Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًا ذٰلِكَ ظَنُّ الَّذِينَ كَفَرُوا فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِ

ve mā ḣaleḳnā s-semāe ve l-erDe ve mā beynehumā bāTilen ƶālike Zennu (e)lleƶīne keferū fe veylun li(e)lleƶīne keferū mine n-nāri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2خَلَقْنَاḣaleḳnāخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yaratmadık
3السَّمَاءَs-semāeس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göğü
4وَالْاَرْضَve l-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yeri
5وَمَاve māve ne de
6بَيْنَهُمَاbeynehumāب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinikisi arasındakileri
7بَاطِلًاbāTilenب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmakboş yere
8ذٰلِكَƶālikebu
9ظَنُّZennuظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.zannıdır
10الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
11كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(lerin)
12فَوَيْلٌfe veylunvay hallerine
13لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselerin
14كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(lerin)
15مِنَmine-ten dolayı
16النَّارِn-nāriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateş-

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve biz, göğü ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri boş yere yaratmadık; bu, kâfir olanların zannı; artık vay haline kâfirlerin ateşten.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve biz, göğü ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri boş yere yaratmadık; bu, kâfir olanların zannı; artık vay haline kâfirlerin ateşten.

Adem Uğur

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!

Ahmed Hulusi

Semayı, arzı ve ikisi arasındakileri işlevsiz olarak yaratmadık! O (işlevsiz düşünmek), hakikat bilgisini inkar edenlerin zannıdır! Bu yüzden yazıklar olsun o hakikat bilgisini inkar edenlere, yakan (dünyalarında)!

Ahmet Tekin

Göğü, yeri ve ikisi arasındaki varlıkları ve imkânları, biz boş yere yaratmadık. O, inkârda ısrar edenlerin düşünce ve inancıdır. Onun için, vay kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden ateşe girecek kâfirlerin haline!

Ahmet Varol

Biz göğü, yeri ve bu ikisinin arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu inkâr edenlerin zannıdır. (İçine atılacakları) ateşten dolayı inkâr edenlerin vay haline!

Ali Bulaç

Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o inkar edenlere.

Ali Fikri Yavuz

Biz, o gök ile yeri ve aralarındakileri boşuna yaratmadık. (Bunların yaratılması boşunadır sözü) o kâfirlerin zannıdır. Bu yüzden kâfirlere ateşten şiddetli bir azab vardır.

Ali Rıza Safa

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri boşuna yaratmadık. İşte bu, nankörlük edenlerin sanısıdır. Nankörlük edenlerin, ateşte; artık, vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Vay o inkar edenlerin ateşteki haline!

Bekir Sadak

Gogu, yeri ve ikisinin arasinda bulunanlari bosuna yaratmadik. Bunun bosuna oldugu, inkar edenlerin sanisidir. Vay atese ugrayacak inkarcilarin haline!

Celal Yıldırım

Biz, göğü, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri boşuna, anlamsız yaratmadık. Bu, sadece inkarcıların zan ve iddiasıdır. Ateşten vay o kâfirlere!.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden vay o inkârcıların başına geleceklere!

Diyanet İşleri

Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

Diyanet İşleri (eski)

Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline!

Diyanet Vakfi

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan kâfirlerin haline!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri Biz boşuna yaratmadık. O, küfredenlerin zannı. Onun için küfredenlere ateşten bir veyl var.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem o Göğü ve Yeri aralarındakileri biz boşuna yaratmadık o, o küfredenlerin zannı, onun için küfredenlere ateşten bir veyl var

Erhan Aktaş

Biz, göğü, yeri ve ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. Bu, kafirlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, kafirlerin vay haline.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, göğü, yeri ve ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. Bu, Kafirlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, Kafirlerin vay haline.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. Bu, gerçeği yalanlayan nankörlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.

Fizilal-il Kuran

Göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boşuna yaratmadık, inkâr edenler, kainatın boş bir tesadüf eseri olduğunu söylerler, bu onların zannıdır. Vay ateşe uğrayacak inkârcıların haline.

Gültekin Onan

Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, küfredenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o küfredenlere.

Hamdi Döndüren

Biz, göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin düşüncesidir. Cehennemden dolayı, inkârcıların vay hâline!

Hasan Basri Çantay

O göğü, O yeri ve bunların arasında bulunan şeyleri biz boşuna yaratmadık. Bu, o küfredenlerin zannıdır. Bu yüzden küfredenlere ateşden helak vardır.

Hasib Asutay

Biz, göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azaptan) dolayı vay o inkârcılara.

Hayrat Neşriyat

Hem göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Artık, ateşten dolayı vay hâline o küfre düşenlerin!

İbni Kesir

Biz; göğü, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bu, küfretmiş olanların zannıdır. Vay o küfretmiş olanlara, cehennem ateşinden.

Mehmet Okuyan

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri batıl olarak (boş yere) yaratmadık. Bu (iddia), kâfir olanların zannıdır. Ateşi hak eden o kâfir olanların vay hâllerine!

Muhammed Esed

Ve Biz, hakikati inkar edenlerin sandığı gibi, göğü ve yeri ve ikisi arasındaki şeyleri bir amaç ve anlamdan yoksun yaratmadık. Vay hallerine (cehennem) ateşindeki o inkarcıların!

Mustafa İslamoğlu

Ve Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri bir amaç ve anlamdan yoksun yaratmadık; bu, inkarda direnenlerin bakış açısıdır: yazıklar olsun (kendilerini mahkum ettikleri) ateşten dolayı inkarda direnen o kimselere!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve göğü ve yeri ve bunların arasında olanları beyhûde yere yaratmadık. Bu, küfre düşenlerin zannıdır. Artık küfre düşmüş olanlara ateşten bir helâk vardır.

Ömer Öngüt

Biz göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Ateşten dolayı vay o kâfirlere!

Suat Yıldırım

Biz göğü, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları gayesiz, boşuna yaratmadık. Bu sadece kâfirlerin bir zannı ve iddiasıdır. Artık o ateşten vay haline o kâfirlerin!

Süleyman Ateş

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık (bunlar bir tesadüf eseri değildir) bu, inkar edenlerin zannıdır, (onlar kainatın boş bir tesadüf eseri olduğunu söylerler). Ateşten vay hallerine o nankörlerin!

Süleymaniye Vakfı

Göğü, yeri ve ikisinin arasındakileri boşuna yaratmadık. Bu iddia (bunların boşuna yaratıldığı iddiası), kafirlik edenlerin varsayımıdır. Cehennem ateşinden dolayı, kafirlik edenlerin vay haline!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göğü, yeri ve ikisinin arasındakileri boşuna yaratmadık. Bu, nankörlerin (kafirlerin) kuruntusudur. O nankörlerin, ateşten çekecekleri var.

Şaban Piriş

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Ateşe atılacak inkarcıların vay haline...

Tefhim-ul Kuran

Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, küfredenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o küfretmekte olanlara.

Ümit Şimşek

Biz göğü, yeri ve arasındakileri boşuna yaratmadık. Bu kâfirlerin zannıdır. Cehennem ateşinden, o kâfirlerin başlarına gelecek var!

Yaşar Nuri Öztürk

Biz şu göğü ve yeri ve ikisi arasındakileri boşuna yaratmadık. Böyle düşünmek, küfre sapanların sanısıdır. Vay hallerine o inkarcıların, ateş yüzünden!

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Biz göyü, yeri və onların arasındakılarını nahaq yerə xəlq etməmişik. Bu, kafirlərin zənnidir. Vay o kafirlərin Oddakı halına!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben den Himmel und die Erde und was es dazwischen gibt, nicht ohne Sinn erschaffen. Das meinen nur die Ungläubigen. Wehe! Sie werden im Höllenfeuer schwer bestraft werden.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir haben den Himmel und die Erde und das, was dazwischen ist, nicht umsonst erschaffen. Das ist die Meinung derjenigen, die ungläubig sind. Doch wehe denjenigen, die ungläubig sind, vor dem (Höllen)feuer!

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR erschufen den Himmel, die Erde und das, was zwischen ihnen ist, nicht sinnlos. Dies ist die Vermutung derjenigen, die Kufr betrieben haben. Also Niedergang sei denjenigen, die Kufr betrieben haben, durch das Feuer.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We did not create the heavens and the earth and all that lies between them in vain as the infidels have thought, they brew falsehood and think falsehood; Woe to them, they shall be the fuel for the fire.

Abdul Haleem

It was not without purpose that We created the heavens and the earth and everything in between. That may be what the disbelievers assume- how they will suffer from the Fire!-

Abdullah Yusuf Ali

Not without purpose did We create heaven and earth and all between! that were the thought of Unbelievers! but woe to the Unbelievers because of the Fire (of Hell)!

Abul A'la Maududi

We did not create this heaven and earth and all that lies between them in vain. That is the fancy of those who denied the Truth. So woe from the Fire to all who deny the Truth.

Aisha Bewley

We did not create heaven and earth and everything between them to no purpose. That is the opinion of those who are kafir. Woe to those who are kafir, because of the Fire!

Al-Hilali & Khan

And We created not the heaven and the earth and all that is between them without purpose! That is the consideration of those who disbelieve! Then woe to those who disbelieve (in Islâmic Monotheism) from the Fire!

Ali Quli Qarai

We did not create the sky and the earth and whatever is between them in vain. That is a conjecture of the faithless. So woe to the faithless for the Fire!

Amatul Rahman Omar

And We have not created the heaven and the earth and all that lies between them in vain. That is the view of the disbelievers only. Therefore woe to those who disbelieve because of (the punishment by means of) the Fire (that awaits them).

Arthur John Arberry

We have not created the heavens and earth, and what between them is, for vanity; such is the thought of the unbelievers, wherefore woe unto the unbelievers because of the Fire!

Bijan Moeinian

I (God) have not created the heavens, the earth and anything between in vain [so that you play any game without worrying about its consequences. ] This is the fancy of those who have chosen to disbelieve. Pity to such disbelievers who will end up in Hellfire.

E. Henry Palmer

And we have not created the heavens and the earth, and what is between the two, in vain. That is what those who misbelieved did think, but woe from the fire to those who misbelieve!

Edip-Layth

We did not create the heaven and the earth, and everything between them, in vain. Such is the thinking of those who rejected. Therefore, because of the fire woe to those who have rejected.

George Sale

We have not created the heavens and the earth, and whatever is between them, in vain. This is the opinion of the unbelievers: But woe unto those who believe not, because of the fire of hell.

Hamid S. Aziz

And We create not the heaven and the earth and that which is between them in vain; that is the opinion of those who disbelieve; then woe to those who disbelieve because of the Fire.

Mahmoud Ghali

And in no way have We created the heaven and the earth and whatever is between them untruthfully. That is the surmise of the ones who have disbelieved. So woe to the ones who have disbelieved, from the Fire!

Marmaduke Pickthall

And We created not the heaven and the earth and all that is between them in vain. That is the opinion of those who disbelieve. And woe unto those who disbelieve, from the Fire!

Mohamed Ahmed - Samira

We have not created the heavens and the earth and all that lies between them, all for nothing. Only those who deny imagine so. So for the unbelievers there is woe from the fire.

Muhammad Asad

AND [thus it is:] We have not created heaven and earth and all that is between them without meaning and purpose, as is the surmise of those who are bent on denying the truth: but then, woe from the fire [of hell] unto all who are bent on denying the truth!

Mustafa Khattab

We have not created the heavens and earth and everything in between without purpose—as the disbelievers think. So woe to the disbelievers because of the Fire!

Progressive Muslims

And We did not create the heaven and the Earth, and everything between them, in vain. Such is the thinking of those who rejected. Therefore, woe to those who have rejected from the Fire.

Sahih International

And We did not create the heaven and the earth and that between them aimlessly. That is the assumption of those who disbelieve, so woe to those who disbelieve from the Fire.

Sam Gerrans

And We created not the heaven and the earth and what is between them to no purpose. That is the assumption of those who ignore warning. And woe to those who ignore warning from the Fire!

Shabbir Ahmed

(No action goes uncompensated since) We have not created the heavens and the earth and all that is between them in vain - without meaning and purpose. Such is the assumption of those who disbelieve. (10:4), (11:7), (45:22), (53:31). Woe from the Fire to those who deny the Truth!

Syed Vickar Ahamed

And We did not create the heavens and the earth and all that is between (them) without purpose. That is what the unbelievers thought. But warning (and sorrow) to the unbelievers because of the Fire (of Hell)!

Taqi Usmani

We did not create the heavens and the earth and what is between them in vain. That is the thinking of those who disbelieve. So, woe to the disbelievers because of the Fire (they have to face).

The Monotheist Group

And We did not create the heaven and the earth, and everything between them, in vain. Such is the thinking of those who rejected. Therefore, woe to those who have rejected from the Fire.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous nʹavons pas créé le ciel et la terre et ce qui existe entre eux en vain. Cʹest ce que pensent ceux qui ont mécru. Malheur à ceux qui ont mécru pour le feu (qui les attend)!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me erd û asîman û yên di navbera wan de mişêya çênekiriye. Ev (a ku dibêjin ew mişêya ye) gumana wanên ku kafir bûne. Vêca hey wax li halê kafiran be, ji ber ku dê bikevin êgir!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben de hemel en de aarde en wat er tussen beide is niet voor niets geschapen. Dat denken zij die ongelovig zijn. Wee hen die ongelovig zijn, wegens het vuur.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben de hemelen en de aarde en wat daartusschen is, niet in ijdelheid geschapen. Dit is het oordeel der ongeloovigen; maar wee over hen, die niet gelooven, hun deel is het hellevuur.

Hollandaca — Siregar

En Wij hebben de hemel en de aarde en wat dartussen is niet voor niets geschapen. Dat is een vermoeden van degenen die ongelovig zijn. Wee daarom degenen die niet in de Hel geloven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не создали Мы небо и землю и то, что между ними, понапрасну. Это – предположение тех, которые стали неверующими [так думают только неверующие]. Горе же [сильное наказание] (будет) тем, кто стал неверующим, от Огня!

Rusça — Osmanov

Не напрасно Мы создали небо и землю и то, что между ними: так думают только те, кто не уверовал. Мучения огненные тем, кто не верует!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

VI HAR inte skapat himlen och jorden och allt som är emellan dem i blindo, såsom de som förnekar sanningen förmodar. Olyckliga de som förnekar sanningen! Elden är deras mål!