Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

keƶƶebet ḳablehum ḳavmu nūHin ve l-eHzābu min beǎ'dihim ve hemmet kullu ummetin bi rasūlihim li ye'ḣuƶūhu ve cādelū bi l-bāTili li yudHiDū bihi l-Haḳḳa fe eḣaƶtuhum fe keyfe kāne ǐḳābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَذَّبَتْkeƶƶebetك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanladı
2قَبْلَهُمْḳablehumق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekonlardan önce
3قَوْمُḳavmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi
4نُوحٍnūHinن و حNuh
5وَالْاَحْزَابُve l-eHzābuح ز بBaşına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya getirmek/birleştirmek, insanları partilere/sınıflara/gruplara/bölümlere ayırmak, bölümlere ayırmak veya kısımlar belirlemek, bir partinin/grubun üyesi/yandaşı olmak, birine yardım etmek veya destek olmak.ve kollar
6مِنْmin
7بَعْدِهِمْbeǎ'dihimب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeonlardan sonraki
8وَهَمَّتْve hemmetه م مEndişelenmek/önemsemek/ilgilenmek, kaygılanmak, düşünmek, arzu etmek, tefekkür etmek, düşünmek, tasarlamak, endişeli olmak, aleyhinde plan yapmak, niyet etmek, amaçlamak.ve yeltendi
9كُلُّkulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
10اُمَّةٍummetinا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]millet
11بِرَسُولِهِمْbi rasūlihimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçisini
12لِيَأْخُذُوهُli ye'ḣuƶūhuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekyakalamağa
13وَجَادَلُواve cādelūج د لBir şeyi sıkıca bükmek, bir şeyi sağlam veya güçlü ya da kompakt yapmak, sert ve güçlü hale gelmek, bir anlaşmazlıkta/tartışmada şiddetli veya zorlu bir şekilde mücadele etmek veya dava açmak, birini yere atmak, sonraki kullanıma göre (avukatların) hangi kanıtların üstün olduğunun ortaya çıkması için [başka bir kişi veya kişilerle yapılan bir tartışmada] kanıtları karşılaştırmak, tartışma veya çekişmede ve [bununla] üstün gelme çabasında yarışmak, inşa etmek veya kurmak, bir şeyi çizgilerle düzenlemek [bir kitabın sayfa etrafına çizgi çekilmesi gibi].ve tartıştılar
14بِالْبَاطِلِbi l-bāTiliب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmakboş şeyler ileri sürerek
15لِيُدْحِضُواli yudHiDūد ح ضKaymak, sağlamlık/istikrar eksikliği, geçersiz olmak, iptal etmek/geçersiz kılmak/reddetmek, incelemek, zayıf olmak, sarsılmak/düşmek, güç/ağırlığı olmayan şey, çürütmek/mahkum etmek, ayrılmak, uzaklaşmakgidermek için
16بِهِbihionunla
17الْحَقَّl-Haḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkı
18فَاَخَذْتُهُمْ۠fe eḣaƶtuhumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbu yüzden onları yakaladım
19فَكَيْفَfe keyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
20كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldu
21عِقَابِǐḳābiع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.azabım

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlardan önce de Nûh kavmi, yalanladı, onlardan sonraysa bölük bölük halk ve her ümmet, peygamberini yalanlamayı kendine iş edindi, buna kasdetti, onu öldürmek istedi ve gerçeği boşa çıkarmak için boş şeylere dayanarak çekiştiler, derken onları helâk ediverdim; azap nasıl olurmuş, görsünler.

Adem Uğur

Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmişti. Bâtılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!

Ahmed Hulusi

Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra da hakikate karşı çıkan tüm topluluklar yalanladı. Her ümmet kendi Rasullerini, Onu yakalamak (etkisizleştirmek, öldürmek) için niyetlendi. . . Batılı seslendirenler olarak, Hakk'ı geçersiz kılmak için mücadele ettiler. . . Bu yüzden onları yakaladım. . . Suçlarının karşılığını yaşatmam nasıl oldu?

Ahmet Tekin

Onlardan önce Nûh kavmi, onlardan sonra çeşitli topluluklar, gönderilen peygamberleri yalanlamışlardı. Her millet kendisine gelen Rasulü yakalayıp cezalandırmaya, ona suikast yapmaya niyetlendi. Bâtılı hakkın, hak, kutsal kitapların yerine koymak için batıl delillerle mücadele ettiler. Ben de onları kıskıvrak yakalayıp işlerini bitirdim. Peygamberlerimi yalanlama, hakkın yerine bâtılı koyma suçuna denk, onları adâletle nasıl cezalandırdığımı bir görsünler.

Ahmet Varol

Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonraki fırkalar da yalanladılar. Her ümmet peygamberlerini yakalamaya yeltendi. Hakkı ortadan kaldırmak için batıla dayanarak mücadele ettiler. Böylece ben de onları yakaladım. Benim cezalandırmam (bak) nasıl oldu?

Ali Bulaç

Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet, kendi elçilerini (susturmak için) yakalamaya yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık Benim cezalandırmam nasılmış?

Ali Fikri Yavuz

Senin kavminden önce Nûh kavmi, Nûh kavminin arkasından da peygamberlerine karşı birleşen kâfirler tekzib etmişlerdi; ve her ümmet kendilerinin peygamberini yakalayıb öldürmek kasdinde bulundu. Hakkı bâtıl ile yok etmek için boşuna mücadele ettiler. Nihayet ben de onları (azabımla) yakalayıverdim. Bak, nasıl oldu azabım!...

Ali Rıza Safa

Onlardan önce Nuh toplumu, onlardan sonra da ayrımcılar yalanladılar. Her toplum, kendi elçisini yakalamak için uğraştı. Gerçeği yok etmek için, gerçeğe aykırı olanı savunarak tartıştılar. Ardından, onları yakaladım. Sonunda, cezalandırmam nasıl oldu?

Bayraktar Bayraklı

Onlardan önce Nuh toplumu ve bunların ardından da işbirlikçi gruplar, peygamberlerini yalanlamışlar ve her toplum kendi peygamberini yakalayıp etkisiz hale getirmek istemiştir. Batılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!

Bekir Sadak

Onlardan once, Nuh milleti, ardindan, peygamberlere karsi gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamis; her ummet, peygamberini cezalandirmaya azmetmisti. Hakki batilla gidermek icin mucadele etmislerdi. Bunun uzerine Ben onlari yakaladim. Cezalandirmam nasilmis?

Celal Yıldırım

Onlardan önce Nûh kavmi ve sonra da birtakım topluluklar (peygamberleri) yalanlamışlardı. Hemen her ümmet kendi peygamberini (kin ve nefretle) yakalamayı azmetmiş ; hakkı bâtılla giderip yok etmek için boşuna mücâdele etmişlerdir. Bu yüzden onları yakalayıverdim. Cezalandırmam nasılmış (bir gör!).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunlardan önce Nûh’un kavmi, onların ardından da çeşitli topluluklar ilâhî gerçeği yalanlamış, her topluluk kendi peygamberlerini yakalayıp etkisiz hale getirmeye kalkışmış, asılsız iddialarla gerçeği ortadan kaldırmak için mücadele vermişlerdi; sonunda onların yakalarına yapıştım. Nasılmış benim cezalandırmam, gördüler!

Diyanet İşleri

Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!

Diyanet İşleri (eski)

Onlardan önce, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karşı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamış; her ümmet, peygamberini cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı batılla gidermek için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış?

Diyanet Vakfi

Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmişti. Bâtılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli topluluklar yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamak kastında bulundu. Hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler. Ben de onları tuttum, alıverdim. (Bak o zaman) azabım nasıl oldu?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli gruplar yalanlamışlardı ve her ümmet kendi peygamberlerini yakalamaya kalkıştı. Onlar, hakkı batıl ile yok etmek için boşuna mücadele ettiler de Ben, onları tuttum alıverdim. (Bak) o vakit nasıl oldu cezalandırmam?!

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan evvel Nuhun kavmı arkalarından da Ahzab tekzib etmişlerdi ve her ümmet kendi Resullerini yakalamak kasdinde bulundu ve hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler de ben onları tuttum alıverdim o vakıt nasıl oldu ıkabım?

Erhan Aktaş

Onlardan önce Nuh halkı ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi Resullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan önce Nuh halkı ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi resullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi rasullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!

Fizilal-il Kuran

Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen kollar da yalanladı. Her millet, Peygamberlerini yakalamağa yeltendi; Batılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bu yüzden onları yakaladım. (Bak işte) azabım nasıl oldu?!

Gültekin Onan

Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet kendi elçilerini [susturmak için] yakalamaya yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık benim cezalandırmam nasılmış!

Hamdi Döndüren

Onlardan önce Nuh kavmi ve ardından da, birçok toplumlar (elçilerini) yalanladılar. Bu ümmetlerden her biri, kendi peygamberini yakalamaya yeltendi; Onlar, batılı, hakkın yerine koymak için (boşuna) mücadele ettiler. Bu yüzden, Ben de onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezam nasıl olurmuş, gör!

Hasan Basri Çantay

Onlardan evvel Nuuh kavmi de, bunlardan sonraki sürü sürü fırkalar da (peygamberlerini) yalan saydı (lar). (Bunlardan) her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamayı kasdetdi. Hakıykatı olmayan (şeyler) le hakkı yok edebilmeleri için savaşıb durdular. Neticede ben de onları tutub yakaladım. İşte (bak) benim azabım nice imiş!

Hasib Asutay

Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (Ad ve Semûd gibi) fırkalar da. Her millet kendi peygamberini (susturmak için) yakalamaya yeltendi. Hakkı onunla gidermek için bâtıla dayanarak tartıştılar. Sonuçta ben de onları (azapla) yakaladım. İşte (bak) azabım nasıl oldu!

Hayrat Neşriyat

Onlardan önce Nûh kavmi ve onların ardından (Âd ve Semûd gibi çeşitli) topluluklar(da) yalanlamışlardı. Her ümmet kendi peygamberlerine kasdetmişti, tâ onu (öldürmek için)yakalayıversinler; ve bâtıl uğruna mücâdele ettiler, tâ onunla hakkı ortadan kaldırsınlar! Derken onları (o hâlleri üzere azâbımla) yakalayıverdim; artık (bak) azâbım nasıl oldu!

İbni Kesir

Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Arkalarından muhtelif topluluklar da. Her ümmet kendi peygamberlerini yakalamaya yeltendi ve hakkı batılla yok etmek için mücadeleye girişti. En sonunda Ben de onları yakaladım. Azabım nasılmış?

Mehmet Okuyan

Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki gruplar da (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi elçisini yakala(yıp cezalandır)maya azmetmişti. Batıl (inançları) sebebiyle gerçeği iptal etmek için mücadele etmişlerdi. (Bunun üzerine onları) kıskıvrak yakalamıştım. Azabım (bak) nasıl olmuştu!

Muhammed Esed

Onlardan önce Nuh kavmi, sonra da (Allah'ın elçilerine karşı) birleşen (öteki kavim)lerin tümü hakikati yalanladılar; bu toplulukların her biri kendilerine gönderilen elçileri yakalayıp ortadan kaldırmak için onlara karşı tuzaklar kurdular; ve hakikati etkisiz hale getirmek için (elçilerin getirdikleri mesaja) yanlış ve yanıltıcı delillerle karşı koydular; bu yüzden onları hesaba çektim. Ne çetindir Benim intikamım!

Mustafa İslamoğlu

Onlardan önce Nuh kavmi ve peşlerinden gelen tüm kafadarlar da yalanlamıştı; her toplum kendi elçisini yakalayıp ondan kurtulmanın planlarını yapmıştı; batıl uğruna hakikati kendi kendisiyle alt etmeye çalışmak gibi yanlış ve yanıltıcı bir mücadele yöntemini benimsediler. Fakat, sonuçta Ben onları yakaladım: cezalandırma nasıl olurmuş görsünler bakalım!

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlardan evvel Nûh kavmi (peygamberlerini) tekzîp etmişti. Onlardan sonraki tâifeler de (tekzîpte bulunmuşlardır). Ve her kavim, peygamberlerine kastetmişlerdi, onu yakalayıversinler diye ve bâtıl ile mücadelede bulunmuşlardı, onunla hakkı gidermek için. Sonra onları yakaladım. Artık ukûbetim nasıl oldu (bir düşünülmelidir!).

Ömer Öngüt

Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) yalanlamış, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmişti. Bâtılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben de onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış gör!

Suat Yıldırım

Kendilerinden önce Nûh halkı, onlardan sonra gelen daha birtakım gruplar da dini yalan saydılar. Her toplum tartaklamak için, resullerine karşı harekete geçtiler ve hakkı yıkmak için birtakım batıl iddialar ileri sürdüler, ama Ben de onları kıskıvrak yakalayıverdim. İşte düşünün: Benim cezalandırmam nasılmış, bir görün!

Süleyman Ateş

Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen kollar da yalanladı. Her millet, elçisini yakalamağa yeltendi; hakkı gidermek için boş şeyler ileri sürerek tartıştılar. Bu yüzden onları yakaladım. (Bak işte) Azabım nasıl oldu?!

Süleymaniye Vakfı

Onlardan önce Nuh'un halkı ve sonrasında gelen kesimler de yalana sarılmışlardı. Her toplum, kendine gelen elçiyi yakalamaya kalkmış ve hakkı, batılla ortadan kaldırmaya çalışmıştı. Ama onları ben yakaladım. Cezalandırmam nasılmış (gördüler)!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan önce Nuh'un halkı ve arkalarından gelenler de yalana sarıldılar. Her toplum (ümmet), kendi batıllarıyla bu hakkı ortadan kaldırmak için mücadeleye girerek, kendilerine gelen elçiyi avuçlarının içine almaya çalıştılar. Ben de onları oradan aldım. Cezalandırmam nasılmış (gördüler)?

Şaban Piriş

Onlardan önce Nuh Kavmi ve onlardan sonra da peygamberlerine karşı gelen her toplum yalanlamış, peygamberlerini yakalamak ve hakkı ortadan kaldırmak için batılın mücadelesini vermişti. Ama ben, onları yakalamıştım. Cezalandırmam nasıldı?

Tefhim-ul Kuran

Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet, kendi peygamberlerini (susturmak için) yakalamağa yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık benim cezalandırmam nasılmış?

Ümit Şimşek

Bunlardan önce Nuh kavmi ile onu izleyen topluluklar da peygamberlerini yalanlamışlardı. Herbir ümmet, peygamberini ele geçirmeye kalktı ve hakkı gidermek için bâtıla sarılarak mücadele etti. Sonra Ben onları yakalayıverdim de cezamın nasıl olduğunu gördüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan önce Nuh kavmi yalanlamıştı. Onlardan sonra gelen oymaklar da. Her ümmet kendilerine gelen elçiyi yakalasınlar diye uğraştı. Ve hakkı işlemez kılmak için yanlışı/tutarsızlığı esas alarak mücadele ettiler; nihayet onları yakaladım. Nasıl olmuştu azabım?!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlardan əvvəl Nuhun xalqı və sonrakı əlbir dəstələr də elçiləri yalançı saydılar. Hər ümmət öz elçilərini yaxalamağa qəsd edirdi. Onlar həqiqətin yalan olduğunu sübuta yetirmək üçün batil sözlərlə mübahisə aparırdılar. Mən də onları yaxaladım. Bir görəydin Mənim cəzam necə oldu!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlardan əvvəl Nuh qövmü, sonrakı (kafir) firqələr də (Ad, Səmud tayfaları və başqaları peyğəmbərlərini) təkzib etmiş, hər ümmət öz peyğəmbərlərini yaxalamağa (tutub öldürməyə) cəhd göstərmiş və haqqı yalana çıxartmaq məqsədilə boş sözlərlə mübahisə aparmışdılar. Buna görə də Mən onları əzabla yaxaladım. (Ya Peyğəmbər! Bir görəydin) Mənim cəzam necə oldu!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Vor ihnen hat das Volk Noahs seine Gesandten der Lüge geziehen, desgleichen danach die widerspenstigen gottlosen Verbände. Jedes Volk hatte es auf seinen Gesandten abgesehen, um sich an ihm zu vergreifen. Sie debattierten mit falschen Argumenten, um die Wahrheit zu widerlegen. Wir zogen sie zur Rechenschaft. Wie vernichtend war Unsere Strafe!

Almanca — Der Edle Quran

(Schon) vor ihnen haben das Volk Nuhs und nach diesen die Gruppierungen (ihre Gesandten) der Lüge bezichtigt. Jede Gemeinschaft hatte vor, (gegen) ihren Gesandten (vorzugehen, um ihn) zu ergreifen. Und sie stritten mit dem Falschen, um damit die Wahrheit zu widerlegen. Da ergriff Ich sie. Wie war da Meine Bestrafung!

Almanca — Muhammad Zaidan

Vor ihnen leugneten die Leute von Nuh ab, sowie die Al-ahzab nach ihnen. Und jede Umma war im Begriff ihren Gesandten zu ergreifen. Und sie disputierten mit dem für nichtig Erklärte, um damit das Wahre zu annullieren, dann vernichtete ICH sie. Und wie war Meine Bestrafung!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In order of time there were the people of Nuh (Noah) who declared Our message to be false followed by those who confederated their wits against the truth and each of them lied schemes for their Messenger to reduce him into impotence and they contended with opposing argument to confute the truth; and there I cast them down from a position of prosperity and power and brought them to ruin and how unbearable was the retribution.

Abdul Haleem

Before them the people of Noah rejected the truth and so did those who formed opposition after them: every community schemed to destroy its messenger and strove to refute truth with falsehood; but it was I who destroyed them. How terrible My punishment was!

Abdullah Yusuf Ali

But (there were people) before them, who denied (the Signs),- the People of Noah, and the Confederates (of Evil) after them; and every People plotted against their prophet, to seize him, and disputed by means of vanities, therewith to condemn the Truth; but it was I that seized them! and how (terrible) was My Requital!

Abul A'la Maududi

Before them the people of Noah also gave the lie (to Messengers), and so did many parties after them. Each nation sallied forth against its Messenger to seize him, and they disputed with false arguments seeking therewith to repudiate the Truth. Then I seized them; and behold, how woeful was My retribution!

Aisha Bewley

The people of Nuh denied the truth before them, and the Confederates after them. Every nation planned to seize its Messenger and used false arguments to rebut the truth. So I seized them, and how was My retribution!

Al-Hilali & Khan

The people of Nûh (Noah) and the Confederates after them denied (their Messengers) before these; and every (disbelieving) nation plotted against their Messenger to seize him, and disputed by means of falsehood to refute therewith the truth. So I seized them (with punishment), and how (terrible) was My punishment!

Ali Quli Qarai

The people of Noah denied before them and the [heathen] factions [who came] after them. Every nation attempted to lay hands on their apostle, and disputed erroneously to refute the truth. Then I seized them; so how was My retribution?!

Amatul Rahman Omar

The people of Noah cried lies (to Our Messages) before these (disbelievers) and (so did) various other groups after them (- the people of Noah). And every community strove to seize their Messenger (of God) with a mind to destroy his mission. And they had begun arguing (with him) by means of false reasoning that they might thereby refute the truth. At this I seized them (with punishment). Behold! how (terrible) was My retribution (as a sequel to their evil deeds.

Arthur John Arberry

The people of Noah before them also cried lies, and the parties after them; every nation purposed against their Messenger to seize him, and disputed with falsehood that they might rebut thereby the truth. Then I seized them; and how was My retribution!

Bijan Moeinian

[Denial of truth is not a new phenomenon. ] People of Noah (as well as people of the prophets after him) denied their prophets and tried to destroy them physically and through disinformation campaign. I (God) punished them with the most severe punishment.

E. Henry Palmer

The people of Noah before them called the prophets liars; and the confederates after them; and every nation schemed against their Apostle to catch him. And they wrangled with falsehood that they might refute the truth thereby, but I seized them, and how was my punishment!

Edip-Layth

Before they, the people of Noah denied and the opponents after them. Every nation plotted against their messenger to seize him, and they disputed by means of falsehood to defeat with it the truth. So I seized them; how then was My punishment!

George Sale

The people of Noah, and the confederated infidels which were after them, accused their respective prophets of imposture before these; and each nation hatched ill designs against their apostle, that they might get him into their power; and they disputed with vain reasoning; that they might thereby invalidate the truth: Wherefore I chastised them; and how severe was my punishment!

Hamid S. Aziz

The people of Noah and the parties after them rejected (Prophets) before them, and every nation purposed against their Messengers to destroy him, and they disputed by means of falsehoods that they might thereby render null the truth, therefore I destroyed them; how terrible was then My retribution!

Mahmoud Ghali

The people of Nûh (Noah) before them cried lies and the (allied) parties even after them; and every nation designed against their Messenger to take him (away), and disputed with untruth that they might rebut thereby the Truth. Then I took them (away); so how was (My) punishment!

Marmaduke Pickthall

The folk of Noah and the factions after them denied (their messengers) before these, and every nation purposed to seize their messenger and argued falsely, (thinking) thereby to refute the Truth. Then I seized them, and how (awful) was My punishment.

Mohamed Ahmed - Samira

The people of Noah had denied before them, and many factions after them. Every nation has intrigued against its apostle and afflicted him, and argued with false arguments to condemn the truth. Then I seized them. How was then My retribution!

Muhammad Asad

to the truth gave the lie, before their time, the people of Noah and, after them, all those [others] who were leagued together [against God’s message-bearers]; and each of those com­munities schemed against the apostle sent unto them, aiming to lay hands on him; and they contended [against his message] with fallacious arguments, so as to render void the truth thereby: but then I took them to task - and how awesome was My retribution!

Mustafa Khattab

Before them, the people of Noah denied ˹the truth˺, as did ˹other˺ enemy forces afterwards. Every community plotted against its prophet to seize him, and argued in falsehood, ˹hoping˺ to discredit the truth with it. So I seized them. And how ˹horrible˺ was My punishment!

Progressive Muslims

Denial had come before them from the people of Noah and the opponents after them, and every nation plotted against their messenger to seize him, and they disputed by means of falsehood to defeat with it the truth. So I took them; how then was My punishment!

Sahih International

The people of Noah denied before them and the [disbelieving] factions after them, and every nation intended [a plot] for their messenger to seize him, and they disputed by [using] falsehood to [attempt to] invalidate thereby the truth. So I seized them, and how [terrible] was My penalty.

Sam Gerrans

There denied before them the people of Noah, and the parties after them; and every community purposed against their messenger to seize him, and disputed with falsehood to refute thereby the truth. Then I seized them — and how was My retribution!

Shabbir Ahmed

Before their times, the people of Noah and generations after them too banded together in denying the Message. And every nation endeavored to seize its Messenger, and disputed with him with falsehood in order to refute the Truth. But it was I Who seized them, and, behold, how awesome was My grasping!

Syed Vickar Ahamed

But (there were people) before them, who rejected (the Signs)— The People of Nuh (Noah), and those who joined together (in evil) after them; And every (one of those) people who plotted against their messenger, to seize him, and disputed by means of pride (and falsehood) just to bring down and therefore to knock down the Truth: But it was I Who seized them! And how (terrible) was My punishment (for them)!

Taqi Usmani

Before these, the people of NūH and the groups after them had rejected (the messengers). Every group intended to seize their messenger, and raised disputes on the basis of falsehood, so that they might refute the truth with it, hence I seized them. So, how was My punishment?

The Monotheist Group

Denial had come before them from the people of Noah, and the Confederates after them. And every nation obsessed with their messenger - to take him - and they disputed by means of falsehood to defeat with it the truth. So I took them; how then was My punishment!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Avant eux, le peuple de Noé a traité (Son Messager) de menteur, et les coalisés après eux (ont fait de même), et chaque communauté a conçu le dessein de sʹemparer de Son Messager. Et ils ont discuté de faux arguments pour rejeter la vérité. Alors Je les ai saisis. Et quelle punition fut la Mienne!

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Voor hun tijd had het volk van Noeh van leugens beticht en na hen ook de partijen. En iedere gemeenschap was van plan om hun gezant te grijpen en zij redetwistten met behulp van onzin om daarmee de waarheid te weerleggen, maar Ik greep hen. En hoe was Mijn afstraffing dan?

Hollandaca — Siregar

Vóór hen loochende het volk van Nôeh (de Boodschappers) en de bondgenoten (van ongelovigen) na hen. En elk volk wenste hun Boodschappers te grijpen. En zij redetwistten met valsheid om er de Waarheid mee te vernietigen, waarop Ik hen greep. En hoe (hard) was Mijn bestraffing!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Отвергли [не признавали] (своих посланников) до них [до неверующих мекканцев и других арабов] народ (пророка) Нуха и ополчившиеся (против своих пророков) после них [такие как ‘адиты, самудяне, народ пророка Лута и другие]. И думал [очень желал] каждый народ о своем посланнике, чтобы схватить [убить] его. И они [те неверующие] препирались ложью [спорили используя ложные доводы], чтобы опровергнуть ею [при помощи лжи] истину. Но Я (Сам) схватил их, и каким же (сильным) было Мое наказание (которому они были подвергнуты уже в этом мире) (чтобы оно стало назиданием для тех, кто будет жить после них)!

Rusça — Osmanov

До них отвергли [посланников] народ Нуха и [другие] народы после него. Каждый народ вознамеривался схватить своего посланника [и убить]. Они спорили, прибегая ко лжи, чтобы опровергнуть ею истину. Но Я покарал их. И как [сурово] было Мое наказание!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

I gångna tider förnekade Noas folk sanningen och, efter dem, alla de som gaddade sig samman (mot Guds budbärare); varje folk hade onda anslag mot sitt sändebud och ville gripa honom, och (alla) försökte de med bedrägliga argument bestrida sanningen (i de gudomliga budskapen). Men till sist ställde Jag dem till svars - och hur fruktansvärt var inte Mitt straff!