Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰى كَالَّذِي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًا لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُوا وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tubTilū Sadeḳātikum bi l-menni ve l-'eƶā ke elleƶī yunfiḳu mālehu riā'e n-nāsi ve lā yu'minu bi(a)llahi ve l-yevmi l-āḣiri fe meṧeluhu ke meṧeli Safvānin ǎleyhi turābun fe eSābehu vābilun fe terakehu Salden lā yeḳdirūne ǎlā şey'in mimmā kesebū ve(a)llahu lā yehdī l-ḳavme l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman edenler
4لَا
5تُبْطِلُواtubTilūب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmakboşa çıkarmayın
6صَدَقَاتِكُمْSadeḳātikumص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.sadakalarınızı
7بِالْمَنِّbi l-menniم ن نBirine fayda veya iyilik sağlamak, cömert veya hayırsever veya karşılıksız olmak, makul olmak (kötü sayılan şeyi yapmayacak kadar makul), min genellikle bazıları veya arasında anlamına gelir, min, içinde veya üzerinde anlamına gelen fi anlamında kullanılabilir.başa kakmakla
8وَالْاَذٰىve l-'eƶāا ذ يO rahatsız edildi/sıkıldı/acı çekti, hoş olmayan şeyler yaşadı/deneyimledi, rahatsızlık durumu.ve eziyet etmekle
9كَالَّذِيke elleƶīgibi
10يُنْفِقُyunfiḳuن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.infak eden
11مَالَهُmālehuم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.malını
12رِئَاءَriā'eر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gösteriş için
13النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlara
14وَلَاve lā
15يُؤْمِنُyu'minuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayan
16بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
17وَالْيَوْمِve l-yevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecive gününe
18الْاٰخِرِl-āḣiriا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahiret
19فَمَثَلُهُfe meṧeluhuم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.öylesinin durumu
20كَمَثَلِke meṧeliم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.benzer ki
21صَفْوَانٍSafvāninص ف وBerraklaşmak/durulmak (genellikle içecekler için kullanılır), Kaf-Dal-Ra'nın zıttı, bulanıklıktan/kalınlıktan/çamurdan arınmak, karışımlardan arınmak, bulutsuz hale gelmek (hava/atmosfer için söylenir, aynı zamanda aşk/yaşam/zihin/kalp için de kullanılır), açık/saf/en iyi/seçkin kısım/porsiyon, netleştirmek/açıklığa kavuşturmak, doğru/samimi, özellikle ayırt etmek, seçmek/tercih etmek, hayatın huzuru, rahatlık, karşılıklı samimiyet/saflık.şu kayaya
22عَلَيْهِǎleyhiüzerinde bulunan
23تُرَابٌturābunت ر بÇok toprağa sahip olmak, ellerde toz olmak, tozlu olmak, yoksun olmak, yoksulluk, muhtaçlık, sefalet, kayıp yaşamak. Fakir adam toprak anasıyla yakından tanışıktır. Zenginlikten düştü.toprak
24فَاَصَابَهُfe eSābehuص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.ona isabet etttiğinde
25وَابِلٌvābilunو ب لDökmek, büyük damlalar halinde yağmak, şevkle takip etmek.bir sağnak (yağmur)
26فَتَرَكَهُfe terakehuت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.onu bırakır
27صَلْدًاSaldenص ل دSert, çıplak ve pürüzsüz olmak (örn. taş), uzaklaşmak veya yüz çevirmek, cimri olmak, (bir arazi için) bitki üretmeyen, (bir deve için) az süt veren veya hiç süt vermeyensert bir taş halinde
28لَا
29يَقْدِرُونَyeḳdirūneق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış(Böyleleri) elde edemezler
30عَلٰىǎlāhiçbir
31شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey
32مِمَّاmimmāşeylerden
33كَسَبُواkesebūك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.kazandıkları
34وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
35لَا
36يَهْدِيyehdīه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yola iletmez
37الْقَوْمَl-ḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhtoplumunu
38الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, malını insanlara gösteriş için harcayan ve Allah'a, âhiret gününe inanmayan kişi gibi sadakalarınızı, başa kakmakla minnet ve eziyetle hiç verilmemiş bir hale getirmeyin. O çeşit adam, sanki şiddetli bir yağmur altında kalıp üstündeki toprağın kayarak sıvışmasıyla kaypak bir hale gelen kayadır. O çeşit adamlar, kazançlarından hiçbir sevap elde edemezler ve Allah, inanmayan kavmi doğru yola sevk etmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, malını insanlara gösteriş için harcayan ve Allahʼa, âhiret gününe inanmayan kişi gibi sadakalarınızı, başa kakmakla minnet ve eziyetle hiç verilmemiş bir hale getirmeyin. O çeşit adam, sanki şiddetli bir yağmur altında kalıp üstündeki toprağın kayarak sıvışmasıyla kaypak bir hale gelen kayadır. O çeşit adamlar, kazançlarından hiçbir sevap elde edemezler ve Allah, inanmayan kavmi doğru yola sevk etmez.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler, malını insanlara riya (kendine isim yapmak) için harcayan ve "B" işaret anlamıyla Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman etmeyen bir kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma veya eziyet etme gibi davranışlarla iptal etmeyin. Bunun misali, üzerinde bir miktar toprak bulunan kaya gibidir. Şiddetli yağmur ona isabet edince üzerindeki toprağı götürdü ve geride çıplak kaya kaldı. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkarcılar topluluğuna hidayet etmez.

Ahmet Tekin

Ey iman edenler, başa kakarak, yüze vurarak, gönül inciterek imanda sadâkatinizin ve kemâlinizin ifadesi olan sadakalarınızın, hayırlarınızın, boşa gitmesine sebep olmayın. Allah’a, Allah’a imanın gerektirdiği esaslara ve ahiret gününe inanmayıp da, insanlara gösteriş için malını harcayana benzemeyin. Böylelerinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz bir kayaya benzer. Sağanak halinde bir yağmur isabet edince onu çıplak bir kaya haline getirir. Böyle kimseler yaptıkları iyiliklerden dolayı, hiçbir mükâfat elde edemezler. Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden münkir, kâfir bir kavmi, doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak.

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyip de malını insanlara gösteriş olsun diye sarfeden kimse gibi başa kakma ve eziyet etmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Onun örneği üzerinde bir miktar toprak bulunan ve inen şiddetli bir yağmurun kupkuru bıraktığı taşa benzer. Onlar kazandıklarından bir şey elde edemezler. [56] Allah kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kafirler topluluğuna hidayet vermez.

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler, sadakalarınızı -insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve âhiret gününe inanmayan kimse gibi- başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin hâli, üzerinde az bir toprak bulunan bir kayanın hâline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur isabet edince, üzerindeki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş hâlinde bırakır. Onlar (gösteriş için âmel edenler) yaptıkları şeyden hiç bir sevap kazanamazlar. Allah kâfirler topluluğuna hidayet etmez...

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanmamasına karşın, insanlara gösteriş yapmak için, yardımlaşmak amacıyla yapıyormuş gibi, başa kakarak ve inciterek yardımlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer. Güçlü bir yağmur, onu çıplak bırakır. Onlar, yaptıklarından bir getiri elde edemezler. Çünkü Allah, nankörlük eden bir toplumu doğru yola eriştirmez.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve gönül incitmek suretiyle, yaptığınız hayırları boşa çıkarmayınız. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kafirleri doğru yola iletmez.

Bekir Sadak

Ey Inananlar! Allah'a ve ahiret gunune inanmayip, insanlara gosteris icin malini sarfeden kimse gibi, sadakalarinizi basa kakma ve eza etmekle bosa cikarmayin. Onun durumu, uzerinde toprak bulunan kayanin durumu gibidir, uzerine bol yagmur yagdiginda onu cascavlak birakir. Kazandiklarindan hicbir sey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri dogru yola eristirmez.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Allah'a ve Âhiret gününe inanmayıp malını insanlara gösteriş için harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül incitmekle boşa çıkarmayın. Çünkü onun misâli, kaygan bir kayaya benzer ki, üzerinde azıcık toprak vardır, derken ona şiddetli bir yağmur dokunur da dazlak bırakır; işleyegeldikleri hiç bir şeye karşılık (bir sevap ve mükâfat) kazanmaya güç getiremezler. Allah inkarcıları doğru yola eriştirmez.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın. O kimsenin misali, üzerinde toprak bulunan düzgün ve yalçın bir kayadır; kayanın üzerine şiddetli bir yağmur yağmış, onu çıplak halde bırakmıştır. Bu gibilerin kazandıkları hiçbir şeyden istifadeleri olmaz ve Allah, inkârcı topluluğa hidayet vermez.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.

Diyanet İşleri (eski)

Ey İnananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, sadakalarınızı, başa kakmak, kalp kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Tıpkı malını insanlara gösteriş için dağıtan; Allah'a ve ahiret gününe inanmayan herif gibi. Artık onun durumu, üstünde biraz toprak bulunan ve üzerine bir sağnağın inip kendisini bütün yalçınlığı ile ortada bıraktığı bir kaya gibidir. Böyle kimseler, yaptıklarının hiçbir yararını görmezler. Allah, inkarcılar topluluğunu doğru yola çıkarmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iman edenler! sadakalarınızı başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin: O herif gibi ki nasa gösteriş için malını dağıtır da ne Allaha inanır ne Ahıret gününe, artık onun meseli bir kaya meseline benzer ki üzerinde bir az toprak varmış, derken şiddetli bir sağanak inmişde onu yap yalçın etmiş bırakıvermiş: Öyleler kesiblerinden hiç bir şey istifade edemezler, Allah kafirler güruhunu doğru yola çıkarmaz

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmediği halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; sadakalarınızı başa kakarak ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, Kafir halka doğru yolu göstermez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmadığı halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; sadakalarınızı başa kakarak ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, Kafir halka doğru yolu göstermez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmadığı halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; yaptığınız yardımı başa kakarak ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, gerçeği yalanlayan nankörler topluluğuna doğru yolu göstermez.

Fizilal-il Kuran

Ey müminler, tıpkı Allah'a ve Ahiret gününe inanmadıkları halde başkalarına gösteriş olsun diye mallarını harcayanların yaptıkları gibi, sadakalarınızı başa kakarak ve onur kırma aracı haline getirerek boşa çıkarmayın. Böylesi, sağanak halindeki bir yağmura tutulunca, çır çıplak kalan toprakla örtülü bir kayaya benzer. Bunlar yaptıkları iyilikten hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfir topluluğu doğru yola iletmez.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'ya ve ahiret gününe inanmayan, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç birşeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Tanrı kafirler kavmine hidayet vermez.

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, malını, insanlara gösteriş olsun diye bağışlayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakarak ve inciterek boşa çıkarmayın! Böyle bir kimsenin durumu, üzerinde toz toprak bulunan kayanın durumuna benzer ki, üzerine bir sağanak yağmur yağdığında, onu, çıplak bir taş haline getirir. İşte bunlar da kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah, inkârcı olan toplumu doğru yola ulaştırmaz.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, sadakalarınızı — malını insanlara gösteriş için harcayan, Allaha ve ahiret gününe inanmayan bir kimse gibi — başa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. Çünkü onun haali, üzerinde bir toprak bulunub da kendine şiddetli bir yağmur isaabet eden, bu suretle o, kendisini kaskatı bir taş haaline bırakmış olan kaypak bir kayanın haali gibidir. Onlar (dünyada) işledikleri hiç bir şeyden (sevab kazanmıya) muktedir olmazlar. Allah, kafirler güruhuna hidayet vermez.

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayanın durumuna benzer ki, üzerine bir sağanak yağmur yağdığında onu çıplak bir taş haline getirir. (Böyleleri) kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler toplumunu doğru yola iletmez.

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! İnsanlara gösteriş için malını sarf etmekte olan, Allah’a ve âhiret gününe îmân etmiyor olan kimse gibi başa kakmak ve (gönül) incitmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın! İşte onun misâli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayanın hâli gibidir ki, ona şiddetli bir yağmur isâbet etmiş de, onu çıplak bir hâlde bırakmıştır. (Onlar) kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah ise, kâfirler topluluğunu (inkârlarındaki ısrarları sebebiyle)hidâyete erdirmez!

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakma ve eziyet etmekle heder etmeyin, O gösteriş yapanın hali; üzerinde toprak bulunan kayanınki gibidir. Şiddetli bir yağmur isabet ettiğnde onu katı bir taş halinde bırakır. Onlar kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. Allah kafirler güruhunu hidayete erdirmez.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını insanlara gösteriş için infak eden (veren) kişi gibi, sadakalarınızı başa kakarak ve inciterek iptal etmeyin! Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer ki ona sağanak yağmur isabet etmiş de onu çıplak (topraksız) hâle getirmiştir. Bunlar, kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. Allah o kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Servetini gösteriş ve övgü için harcayan, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmayan kişinin yaptığı gibi, iyiliğinizi başa kakarak ve (muhtaç kimsenin duygularını) inciterek yardımlarınızı değersiz hale sokmayın: Onun hali, üzerinde (biraz) toprak bulunan yumuşak bir kayanın hali gibidir, bir sağanak vurunca onu sert ve çıplak bırakıverir. Bu gibilerin, yaptıkları (hayırlı) işlerinden hiçbir kazançları olmaz: zira Allah, hakikati reddeden bir toplumu hidayete erdirmez.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! İnsanlara gösteriş için malını harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimse gibi, başa kakarak ve gönül inciterek yardımlarınızın sonucunu iptal etmeyiniz. O kişinin hali, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer: bir sağanak yağar, onu cascavlak bırakıverir. İşte bu gibilerin, yaptıklarından hiçbir kazançları olamaz. Zira Allah kafir bir topluma asla rehberliğini bahşetmez.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân etmiş olanlar! Sadakalarınızı minnetle, incitmekle iptal etmeyiniz. O kimse gibi ki, malını nâsa gösteriş için infak eder de Allah Teâlâ'ya ve ahiret gününe inanmış bulunmaz. Artık o kimsenin meseli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kaypak taşın hali gibidir ki, ona şiddetli bir yağmur isabet ederek onu dümdüz bir halde bırakmış olur. Onlar kazanmış olduklarından bir şeye kâdir olamazlar. Ve Allah Teâlâ kâfirler gürûhuna hidâyet etmez.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. O gösteriş yapanın durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer. Şiddetli bir sağanak isabet eder de onu sert bir kaya halinde bırakıverir (Toprağı gider, kaya kalır). Kazandıklarından hiçbir şey elde edemez. Allah kâfirler gürûhunu hidayete erdirmez.

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! yardım ettiğiniz kimselere minnet etmek ve incitmek sûretiyle o sadakalarınızı boşa çıkarmayın! Allah’a da, âhirete de inanmadığı halde sırf insanlara gösteriş yapmak için malını harcayan kimsenin durumuna düşmeyin! Onun durumu, üzerinde azıcık toprak bulunan kaygan bir kayanın durumuna benzer ki, şiddetli bir yağmur iner inmez toprağı kayıverir, cascavlak kalır. Öyleleri işledikleri hiçbir şeyden sevap ve mükâfat elde edemezler. Zira Allah inkârcıları emellerine kavuşturmaz.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, insanlara gösteriş için malını verip Allah'a ve ahiret gününe inanmayan adam gibi, başa kakmak ve eziyet etmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Öylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan şu kayaya benzer ki, bir sağnak indi de (üstündeki toprağı silip süpürerek) onu sert bir taş halinde bıraktı. (Böyleleri), kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah, kafir toplumu doğru yola iletmez.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Başa kakarak ve inciterek sadakalarınızı geçersiz kılmayın! Malını, insanlara gösteriş olsun diye harcayan, Allah'a da ahiret gününe de inanıp güvenmeyen kişi gibi davranmayın! Onun durumu, üzerinde toprak olan kayaya benzer. Bol yağmur yağar ve orayı çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kafirler toplumunu yola getirmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müminler! Başa kakarak ve üzerek yardımlarınızı değersizleştirmeyin! İnsanlara gösteriş olsun diye malını harcayan, ama Allah'a ve ahiret gününe inanmayan kişi gibi davranmayın! Onun durumu, üzerinde toprak olan kayaya benzer. Şiddetli bir yağmur yağar ve orayı çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından bekledikleri sonucu alamazlar. Allah, ayetleri görmezlikten gelen bir topluluğu yola getirmez.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Bunun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak iner de onu kupkuru bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah inkarcı topluma yol göstermez.

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; ona sağanak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremez (elde edemez) ler. Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez.

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Başa kakıp incitmek suretiyle sadakalarınızı boşa çıkarmayın-o kimsenin hali gibi ki, Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş olsun diye malını bağışlar. Onun durumu, üzerinde bir parça toprak bulunan bir kaya gibidir; yağmur boşandığında onu cascavlak bırakır. Öylelerinin yaptıklarından ellerinde hiçbir şey kalmaz. Çünkü Allah kâfirler güruhuna yol göstermez.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Allah'a ve ahıret gününe inanmadığı halde, insanlara riya için malını infak eden kişi gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve eza etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak varken tepesine şiddetli bir yağmur inip kendisini cascavlak bırakmış yalçın bir kayanın haline benzer. Böyleleri, kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. Allah, küfre sapan bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Sədəqələrinizi, özünü camaata göstərmək məqsədilə xərcləyən, Allaha və Axirət gününə inanmayan şəxs kimi minnət qoymaqla və əziyyət verməklə puç etməyin. Bunun məsəli üzərində torpaq olan hamar qayanın məsəlinə bənzəyir ki, şiddətli yağış yağıb onu çılpaq hala salmışdır. Onlar qazandıqlarından heç bir şeyə nail olmazlar. Allah kafir xalqı doğru yola yönəltməz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Sədəqələrinizi malını riyakarlıqla (özünü xalqa göstərmək üçün) sərf edən, Allaha və axirət gününə inanmayan şəxs kimi, minnət qoymaq və əziyyət verməklə puça çıxarmayın. Belə şəxslərin halı, üzərində bir az torpaq olan qayaya bənzər ki, şiddətli bir yağış o torpağı (yuyub) aparar və qayanı çılpaq bir daş halına salar. Onlar qazandıqlarından bir şeyə qadir (nail) olmazlar. Şübhəsiz ki, Allah kafirləri haqq yoluna yönəltməz!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

O ihr Gläubigen! Macht Eure Spenden nicht durch Kränkungen und schmerzende Äußerungen wieder zunichte! Das wäre wie einer, der sein Geld nur ausgibt, um von anderen gesehen zu werden und nicht an Gott und den Jüngsten Tag glaubt. Dieser Mensch ist mit einer glatten, mit fruchtbarer Erde bedeckten Steinschicht zu vergleichen. Ein starker Regenguß spült die fruchtbare Erde weg und hinterläßt nur das nackte felsige Gestein. Sie haben nichts von dem, was sie leisten. Gott leitet die Ungläubigen nicht zum rechten Weg.

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, macht nicht eure Almosen durch Vorhaltungen und Beleidigungen zunichte, wie derjenige, der seinen Besitz aus Augendienerei vor den Menschen ausgibt und nicht an Allah und den Jüngsten Tag glaubt! So ist sein Gleichnis das eines glatten Steins mit Erdreich darüber: Ein heftiger Regenguß trifft ihn und läßt ihn nackt. Sie haben keine Macht über etwas von dem, was sie erworben haben. Allah leitet das ungläubige Volk nicht recht.

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt, vereitelt nicht eure Almosen durch Vorhaltungen und Ungemach, gleich dem, der sein Gut ausgibt, um von den Leuten gesehen zu werden, und nicht an Allah glaubt und an den Jüngsten Tag. Das Gleichnis dessen ist das Gleichnis eines Felsens mit Erdreich darüber, und es trifft ihn ein Platzregen und läßt ihn hart. Sie richten nichts aus mit ihrem Verdienst; denn Allah leitet nicht die ungläubigen Leute.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts truly believe: Do not cancel the divine reward you merit for your benevolence by the reminders of your generosity or inducing mental anguish. You are then like he who spends his wealth ostentatiously under the guise of benevolence only to attract attention and win people’s admiration while truthfully, he believes neither in Allah nor in the Last Day. His similitude is that of a rock covered with dust and fertile soil which has been exposed to torrential rain stripping it of its soil leaving it completely bare. Such persons have lost; unable to reclaim anything they had falsely earned. And Allah does not guide those who deny Him to His path of righteousness.

Abdul Haleem

You who believe, do not cancel out your charitable deeds with reminders and hurtful words, like someone who spends his wealth only to be seen by people, not believing in God and the Last Day. Such a person is like a rock with earth on it: heavy rain falls and leaves it completely bare. Such people get no rewards for their works: God does not guide the disbelievers.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! cancel not your charity by reminders of your generosity or by injury,- like those who spend their substance to be seen of men, but believe neither in Allah nor in the Last Day. They are in parable like a hard, barren rock, on which is a little soil: on it falls heavy rain, which leaves it (Just) a bare stone. They will be able to do nothing with aught they have earned. And Allah guideth not those who reject faith.

Abul A'la Maududi

Believers! Do not nullify your acts of charity by stressing your benevolence and causing hurt as does he who spends his wealth only to be seen by people and does not believe in Allah and the Last Day. The example of his spending is that of a rock with a thin coating of earth upon it: when a heavy rain smites it, the earth is washed away, leaving the rock bare; such people derive no gain from their acts of charity. Allah does not set the deniers of the Truth on the Right Way.

Aisha Bewley

You who have iman! do not nullify your sadaqa by demands for gratitude or insulting words, like him who spends his wealth, showing off to people and not having iman in Allah and the Last Day. His likeness is that of a smooth rock coated with soil, which, when heavy rain falls on it, is left stripped bare. They have no power over anything they have earned. Allah does not guide kafir people.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Do not render in vain your Sadaqah (charity) by reminders of your generosity or by injury, like him who spends his wealth to be seen of men, and he does not believe in Allâh, nor in the Last Day. His likeness is the likeness of a smooth rock on which is a little dust; on it falls heavy rain which leaves it bare. They are not able to do anything with what they have earned. And Allâh does not guide the disbelieving people.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Do not render your charities void by reproaches and affronts, like those who spend their wealth to be seen by people and have no faith in Allah and the Last Day. Their parable is that of a rock covered with soil: a downpour strikes it, leaving it bare. They have no power over anything of what they have earned, and Allah does not guide the faithless lot.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! Do not render void your charities by (a show of) obligation and injury, like him who spends his wealth to be seen by people and does not believe in Allâh and the Last Day. So his case is like the case of a smooth rock with some soil thereon, when heavy rain hits it leaves it bare and hard. They shall not be able to gain anything of what they accomplished. And Allâh does not guide such disbelieving people to the way of success.

Arthur John Arberry

O believers, void not your freewill offerings with reproach and injury, as one who expends of his substance to show off to men and believes not in God and the Last Day. The likeness of him is as the likeness of a smooth rock on which is soil, and a torrent smites it, and leaves it barren. They have no power over anything that they have earned. God guides not the people of the unbelievers.

Bijan Moeinian

A believer should not spoil his charity by making a big deal of it up to the point that it hurts its receiver. Those who spend on charity in order to be seen in fact do not believe neither in God nor the Day of Resurrection. They are as barren as a rock with a little bit of soil on which looses its productive capacity once the rain washes the soil. They gain nothing from their charity as God does not guide the disbelievers.

E. Henry Palmer

O ye who believe! make not your almsgiving vain by taunts and annoyance, like him who expends what he has for the sake of appearances before men, and believes not in God and the last day; for his likeness is as the likeness of a flint with soil upon it, and a heavy shower falls on it and leaves it bare rock; they can do nought with what they earn, for God guides not the misbelieving folk.

Edip-Layth

O you who acknowledge, do not nullify your charities with insult and harm; like the one who spends his money in vanity to show the people, and he does not acknowledge God and the Last day. His example is like a stone on which there is dust, then it is subjected to heavy rain, which leaves it bare. They cannot do anything with what they earned; and God does not guide the ingrates.

George Sale

O true believers, make not your alms of none effect by reproaching, or mischief, as he who layeth out what he hath to appear unto men to give alms, and believeth not in God and the last day. The likeness of such a one, is as a flint covered with earth, on which a violent rain falleth, and leaveth it hard. They cannot prosper in any thing which they have gained, for God directeth not the unbelieving people.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Make not your almsgiving vain by reproach (or reminders of your generosity) and injury, like him who expends what he has for the sake of appearances before men, and believes not in Allah and the Last Day; for his likeness is as the likeness of a flint with soil upon it, and a heavy shower falls on it and leaves it bare rock; they can do naught with what they earn, for Allah guides not the misbelieving folk.

Mahmoud Ghali

O you have believed, do not void your donations with obliging (reproach) and hurt, as one who expends his wealth (for the sake) of showing off to mankind and does not believe in Allah and the Last Day. So, the likeness of him is as the likeness of a smooth rock on which is dust, then a shower hits (Literally: afflicts) it; so it leaves (the rock) solid. They are unable (to do) anything with whatever they have earned; and Allah does not guide the disbelieving people.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Render not vain your almsgiving by reproach and injury, like him who spendeth his wealth only to be seen of men and believeth not in Allah and the Last Day. His likeness is as the likeness of a rock whereon is dust of earth; a rainstorm smiteth it, leaving it smooth and bare. They have no control of aught of that which they have gained. Allah guideth not the disbelieving folk.

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, do not nullify your charity by giving to oblige and flaunting (your favours) like a man who spends of his wealth only to show off, but does not believe in God and the Last Day. His semblance is that of a rock covered with earth which is washed away by rain exposing the hard rock bare. So they gain nothing from their earnings. God does not guide a people who do not believe.

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! Do not deprive your charitable deeds of all worth by stressing your own benevolence and hurting [the feelings of the needy], as does he who spends his wealth only to be seen and praised by men, and believes not in God and the Last Day: for his parable is that of a smooth rock with [a little] earth upon it - and then a rainstorm smites it and leaves it hard and bare. Such as these shall have no gain whatever from all their [good] works: for God does not guide people who refuse to acknowledge the truth.

Mustafa Khattab

O believers! Do not waste your charity with reminders ˹of your generosity˺ or hurtful words, like those who donate their wealth just to show off and do not believe in Allah or the Last Day. Their example is that of a hard barren rock covered with a thin layer of soil hit by a strong rain—leaving it just a bare stone. Such people are unable to preserve the reward of their charity. Allah does not guide ˹such˺ disbelieving people.

Progressive Muslims

O you who believe, do not nullify your charities with insult and harm; like the one who spends his money in vanity to show the people, and he does not believe in God and the Last Day. His example is like a stone on which there is dust, then it is subjected to heavy rain which leaves it bare. They cannot do anything with what they earned; and God does not guide the rejecting people.

Sahih International

O you who have believed, do not invalidate your charities with reminders or injury as does one who spends his wealth [only] to be seen by the people and does not believe in Allah and the Last Day. His example is like that of a [large] smooth stone upon which is dust and is hit by a downpour that leaves it bare. They are unable [to keep] anything of what they have earned. And Allah does not guide the disbelieving people.

Sam Gerrans

O you who heed warning: make not your charity vain through condescension and hindrance, like one who spends his wealth to be seen of men and believes not in God and the Last Day. And his likeness is as the likeness of a rock whereon is dust: a downpour fell upon it leaving it bare; they possess nothing from what they have earned; and God guides not the people of the false claimers of guidance.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Cancel not your charity by reminders of your generosity or by injuring the self-respect of the recipients; like those who spend their wealth for show-off. This kind of behavior contradicts the true belief in Allah and His Law of Recompense. Charity has been ordained to help individuals and not to hurt them (93:10), and Allah has promised you manifold reward. But, a seed won't grow on a dusty rock, upon which rain falls and washes it clean. Even Allah won't guide those who deny such simple realities.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Cancel not your charity by reminders of your generosity, or by injury— Like those who spend what they own to be seen of men, but believe neither in Allah nor in the Last Day. They are in the parable like a hard, barren rock, on which is a little soil; On it falls heavy rain which leaves it (just) a bare stone. They will be able to do nothing with the little they have earned. And Allah does not guide those who reject faith.

Taqi Usmani

O you who believe, do not nullify your acts of charity by boasting about (doing people a) favour and by causing (them) hurt, like the one who spends his wealth to show off before peopleand does not believe in Allah and in the Last Day. So, his example is like a rock on which there is dust, then a heavy rain came over it and left it barren. They have no ability to gain anything out of what they have done, and Allah does not give guidance to the people who disbelieve.

The Monotheist Group

O you who believe, do not nullify your charities with insult and harm; like the one who spends his money in vanity to show off to the people, and he does not believe in God and the Last Day. His example is like a stone on which there is dust, then it is subjected to a heavy rain which leaves it bare. They cannot do anything with what they have earned; and God does not guide the rejecting people.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O les croyants! Nʹannulez pas vos aumônes par un rappel ou un tort, comme celui qui dépense son bien par ostentation devant les gens sans croire en Allah et au Jour dernier. Il ressemble à un rocher recouvert de terre: quʹune averse lʹatteigne, elle le laisse dénué. De pareils hommes ne tirent aucun profit de leurs actes. Et Allah ne guide pas les gens mécréants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hey gelî yên ku bawerî anîne! Xêra sedeqeyên xwe bi minet û êşandinê pûç mekin. Wekî yê ku malê xwe bi riyakarî dide, lê di rastiyê de bi Xwedê û roja axretê bêbawer e. Vêca rewşa wî dişibe rewşa tehtekî ku li serê hinek ax hebe, êdî baraneke gur lê bibare (axê ji serê bibe), wê rût û hilû bihêle. (Ev ên wisa) ji karên ku kirin nikarin tiştekî bi dest bixin. Xwedê kafiran rasterê nake.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Maakt jullie aalmoezen niet waardeloos door gepoch en ergernis zoals hij die zijn bezit weggeeft om door de mensen gezien te worden maar zonder te geloven in God en de laatste dag. Hij lijkt bijvoorbeeld op een rots met aarde erop. Dan treft hem een stortregen en die laat hem kaal achter. Zij hebben geen macht over iets wat zij verworven hebben. En God wijst de ongelovige mensen de goede richting niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

O geloovigen! maakt uwe aalmoezen toch niet ijdel door verwijtingen of onvriendelijkheid, evenals diegenen, welke slechts aalmoezen geven, opdat de lieden het zullen zien, maar niet aan God en aan den jongsten dag gelooven. Zij gelijken de kiezelsteenen die op de aarde liggen; het moge er op regenen, zij blijven toch hard. Hunne zaken zullen hun geene winst aanbrengen; want God leidt de ongeloovigen niet.

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven: maakt jullie liefdadigheid noch ongeldig door opscheppen, noch door kwetsen, zoals degene die, van zijn eigendom geeft om op te vallen bij de mensen, en (die) niet in Allah en de Laatste Dag gelooft. En de gelijkenis met hem is als met een gladde rots, bedekt met aarde, waarop zware regen valt die haar kaal achterlaat: zij verdienen niets voor wat zij gedaan hebben. En Allah leidt het ongelovige volk niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О вы, которые уверовали! Не делайте тщетными [напрасными] ваши милостыни попреком и обидой, (подобно тому) как тот, кто тратит свое имущество для показухи перед людьми [чтобы его хвалили] и не верует в Аллаха и Последний день [не убежден]. По примеру он подобен скале, на которой почва: но постиг ее ливень и оставил голой. Они не владеют ничем из того, что приобрели [Таким же образом пропадут деяния тех, которые тратили свои средства ради показухи, и им за это не будет никакой награды.]: ведь Аллах не ведет людей неверных [не помогает им]!

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Не умаляйте ваших подаяний попреком или обычным напоминанием, подобно тем, которые расточают свое имущество из тщеславия и не веруют при этом в Аллаха и в Судный день. Такой человек подобен скале, покрытой слоем земли, - но вот выпал ливень и смыл землю. У них нет власти над тем, что приобрели они [в жизни], а Аллах не ведет истинным путем неверных.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Troende! Beröva inte era gåvor deras värde genom (tal om) frikostighet eller genom (ord) som sårar, som den som ger av vad han äger för att ses (och berömmas) av människor och som inte tror på Gud och den Yttersta dagen. Han kan liknas vid en berggrund täckt av (ett tunt lager) jord; ett slagregn faller och sköljer bort allt inpå nakna berget. (Sådana människor) uppnår ingenting med det som de har åstadkommit. Gud leder inte dem som förnekar sanningen.