Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.
فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
fe veḳaǎ l-Haḳḳu ve beTale mā kānū yeǎ'melūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Böylece de hak üstün oldu, yerine geldi ve yaptıkları şeyler, mahvolup gitti.
Abdulkadir Gölpınarlı
Böylece de hak üstün oldu, yerine geldi ve yaptıkları şeyler, mahvolup gitti.
Adem Uğur
Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.
Ahmed Hulusi
İşte böylece Hak açığa çıktı ve onların yapmakta oldukları boşa gitti.
Ahmet Tekin
Böylece doğrular, gerçekler, hak ortaya çıktı. Onların bütün yaptıkları boşa gitti.
Ahmet Varol
Böylece hak ortaya çıktı ve onların yaptıkları ortadan silindi.
Ali Bulaç
Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı.
Ali Fikri Yavuz
Artık hak meydana çıktı ve onların bütün yaptıkları boşa gitti.
Ali Rıza Safa
Böylece, gerçek yerini buldu ve onların yaptıklarının tümü gerçek dışı kaldı.
Bayraktar Bayraklı
Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.
Bekir Sadak
Hak tahakkuk etti, onlarin yaptiklari bosa gitti.
Celal Yıldırım
Böylece hak (bütün açıklığıyla) gerçekleşti; onların yapageldikleri (sihir, gözboyacılık ve elçabukluğu) boşa çıkıp hükümsüz kaldı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yaptıklarının asılsız olduğu anlaşıldı.
Diyanet İşleri
Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.
Diyanet İşleri (eski)
Hak tahakkuk etti, onların yaptıkları boşa gitti.
Diyanet Vakfi
Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Artık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Artık gerçek ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları hiçe gitti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık hak meydana çıktı ve onların bütün yaptıkları hiçe gitti
Erhan Aktaş
Böylece, hakikat ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl oldu.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Böylece, hakikat ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl oldu.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Böylece, hakk ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl oldu.
Fizilal-il Kuran
Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların bütün marifetleri boşa çıktı.
Gültekin Onan
Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı.
Hamdi Döndüren
Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yaptıkları boşa gitti.
Hasan Basri Çantay
İşte, bu suretle hak yerini buldu, onların yapmakda oldukları şeyler de bir hiç olub gitdi.
Hasib Asutay
Böylece hak ortaya çıktı ve onların yaptıkları şeyler geçersiz kaldı.
Hayrat Neşriyat
Böylece hakikat ortaya çıktı ve yapmakta oldukları şeyler (sihirler) boşa gitti.
İbni Kesir
Böylece hak yerini buldu ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti.
Mehmet Okuyan
Böylece gerçek ortaya çıkmış ve onların yapmakta olduğu şeyler de yok olup gitmişti.
Muhammed Esed
Böylece gerçek kendini göstermiş, berikilerin bütün o yapıp becerdiklerinin boş olduğu ortaya çıkmış oldu.
Mustafa İslamoğlu
Böylece hakikat ortaya çıktı ve (Allah) diğerlerinin yaptıkları sihri iptal etti.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık hak tezahür etmiş, onların yapar oldukları ise bâtıl olup gitmişti.
Ömer Öngüt
Böylece hak yerini buldu ve onların yaptıkları bir hiç olup gitti.
Suat Yıldırım
Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları boşa gitti.
Süleyman Ateş
Gerçek ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları batıl oldu.
Süleymaniye Vakfı
Böylece (Musa ile ilgili) bütün gerçek ortaya çıktı. Sihirbazların yaptıkları da boş çıktı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Böylece gerçek anlaşıldı ve bütün yaptıkları boşa çıktı.
Şaban Piriş
Gerçek ortaya çıktı. Onların yaptıkları boşa gitti.
Tefhim-ul Kuran
Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı.
Ümit Şimşek
Hak yerini buldu, onların yaptıkları boşa çıktı.
Yaşar Nuri Öztürk
Böylece hak ortaya çıktı, onların yapıp ettikleri, işe yaramaz hale geldi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Bewiesen war die Wahrheit, und entlarvt war ihr Trugwerk.
Almanca — Der Edle Quran
So bestätigte sich die Wahrheit, und zunichte wurde das, was sie taten.
Almanca — M. A. Rassoul
So wurde die Wahrheit vollzogen, und ihre Werke erwiesen sich als nichtig.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann war die Wahrheit erkennbar. Und annulliert wurde, was sie zu tun pflegten.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And there, did heaven, earth and men evidence the truth which was justified by facts and results, just as they evidenced falsehood which was condemned by the annulment of all their various objects of fiction and delight.
Abdul Haleem
The truth was confirmed and what they had produced came to nothing:
Abdullah Yusuf Ali
Thus truth was confirmed, and all that they did was made of no effect.
Abul A'la Maududi
Thus was the truth established, and their doings proved in vain.
Aisha Bewley
So the Truth took place and what they did was shown to be false.
Al-Hilali & Khan
Thus truth was confirmed, and all that they did was made of no effect.
Ali Quli Qarai
So the truth came out, and what they had wrought was reduced to naught.
Amatul Rahman Omar
So was the truth established and all their efforts (to frustrate it) proved vain.
Arthur John Arberry
So the truth came to pass, and false was proved what they were doing.
Bijan Moeinian
Thus their tricks were revealed and the truth prevailed.
E. Henry Palmer
and the truth stood fast, and vain was that which they had done;
Edip-Layth
Thus the truth was confirmed, and what they were doing was falsified.
George Sale
So was the truth established and whatever they did, proved vain.
Hamid S. Aziz
And the truth stood fast, and vain was that which they had done.
Mahmoud Ghali
So the Truth came to pass, (Literally: fell "on them") and void (Literally: became untrue) was whatever they were doing.
Marmaduke Pickthall
Thus was the Truth vindicated and that which they were doing was made vain.
Mohamed Ahmed - Samira
Thus the truth was upheld, and the falsehood that they practised was exposed.
Muhammad Asad
whereupon the truth was established, and vain was proved all that they had been doing.
Mustafa Khattab
So the truth prevailed and their illusions failed.
Progressive Muslims
Thus the truth was set, and what they did was made of no effect.
Sahih International
So the truth was established, and abolished was what they were doing.
Sam Gerrans
And the truth was established, and what they did made vain.
Shabbir Ahmed
The Truth prevailed and their arguments were manifestly proven false.
Syed Vickar Ahamed
Like this the truth was proved. And all that they did, had no effect.
Taqi Usmani
Thus the truth prevailed, and what they were doing became a nullity.
The Monotheist Group
Thus the truth was set, and what they did was made of no effect.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ainsi la vérité se manifesta et ce quʹils firent fût vain.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca rastî derkete holê û karê (sêrbaziya) ku wan kir, pûç bû.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen kwam de waarheid aan het licht en wat zij deden bleek vals te zijn.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Daardoor was de waarheid bevestigd, en dus wat zij gemaakt hadden ijdel geworden.
Hollandaca — Siregar
Toen werd de Wacheid duidelijk, en bleek wat zij (de tovenaars) plachten te doen valsheid te zijn.
Rusça (1)
Rusça — Ebu Adel
И проявилась истина (для присутствующих), и выявилась ложность того, что они [колдуны] делали.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och sanningen segrade och det blev uppenbart att (deras) trolldom inte var annat än konster och knep.