← Sureler

Mushaf — 467. Sayfa

‹
/ 604
›
39. Zümer Suresi

Melekleri de, Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş'ın etrafını kuşatmış halde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve "Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur" denilmiştir.

وَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَافِّينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَقِيلَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

ve terā l-melāikete Hāffīne min Havli l-ǎrşi yusebbiHūne bi Hamdi rabbihim ve ḳuDiye beynehum bi l-Haḳḳi ve ḳīle l-Hamdu li (a)llahi rabbi l-ǎālemīne

40. Mü'min Suresi

Ha Mim.

حٰمٓ

Hm

(2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ اِلَيْهِ الْمَصِيرُ

tenzīlu l-kitābi mine (a)llahi l-ǎzīzi l-ǎlīmi / ğāfiri ƶ-ƶenbi ve ḳābili t-tevbi şedīdi l-ǐḳābi ƶī T-Tavli lā ilāhe illā huve ileyhi l-meSīru

Allah'ın ayetleri hakkında inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.

مَا يُجَادِلُ فِي اٰيَاتِ اللّٰهِ اِلَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ

mā yucādilu fī āyāti (a)llahi illā (e)lleƶīne keferū fe lā yeğrurke teḳallubuhum fī l-bilādi

Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

keƶƶebet ḳablehum ḳavmu nūHin ve l-eHzābu min beǎ'dihim ve hemmet kullu ummetin bi rasūlihim li ye'ḣuƶūhu ve cādelū bi l-bāTili li yudHiDū bihi l-Haḳḳa fe eḣaƶtuhum fe keyfe kāne ǐḳābi

Böylece Rabbinin, inkar edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.

وَكَذٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذِينَ كَفَرُوا اَنَّهُمْ اَصْحَابُ النَّارِ

ve ke ƶālike Haḳḳat kelimetu rabbike ǎlā (e)lleƶīne keferū ennehum eSHābu n-nāri

Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."

اَلَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ اٰمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

(e)lleƶīne yeHmilūne l-ǎrşe ve men Havlehu yusebbiHūne bi Hamdi rabbihim ve yu'minūne bihi ve yesteğfirūne li(e)lleƶīne āmenū rabbenā vesiǎ'te kulle şey'in raHmeten ve ǐlmen fe ğfir li(e)lleƶīne tābū ve ttebeǔ sebīleke ve ḳihim ǎƶābe l-ceHīmi