Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.

فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

fe veḳaǎ l-Haḳḳu ve beTale mā kānū yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَوَقَعَfe veḳaǎو ق عDüşmek, başına gelmek, meydana gelmek, uygun olmak, olmak, gerçekleşmek, tespit etmek.ortaya çıktı
2الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek
3وَبَطَلَve beTaleب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmakve batıl oldu
4مَاşeyler
5كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
6يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Böylece de hak üstün oldu, yerine geldi ve yaptıkları şeyler, mahvolup gitti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Böylece de hak üstün oldu, yerine geldi ve yaptıkları şeyler, mahvolup gitti.

Adem Uğur

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.

Ahmed Hulusi

İşte böylece Hak açığa çıktı ve onların yapmakta oldukları boşa gitti.

Ahmet Tekin

Böylece doğrular, gerçekler, hak ortaya çıktı. Onların bütün yaptıkları boşa gitti.

Ahmet Varol

Böylece hak ortaya çıktı ve onların yaptıkları ortadan silindi.

Ali Bulaç

Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı.

Ali Fikri Yavuz

Artık hak meydana çıktı ve onların bütün yaptıkları boşa gitti.

Ali Rıza Safa

Böylece, gerçek yerini buldu ve onların yaptıklarının tümü gerçek dışı kaldı.

Bayraktar Bayraklı

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.

Bekir Sadak

Hak tahakkuk etti, onlarin yaptiklari bosa gitti.

Celal Yıldırım

Böylece hak (bütün açıklığıyla) gerçekleşti; onların yapageldikleri (sihir, gözboyacılık ve elçabukluğu) boşa çıkıp hükümsüz kaldı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yaptıklarının asılsız olduğu anlaşıldı.

Diyanet İşleri

Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.

Diyanet İşleri (eski)

Hak tahakkuk etti, onların yaptıkları boşa gitti.

Diyanet Vakfi

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Artık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık gerçek ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları hiçe gitti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık hak meydana çıktı ve onların bütün yaptıkları hiçe gitti

Erhan Aktaş

Böylece, hakikat ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece, hakikat ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece, hakk ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl oldu.

Fizilal-il Kuran

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların bütün marifetleri boşa çıktı.

Gültekin Onan

Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı.

Hamdi Döndüren

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yaptıkları boşa gitti.

Hasan Basri Çantay

İşte, bu suretle hak yerini buldu, onların yapmakda oldukları şeyler de bir hiç olub gitdi.

Hasib Asutay

Böylece hak ortaya çıktı ve onların yaptıkları şeyler geçersiz kaldı.

Hayrat Neşriyat

Böylece hakikat ortaya çıktı ve yapmakta oldukları şeyler (sihirler) boşa gitti.

İbni Kesir

Böylece hak yerini buldu ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti.

Mehmet Okuyan

Böylece gerçek ortaya çıkmış ve onların yapmakta olduğu şeyler de yok olup gitmişti.

Muhammed Esed

Böylece gerçek kendini göstermiş, berikilerin bütün o yapıp becerdiklerinin boş olduğu ortaya çıkmış oldu.

Mustafa İslamoğlu

Böylece hakikat ortaya çıktı ve (Allah) diğerlerinin yaptıkları sihri iptal etti.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık hak tezahür etmiş, onların yapar oldukları ise bâtıl olup gitmişti.

Ömer Öngüt

Böylece hak yerini buldu ve onların yaptıkları bir hiç olup gitti.

Suat Yıldırım

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları boşa gitti.

Süleyman Ateş

Gerçek ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl oldu.

Süleymaniye Vakfı

Böylece (Musa ile ilgili) bütün gerçek ortaya çıktı. Sihirbazların yaptıkları da boş çıktı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böylece gerçek anlaşıldı ve bütün yaptıkları boşa çıktı.

Şaban Piriş

Gerçek ortaya çıktı. Onların yaptıkları boşa gitti.

Tefhim-ul Kuran

Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı.

Ümit Şimşek

Hak yerini buldu, onların yaptıkları boşa çıktı.

Yaşar Nuri Öztürk

Böylece hak ortaya çıktı, onların yapıp ettikleri, işe yaramaz hale geldi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Bewiesen war die Wahrheit, und entlarvt war ihr Trugwerk.

Almanca — Der Edle Quran

So bestätigte sich die Wahrheit, und zunichte wurde das, was sie taten.

Almanca — M. A. Rassoul

So wurde die Wahrheit vollzogen, und ihre Werke erwiesen sich als nichtig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann war die Wahrheit erkennbar. Und annulliert wurde, was sie zu tun pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there, did heaven, earth and men evidence the truth which was justified by facts and results, just as they evidenced falsehood which was condemned by the annulment of all their various objects of fiction and delight.

Abdul Haleem

The truth was confirmed and what they had produced came to nothing:

Abdullah Yusuf Ali

Thus truth was confirmed, and all that they did was made of no effect.

Abul A'la Maududi

Thus was the truth established, and their doings proved in vain.

Aisha Bewley

So the Truth took place and what they did was shown to be false.

Al-Hilali & Khan

Thus truth was confirmed, and all that they did was made of no effect.

Ali Quli Qarai

So the truth came out, and what they had wrought was reduced to naught.

Amatul Rahman Omar

So was the truth established and all their efforts (to frustrate it) proved vain.

Arthur John Arberry

So the truth came to pass, and false was proved what they were doing.

Bijan Moeinian

Thus their tricks were revealed and the truth prevailed.

E. Henry Palmer

and the truth stood fast, and vain was that which they had done;

Edip-Layth

Thus the truth was confirmed, and what they were doing was falsified.

George Sale

So was the truth established and whatever they did, proved vain.

Hamid S. Aziz

And the truth stood fast, and vain was that which they had done.

Mahmoud Ghali

So the Truth came to pass, (Literally: fell "on them") and void (Literally: became untrue) was whatever they were doing.

Marmaduke Pickthall

Thus was the Truth vindicated and that which they were doing was made vain.

Mohamed Ahmed - Samira

Thus the truth was upheld, and the falsehood that they practised was exposed.

Muhammad Asad

whereupon the truth was established, and vain was proved all that they had been doing.

Mustafa Khattab

So the truth prevailed and their illusions failed.

Progressive Muslims

Thus the truth was set, and what they did was made of no effect.

Sahih International

So the truth was established, and abolished was what they were doing.

Sam Gerrans

And the truth was established, and what they did made vain.

Shabbir Ahmed

The Truth prevailed and their arguments were manifestly proven false.

Syed Vickar Ahamed

Like this the truth was proved. And all that they did, had no effect.

Taqi Usmani

Thus the truth prevailed, and what they were doing became a nullity.

The Monotheist Group

Thus the truth was set, and what they did was made of no effect.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ainsi la vérité se manifesta et ce quʹils firent fût vain.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca rastî derkete holê û karê (sêrbaziya) ku wan kir, pûç bû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen kwam de waarheid aan het licht en wat zij deden bleek vals te zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daardoor was de waarheid bevestigd, en dus wat zij gemaakt hadden ijdel geworden.

Hollandaca — Siregar

Toen werd de Wacheid duidelijk, en bleek wat zij (de tovenaars) plachten te doen valsheid te zijn.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И проявилась истина (для присутствующих), и выявилась ложность того, что они [колдуны] делали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och sanningen segrade och det blev uppenbart att (deras) trolldom inte var annat än konster och knep.