← Sureler

Mushaf — 536. Sayfa

/ 604
56. Vakıa Suresi

(51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّالُّونَ الْمُكَذِّبُونَ لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍ

Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَ

Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.

فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمِيمِ

Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.

فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ

İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir.

هٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدِّينِ

Sizi biz yarattık. Hala tasdik etmeyecek misiniz?

نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

Attığınız o meniye ne dersiniz?!

اَفَرَاَيْتُمْ مَا تُمْنُونَ

Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?

ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ

(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ فِي مَا لَا تَعْلَمُونَ

Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو۫لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!

اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَحْرُثُونَ

Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

ءَاَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ

Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

لَوْ نَشَاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

"Muhakkak biz çok ziyandayız!"

اِنَّا لَمُغْرَمُونَ

"Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

İçtiğiniz suya ne dersiniz?!

اَفَرَاَيْتُمُ الْمَاءَ الَّذِي تَشْرَبُونَ

Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ

Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.

لَوْ نَشَاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!

اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّتِي تُورُونَ

Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

ءَاَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَهَا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُ۫نَ

Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.

نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْوِينَ

O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt).

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ

(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-

فَلَا اُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ