruz, oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın.

Ali Fikri Yavuz

Sana bu sûreyi vahyetmemizle, en güzel kıssayı sana anlatacağız. Halbuki sen, daha önce bundan asla haberdar değildin.

Ali Rıza Safa

Bu Kur'an'ı sana bildirerek, en güzel öyküleri sana anlatıyoruz. Oysa sen, daha önce bunlardan habersizdin.

Bayraktar Bayraklı

Biz, bu Kur'an'ı sana vahyetmekle, geçmiş milletlerin haberlerini en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce bu haberleri bilmeyenlerdendin.

Bekir Sadak

Biz bu Kuran'i vahyederek, sana en guzel kissalari anlatiyoruz.. Oysa daha once sen bunlardan habersizdin.

Celal Yıldırım

Sana bu Kur'ân'ı vahyetmemizle, kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce bundan haberin yoktu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz bu Kur’an’ı sana vahyetmekle (başka konular yanında) en güzel kıssayı da anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen daha önce bunları bilmiyordun.

Diyanet İşleri

Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.

Diyanet İşleri (eski)

Biz bu Kuran'ı vahyederek, sana en güzel kıssaları anlatıyoruz.. Oysa daha önce sen bunlardan habersizdin.

Diyanet Vakfi

(Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden idin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sana bu Kur'ân'ı vahyetmekle biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz sana bu Kuran'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Doğrusu, senin bundan önce hiç haberin yoktu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sana bu Kur'anı vahyetmemizle biz bir kıssa anlatıyoruz ki ahsenülkasas senin ise doğrusu bundan evvel hiç haberin yoktu

Erhan Aktaş

Biz, Sana bu Kur'an'ı iletmekle, daha önce hakkında bilgi sahibi olmadığın kıssaları en doğru şekilde bildirmiş oluyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, Sana bu Kur'an'ı iletmekle, daha önce hakkında bilgi sahibi olmadığın kıssaları en doğru şekilde bildirmiş oluyoruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, Sana bu kuranı iletmekle, daha önce hakkında bilgi sahibi olmadığın kıssaları en doğru şekilde bildirmiş oluyoruz.

Fizilal-il Kuran

Biz bu Kur'an'ı vahyetmekle sana kıssaların, eski milletler ile ilgili hikâyelerin en güzelini anlatıyoruz. Oysa daha önce bu hikâyeleri hiç bilmiyordun.

Gültekin Onan

Biz bu Kuran'ı sana vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana aktarıyoruz; oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın.

Hamdi Döndüren

Biz, sana bu Kur’an’ı vahyederek kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Oysa sen, daha önce (bunlardan) habersiz bulunuyordun.

Hasan Basri Çantay

Biz sana bu Kur'anı (bu sureyi) vahyetmek suretiyle en güzel beyanı kıssa olarak anlatacağız. Halbuki sen daha evvel bundan elbet haberdar olmayanlardandın.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Oysa sen, daha önce (bunlardan) habersiz olanlardan idin.

Hayrat Neşriyat

Biz, bu Kur’ân’ı sana vahyetmekle, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Elbette(sen) ondan önce (bunlardan) habersiz olanlardan idin.

İbni Kesir

Biz; sana, bu Kur'an'ı vahyetmekle; kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki sen, daha önce bundan habersizdin.

Mehmet Okuyan

Biz sana bu Kur’an’ı vahyetmekle (eskilere dair) haberleri sana en güzel (en doğru) şekilde anlatıyoruz. Elbette sen bu (vahiy)den önce habersizlerdendin.

Muhammed Esed

Biz bu Kuran'ı sana vahyettikçe, (ey Peygamber,) bundan önce senin de (vahyin ne olduğundan) habersiz kimselerden olduğunu bilerek onu sana mümkün olan en iyi, en güzel üslupla açıklıyoruz.

Mustafa İslamoğlu

Bu Kur'an'ı sana vahyetmekle Biz, sana naklettiklerimizi en güzel, en açık seçik bir biçimde nakletmiş oluyoruz: oysa ki sen, bu hitabtan önce (vahyin ne olduğundan) habersizdin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Biz sana bu Kur'an'ı vahyetmemizle sana en güzel kıssayı naklediyoruz. Halbuki, sen ondan evvel elbette bundan habersizdin.

Ömer Öngüt

Resulüm! Biz sana bu Kur'an'ı vahyetmekle sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen daha önce bunlardan habersizdin.

Suat Yıldırım

Biz, bu Kur’ân’ı sana vahyetmekle, geçmiş ümmetlerin birtakım haberlerini en güzel şekilde beyan ediyoruz. Şu bir gerçek ki daha önce senin bundan hiç haberin yoktu.

Süleyman Ateş

Biz, bu Kur'an'ı vahyetmekle sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Sen ondan önce (bunları) bilmeyenlerden idin.

Süleymaniye Vakfı

Vahyettiğimiz bu ayet kümeleriyle en güzel kıssayı sana tam olarak anlatacağız. Daha önce sen bundan tamamen habersizdin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şimdi, vahyettiğimiz bu ayet kümeleriyle sana hikayelerin en güzelini anlatacağız.Oysaki daha önce sen bundan tamamen habersizdin.

Şaban Piriş

Biz, sana bu Kur'an'ı vahyederek daha önce haberdar olmadığın en güzel olayı hikaye edeceğiz.

Tefhim-ul Kuran

Biz bu Kur'an'ı sana vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana aktarmaktayız, oysa sen, daha önce bundan haberi olmayanlardandın.

Ümit Şimşek

Sana vahyettiğimiz bu Kur'ân ile, Biz kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Daha önce ise sen bunlardan habersizdin.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz bu Kur'an'ı sana vahyederek, hikayelerin en güzelini anlatıyoruz. Oysaki sen, bundan önce bunlardan tamamen habersiz olanlardandın.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz bu Quranı sənə vəhy etməklə sənə ən gözəl hekayəti danışırıq. Halbuki, sən bundan əvvəl xəbərsiz olanlardan idin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Biz bu Qurʼanı sənə vəhy etməklə sənin üçün ən gözəl hekayəti (qissəni) danışırıq. Hərçənd ki, sən əvəlcə (ondan) əsla xəbərdar deyildin.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir erzählen dir die schönsten Geschichten in diesem Koran, den Wir dir offenbaren. Du wußtest vorher nichts davon.

Almanca — Der Edle Quran

Wir berichten dir die schönsten Geschichten dadurch, daß Wir dir diesen Qurʹan (als Offenbarung) eingegeben haben, obgleich du zuvor wahrlich zu den Unachtsamen gehörtest.

Almanca — M. A. Rassoul

Wir erzählen dir die schönste der Geschichten, indem Wir dir diesen Quran offenbaren, obwohl du zuvor unter denen warst die keine Kenntnis besaßen.

Almanca — Muhammad Zaidan

WIR berichten dir von den schöneren Begebenheiten, indem WIR dir diesen Quran durch Wahy zuteil werden ließen. Und sicherlich warst du vor ihm einer der Achtlosen!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Bearing upon your present circumstances, We relate to you O Muhammad a most engaging story thought and felt in superlatives. It constitutes an integral part of the Quran We reveal to you, notwithstanding that before it you were unmindful of divine knowledge, true events and illumination and enlightenment.

Abdul Haleem

We tell you [Prophet] the best of stories in revealing this Quran to you. Before this you were one of those who knew nothing about them.

Abdullah Yusuf Ali

We do relate unto thee the most beautiful of stories, in that We reveal to thee this (portion of the) Qur'an: before this, thou too was among those who knew it not.

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), by revealing the Qur'an to you We narrate to you in the best manner the stories of the past although before this narration you were utterly unaware of them.

Aisha Bewley

We tell you the best of stories in revealing this Qur’an to you, even though you were unaware of it before it came.

Al-Hilali & Khan

We relate unto you (Muhammad صلى الله عليه و سلم) the best of stories through Our Revelations unto you, of this Qur’ân. And before this (i.e. before the coming of Divine Revelation to you), you were among those who knew nothing about it (the Qur’ân).

Ali Quli Qarai

We will recount to you the best of narratives in what We have revealed to you of this Qur’ān, and indeed prior to it you were among those who are unaware [of it].

Amatul Rahman Omar

We narrate (rightly) to you with the best explanation because We revealed to you this Qur'ân; otherwise you were of those not possessed of the (requisite) knowledge before this.

Arthur John Arberry

We will relate to thee the fairest of stories in that We have revealed to thee this Koran, though before it thou wast one of the heedless.

Bijan Moeinian

God, hereby, is going to reveal to you the best story ever told; and you knew nothing about it before its revelation.

E. Henry Palmer

We tell thee the best of stories, in inspiring thee with this Qur'an, though thou wert before it among the heedless.

Edip-Layth

We relate to you the best stories through what We have inspired to you in this Quran; and before it you were of those who were unaware.

George Sale

We relate unto thee a most excellent history, by revealing unto thee this Koran, whereas thou wast before one of the negligent.

Hamid S. Aziz

Verily, We have revealed it as a Lecture (a Quran) in Arabic; per chance (or possibly) you may understand.

Mahmoud Ghali

We, Ever We, narrate to you the fairest of narratives in that We have revealed to you this Qur'an, and decidedly before it you were indeed one of the heedless.

Marmaduke Pickthall

We narrate unto thee (Muhammad) the best of narratives in that We have inspired in thee this Qur'an, though aforetime thou wast of the heedless.

Mohamed Ahmed - Samira

Through the revelation of this Qur'an We narrate the best of histories of which you were unaware before.

Muhammad Asad

In the measure that We reveal this Qur'an unto thee, [O Prophet,] We explain it to thee in the best possible way, seeing that ere this thou wert indeed among those who are unaware [of what revelation is].

Mustafa Khattab

We relate to you ˹O Prophet˺ the best of stories through Our revelation of this Quran, though before this you were totally unaware ˹of them˺.

Progressive Muslims

We relate to you the best stories through what We have inspired to you in this Quran; and before it you were of those who were unaware.

Sahih International

We relate to you, [O Muúammad], the best of stories in what We have revealed to you of this Qur'an although you were, before it, among the unaware.

Sam Gerrans

We relate to thee the best of stories in what We have revealed to thee of this Qur’an, though thou wast before it among those unaware.

Shabbir Ahmed

We reveal this Qur'an to you (O Prophet), and explain it in the best possible way, seeing that before this you were indeed unaware of what Revelation is.

Syed Vickar Ahamed

We relate to you the most beautiful of stories; From these (stories) We make it known to you this (part of) Quran: And before this, you were also from those who did not know it.

Taqi Usmani

By revealing this Qur’an to you, we hereby narrate to you the best narrative, while before this you were among those unaware (of it).

The Monotheist Group

We tell to you the best stories through what We have inspired to you in this Qur'an; and before it you were of those who were unaware.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous te racontons le meilleur récit, grâce à la révélation que Nous te faisons dans ce Coran même si tu étais auparavant du nombre des inattentifs (à ces récits).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Em bi peyamkirina vê Quranê bi bal te ve (serpêhatiyên miletên berê) bi spehîtirîn awayî ji bo te dibêjin. Hal ev e ku beriya ev (Quran ji bo te) bê, bi rastî tu (ji van serpêhatiyan) ji bêagahan bûyî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij vertellen aan jou het mooiste verhaal doordat Wij aan jou deze Koran geopenbaard hebben ook al behoorde jij hiervoor tot de onoplettenden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij verhalen u de uitmuntendste geschiedenis, door u dezen Koran te openbaren, waarop gij vroeger geen acht hebt geslagen.

Hollandaca — Siregar

Wij vertellen jou het beste verhaal doordat Wij aan jou deze Koran openbaarden, hoewel jij daarvoor tot de onwetenden behoorde.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

Мы расскажем тебе (о, Пророк) лучшее повествование [историю], внушая тебе этот Коран (как откровение), хотя до него [до получения откровения] ты был из (числа) беспечных [не знал содержащихся в ней назиданий и ясных знамений].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Allteftersom Vi uppenbarar denna Koran för dig (Muhammad), klarlägger Vi för dig (dess mening) på bästa sätt; förut var du ju en av dem som inte kände till något om (denna berättelse).