ب ط ل (BŦL) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (36)

Bu kök Kur'an boyunca 36 kez, 12 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

الْبَاطِلَ10 kez

Enfal 8:8الْبَاطِلَl-bāTilebatılı

لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ

li yuHiḳḳa l-Haḳḳa ve yubTile l-bāTile ve lev kerihe l-mucrimūne

Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.

İsra 17:81الْبَاطِلُl-bāTilubatıl

وَقُلْ جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ اِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا

ve ḳul cā'e l-Haḳḳu ve zeheḳa l-bāTilu inne l-bāTile kāne zehūḳan

De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur."

İsra 17:81الْبَاطِلَl-bāTilebatıl

وَقُلْ جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ اِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا

ve ḳul cā'e l-Haḳḳu ve zeheḳa l-bāTilu inne l-bāTile kāne zehūḳan

De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur."

Enbiya 21:18الْبَاطِلِl-bāTilibatılın

بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَى الْبَاطِلِ فَيَدْمَغُهُ فَاِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ الْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ

bel neḳƶifu bi l-Haḳḳi ǎlā l-bāTili fe yedmeğuhu fe iƶā huve zāhiḳun ve le kumu l-veylu mimmā teSifūne

Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah'a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!

Hac 22:62الْبَاطِلُl-bāTilubatıldır

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ هُوَ الْبَاطِلُ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ

ƶālike bi enne (a)llahe huve l-Haḳḳu ve enne mā yed'ǔne min dūnihi huve l-bāTilu ve enne (a)llahe huve l-ǎliyyu l-kebīru

Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.

Lokman 31:30الْبَاطِلُl-bāTilubatıldır

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الْبَاطِلُ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ

ƶālike bi enne (a)llahe huve l-Haḳḳu ve enne mā yed'ǔne min dūnihi l-bāTilu ve enne (a)llahe huve l-ǎliyyu l-kebīru

Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.

Sebe 34:49الْبَاطِلُl-bāTilubatıl

قُلْ جَاءَ الْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ الْبَاطِلُ وَمَا يُعِيدُ

ḳul cā'e l-Haḳḳu ve mā yubdiu l-bāTilu ve mā yuǐydu

De ki: "Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez."

Fussilet 41:42الْبَاطِلُl-bāTiluboşa çıkaracak bir söz

لَا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِ تَنْزِيلٌ مِنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ

lā ye'tīhi l-bāTilu min beyni yedeyhi ve lā min ḣalfihi tenzīlun min Hakīmin Hamīdin

Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.

Şura 42:24الْبَاطِلَl-bāTilebatılı

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا فَاِنْ يَشَاِ اللّٰهُ يَخْتِمْ عَلٰى قَلْبِكَ وَيَمْحُ اللّٰهُ الْبَاطِلَ وَيُحِقُّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ اِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

em yeḳūlūne fterā ǎlā (a)llahi keƶiben fe in yeşei (a)llahu yeḣtim ǎlā ḳalbike ve yemHu (a)llahu l-bāTile ve yuHiḳḳu l-Haḳḳa bi kelimātihi innehu ǎlīmun bi ƶāti S-Sudūri

Yoksa "Yalan uydurup Allah'a iftira etti" mi diyorlar. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir.

Muhammed 47:3الْبَاطِلَl-bāTilebatıla

ذٰلِكَ بِاَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا اتَّبَعُوا الْبَاطِلَ وَاَنَّ الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّبَعُوا الْحَقَّ مِنْ رَبِّهِمْ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ اَمْثَالَهُمْ

ƶālike bi enne (e)lleƶīne keferū ttebeǔ l-bāTile ve enne (e)lleƶīne āmenū ttebeǔ l-Haḳḳa min rabbihim ke ƶālike yeDribu (a)llahu li n-nāsi emṧālehum

Bu, inkar edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.

بِالْبَاطِلِ9 kez

Bakara 2:42بِالْبَاطِلِbi l-bāTilibatılla

وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

ve lā telbisū l-Haḳḳa bi l-bāTili ve tektumū l-Haḳḳa ve entum teǎ'lemūne

Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

Bakara 2:188بِالْبَاطِلِbi l-bāTilibatıl (sebepler) ile

وَلَا تَأْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَا اِلَى الْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا فَرِيقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

ve lā te'kulū emvālekum beynekum bi l-bāTili ve tudlū bihā ilā l-Hukkāmi li te'kulū ferīḳan min emvāli n-nāsi bi l-iṧmi ve entum teǎ'lemūne

Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.

Al-i İmran 3:71بِالْبَاطِلِbi l-bāTilibatılla

يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَلْبِسُونَ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

yā ehle l-kitābi li me telbisūne l-Haḳḳa bi l-bāTili ve tektumūne l-Haḳḳa ve entum teǎ'lemūne

Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

Nisa 4:29بِالْبَاطِلِbi l-bāTilibatılla (haksız yere)

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā te'kulū emvālekum beynekum bi l-bāTili illā en tekūne ticāraten ǎn terāDin minkum ve lā teḳtulū enfusekum inne (a)llahe kāne bikum raHīmān

Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.

Nisa 4:161بِالْبَاطِلِbi l-bāTilihaksız yere

وَاَخْذِهِمُ الرِّبٰوا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَاَكْلِهِمْ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا اَلِيمًا

ve eḣƶihimu r-ribā ve ḳad nuhū ǎnhu ve eklihim emvāle n-nāsi bi l-bāTili ve eǎ'tednā li l-kāfirīne minhum ǎƶāben elīmen

(160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

Tevbe 9:34بِالْبَاطِلِbi l-bāTilihaksızlıkla

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ كَثِيرًا مِنَ الْاَحْبَارِ وَالرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَلِيمٍ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū inne keṧīran mine l-eHbāri ve r-ruhbāni le ye'kulūne emvāle n-nāsi bi l-bāTili ve yeSuddūne ǎn sebīli (a)llahi ve(e)lleƶīne yeknizūne ƶ-ƶehebe ve l-fiDDete ve lā yunfiḳūnehā fī sebīli (a)llahi fe beşşirhum bi ǎƶābin elīmin

Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.

Kehf 18:56بِالْبَاطِلِbi l-bāTilibatılla

وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلِينَ اِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ وَيُجَادِلُ الَّذِينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ وَاتَّخَذُوا اٰيَاتِي وَمَا اُنْذِرُوا هُزُوًا

ve mā nursilu l-murselīne illā mubeşşirīne ve munƶirīne ve yucādilu (e)lleƶīne keferū bi l-bāTili li yudHiDū bihi l-Haḳḳa ve tteḣaƶū āyātī ve mā unƶirū huzuven

Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkar edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.

Ankebut 29:52بِالْبَاطِلِbi l-bāTilibatıla

قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

ḳul kefā bi(a)llahi beynī ve beynekum şehīden yeǎ'lemu mā fī s-semāvāti ve l-erDi ve(e)lleƶīne āmenū bi l-bāTili ve keferū bi(a)llahi ulāike humu l-ḣāsirūne

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."

Mü'min 40:5بِالْبَاطِلِbi l-bāTiliboş şeyler ileri sürerek

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

keƶƶebet ḳablehum ḳavmu nūHin ve l-eHzābu min beǎ'dihim ve hemmet kullu ummetin bi rasūlihim li ye'ḣuƶūhu ve cādelū bi l-bāTili li yudHiDū bihi l-Haḳḳa fe eḣaƶtuhum fe keyfe kāne ǐḳābi

Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!

الْمُبْطِلُونَ4 kez

A'raf 7:173الْمُبْطِلُونَl-mubTilūneiptal edenlerin

اَوْ تَقُولُوا اِنَّمَٓا اَشْرَكَ اٰبَٓاؤُ۬نَا مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِنْ بَعْدِهِمْ اَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ

ev teḳūlū innemā eşrake ābā'unā min ḳablu ve kunnā ƶurriyyeten min beǎ'dihim e fe tuhlikunā bimā feǎle l-mubTilūne

Yahut, "Bizden önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?" dememeniz içindir.

Ankebut 29:48الْمُبْطِلُونَl-mubTilūnebatılda olanlar

وَمَا كُنْتَ تَتْلُوا مِنْ قَبْلِهِ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَمِينِكَ اِذًا لَارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ

ve mā kunte tetlū min ḳablihi min kitābin ve lā teḣuTTuhu bi yemīnike iƶen le ārtābe l-mubTilūne

Sen şu Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.

Mü'min 40:78الْمُبْطِلُونَl-mubTilūneboşa çıkarmağa uğraşanlar

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلًا مِنْ قَبْلِكَ مِنْهُمْ مَنْ قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُمْ مَنْ لَمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ اَنْ يَأْتِيَ بِاٰيَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ فَاِذَا جَاءَ اَمْرُ اللّٰهِ قُضِيَ بِالْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْمُبْطِلُونَ

ve leḳad erselnā rusulen min ḳablike minhum men ḳaSaSnā ǎleyke ve minhum men lem neḳSuS ǎleyke ve mā kāne li rasūlin en ye'tiye bi āyetin illā bi iƶni (a)llahi fe iƶā cā'e emru (a)llahi ḳuDiye bi l-Haḳḳi ve ḣasira hunālike l-mubTilūne

Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.

Casiye 45:27الْمُبْطِلُونَl-mubTilūneiptalciler

وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ الْمُبْطِلُونَ

ve li (a)llahi mulku s-semāvāti ve l-erDi ve yevme teḳūmu s-sāǎtu yevmeiƶin yeḣseru l-mubTilūne

Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.

تُبْطِلُوا2 kez

Bakara 2:264تُبْطِلُواtubTilūboşa çıkarmayın

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰى كَالَّذِي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًا لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُوا وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tubTilū Sadeḳātikum bi l-menni ve l-'eƶā ke elleƶī yunfiḳu mālehu riā'e n-nāsi ve lā yu'minu bi(a)llahi ve l-yevmi l-āḣiri fe meṧeluhu ke meṧeli Safvānin ǎleyhi turābun fe eSābehu vābilun fe terakehu Salden lā yeḳdirūne ǎlā şey'in mimmā kesebū ve(a)llahu lā yehdī l-ḳavme l-kāfirīne

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.

Muhammed 47:33تُبْطِلُواtubTilūboşa çıkarmayın

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَطِيعُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوا اَعْمَالَكُمْ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū eTīǔ (a)llahe ve eTīǔ r-rasūle ve lā tubTilū eǎ'mālekum

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.

بَاطِلًا2 kez

Al-i İmran 3:191بَاطِلًاbāTilenboş yere

اَلَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

(e)lleƶīne yeƶkurūne (a)llahe ḳiyāmen ve ḳuǔden ve ǎlā cunūbihim ve yetefekkerūne fī ḣalḳi s-semāvāti ve l-erDi rabbenā mā ḣaleḳte hāƶā bāTilen subHāneke fe ḳinā ǎƶābe n-nāri

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler.

Sad 38:27بَاطِلًاbāTilenboş yere

وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًا ذٰلِكَ ظَنُّ الَّذِينَ كَفَرُوا فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِ

ve mā ḣaleḳnā s-semāe ve l-erDe ve mā beynehumā bāTilen ƶālike Zennu (e)lleƶīne keferū fe veylun li(e)lleƶīne keferū mine n-nāri

Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

وَبَاطِلٌ2 kez

A'raf 7:139وَبَاطِلٌve bāTilunve boşa çıkmıştır

اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مُتَبَّرٌ مَا هُمْ فِيهِ وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

inne hā'ulā'i mutebberun mā hum fīhi ve bāTilun mā kānū yeǎ'melūne

Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır."

Hud 11:16وَبَاطِلٌve bāTilunve geçersizdir

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا فِيهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

ulāike (e)lleƶīne leyse lehum fī l-āḣirati illā n-nāru ve HabiTa mā Saneǔ fīhā ve bāTilun mā kānū yeǎ'melūne

İşte onlar, kendileri için ahirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir.

اَفَبِالْبَاطِلِ2 kez

Nahl 16:72اَفَبِالْبَاطِلِe fe bi l-bāTilihâlâ batıla mı?

وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ اللّٰهِ هُمْ يَكْفُرُونَ

ve(a)llahu ceǎle lekum min enfusikum ezvācen ve ceǎle lekum min ezvācikum benīne ve Hafedeten ve razeḳakum mine T-Tayyibāti e fe bi l-bāTili yu'minūne ve bi niǎ'meti (a)llahi hum yekfurūne

Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?

Ankebut 29:67اَفَبِالْبَاطِلِe fe bi l-bāTilihâlâ batıla mı?

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا اٰمِنًا وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ يَكْفُرُونَ

e ve lem yerav ennā ceǎlnā Haramen āminen ve yuteḣaTTafu n-nāsu min Havlihim e fe bi l-bāTili yu'minūne ve bi niǎ'meti (a)llahi yekfurūne

Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hala batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?

وَبَطَلَ1 kez

A'raf 7:118وَبَطَلَve beTaleve batıl oldu

فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

fe veḳaǎ l-Haḳḳu ve beTale mā kānū yeǎ'melūne

Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.

وَيُبْطِلَ1 kez

Enfal 8:8وَيُبْطِلَve yubTileve ortadan kaldırsın

لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ

li yuHiḳḳa l-Haḳḳa ve yubTile l-bāTile ve lev kerihe l-mucrimūne

Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.

سَيُبْطِلُهُ1 kez

Yunus 10:81سَيُبْطِلُهُse yubTiluhuonu boşa çıkaracaktır

فَلَمَّا اَلْقَوْا قَالَ مُوسٰى مَا جِئْتُمْ بِهِ السِّحْرُ اِنَّ اللّٰهَ سَيُبْطِلُهُ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ

fe lemmā elḳav ḳāle mūsā mā ci'tum bihi s-siHru inne (a)llahe se yubTiluhu inne (a)llahe lā yuSliHu ǎmele l-mufsidīne

Sihirbazlar atacaklarını atınca, Musa dedi ki: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.

وَالْبَاطِلَ1 kez

Ra'd 13:17وَالْبَاطِلَve l-bāTileve batılı

اَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَسَالَتْ اَوْدِيَةٌ بِقَدَرِهَا فَاحْتَمَلَ السَّيْلُ زَبَدًا رَابِيًا وَمِمَّا يُوقِدُونَ عَلَيْهِ فِي النَّارِ ابْتِغَاءَ حِلْيَةٍ اَوْ مَتَاعٍ زَبَدٌ مِثْلُهُ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْحَقَّ وَالْبَاطِلَ فَاَمَّا الزَّبَدُ فَيَذْهَبُ جُفَاءً وَاَمَّا مَا يَنْفَعُ النَّاسَ فَيَمْكُثُ فِي الْاَرْضِ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ

enzele mine s-semāi māen fe sālet evdiyetun bi ḳaderihā fe Htemele s-seylu zebeden rābiyen ve mimmā yūḳidūne ǎleyhi fī n-nāri btiğā'e Hilyetin ev metāǐn zebedun miṧluhu ke ƶālike yeDribu (a)llahu l-Haḳḳa ve l-bāTile fe emmā z-zebedu fe yeƶhebu cufā'en ve emmā mā yenfeǔ n-nāse fe yemkuṧu fī l-erDi ke ƶālike yeDribu (a)llahu l-emṧāle

O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.

مُبْطِلُونَ1 kez

Rum 30:58مُبْطِلُونَmubTilūneiptal edenler(den)

وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ وَلَئِنْ جِئْتَهُمْ بِاٰيَةٍ لَيَقُولَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُبْطِلُونَ

ve leḳad Derabnā li n-nāsi fī hāƶā l-ḳurāni min kulli meṧelin ve le in ci'tehum bi āyetin le yeḳūlenne (e)lleƶīne keferū in entum illā mubTilūne

Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız" derler.