Sözlük

ب ي ن (BYN)

B-y-n

İki şey arasındaki boşluğu ve onların ortasını göstermek için kullanılan bir kelimedir. Cenab-ı Allah buyurur: وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعاً iki bağın arasına bir tahıl tarlası koymuştuk (18/Kehf 32). بَانَ كَذَا deyimi, ayrıldı, gizli olan şey ile onda gizli olan ortaya çıktı demektir. Kelimede ayrılmak ve ortaya çıkış, görülmek manası esas alındığından, bu her tekil varlık için kendi başına da kullanılabilmektedir. Dibi derin kuyuya bu açıdan بَيوُن adı verilmiştir. Çünkü kuyunun ağzı ile dibi arasındaki mesafe uzaktır ve onun ipi sahibinin elinden ayrılmaktadır.

بَانَ الصُّبْحُ sözü sabahın olduğunu gösterir. Allah buyurur ki: لَقَدْ تَقََطَّعَ بَيْنَكُمْ aranızdaki bütün bağlar kopuverdi (6/En’âm 194); bu âyetteki بَيْنَكُمْ sizin ulaşmanız demektir. İşin gerçeği ise, yani sizin mallarınız, akrabalarınız ve amelleriniz kendisine güvendikleriniz yitip gittiler, demektir. Onunla Yüce Allah’ın: يَوْمَ لا يَنْفَعُ مَالٌ وَلاَ بَنُونَ O gün, insana ne malı ne de çocukları yarar sağlar! (26/Şuarâ 88) âyetine işaret edilmiştir. وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادَى Bize yalnız başınıza geldiniz (6/En’âm 94) âyeti de bu manaya gelmektedir.

بَيْنَ kelimesi bazen bir isim bazen de bir zarf olarak kullanılmaktadır (6/En’âm 94) âyetinde geçen بَيْنَكُمْ kelimesini isim olarak kabul edenler بَيْنُكُمْ diye okumuşlardır. Zarf kabul edenler ise, onu بَيْنَكُمْ şeklinde okumuşlardır.

Zarf olanına örnekler: Allah buyurur ki:لا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ Allah’ın ve peygamberinin önüne geçmeyin (49/Hucurât 1); فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَةً Bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz (58/Mücâdele 12); فَاحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ şimdi sen aramızda hak ile hükmet, (38/Sâd 22); فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا İki denizin birleştiği yere vardıklarında (18/Kehf 61) bu son âyetteki بَيْنِهِمَا mastar olması daha uygundur; yani: Ayrılık yeri. وَإِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ Eğer sizinle onlar arasında bir antlaşma olan bir topluluktan ise (4/Nisâ 92).

بَيْنَ ancak mesafesi olan şeyler için kullanılır. Meselâ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ ya da belli bir sayısı olan iki ve daha fazlası gibi iki adam veya topluluk arasında gibi. İki şey arasında eğer tekrar yoksa tek mana ifâde eden şeylere izafe olunamaz. Dediler ki: وَمِنْ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ seninle bizim aramızda bir perde vardır (41/Fussilet 5); فَاجْعَلْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مَوْعِداً Bizimle kendin arasında bir buluşma yeri zamanı belirle (20/Tâhâ 58) âyetleri gibi.

هَذَا الشَّيْءُ بَيْنَ يَدَيْكَ Bu sana sunulmuştur; هُوَ بَيْنَ يَدَيْكَ yani o sana yakındır, denmektedir. Misal Allah’ın şu sözleridir: ثُمَّ لآتِيَنَّهُم مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ Sonra önlerinden onlara sokulacağım (7/A’râf 17); لَهُ مَا بَيْن َأَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا Geleceğimiz ve geçmişimiz arasındaki tüm olaylar (19/Meryem 64); وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدّاً Önlerine ve arkalarına set çektik; (36/Yâsîn 9); وَمُصَدِّقاً لمَِا بَيْن َيَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ önündeki Tevrat’ı onaylayan (5/Mâide 46); أَأُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَا Aramızda O’na mı indirilmiş? (38/Sâd 8). Yani hepimiz dururken ona mı vayh gelmiş.

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَنْ نُؤْمِنَ بِهَذَا الْقُرْآنِ وَلاَ بِالَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ Kâfirler: Biz ne bu Kur’ân’a ve ne de ondan önceki kutsal Kitaplara asla inanmayız, dediler (34/Sebe 31); Yani: İncîl ve benzeri gibi ondan daha önce gelenler. فَاتَّقُوا اللّهَ وَأَصْلِحُوا ذَاتَ بِيْنِكُمْ Buna göre, Allah’tan korkunuz, birbirinizin arasını düzeltiniz (8/Enfâl 1); yani: Sizi birleştiren akrabalık, birlik ve sevgi hâllerini gözetiniz.

Bazen بَيْنَ kelimesine ما veya bir elif ilave edilir. O zaman da حِينَ anlamına gelir. بَيْنَمَا زَيْدٌ يَفْعَلُ كَذَا, بَيْنَا يَفْعَلُ كَذَا : Bir ara Zeyd şunu yaparken, şunu yaptığı sırada gibi. Şair şöyle der:

76- بَيْنَا يُعَنِّقُهُ اْلكُمَاةُ وَرَوْغُه

يَوْمًا أُتِيحَ لَهُ جَرِيءٌ، سَلْفَعُ

76- Silah kuşanan kahramanları boğazlamasına ve kurnazlığına rağmen;

Günün birinde kelle uçuran cesur birisi onun üstesinden geldi.

B-y-n

باََنَ اِسْتَباَنَ تَبَيَّنَ fiili عَجَلَ اِسْتَعْجَلَ تَعَجَّلَ fiili gibidir. Allah buyurur ki: وَقَد تبَيَّن َلَكُمْ مِنْ مَسَاكِنِهِمْ Bunu vaktiyle oturdukları evlerin yıkıntıları size açıkça göstermektedir (29/Ankebût 38); وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ Onlara ne yaptığınızı açıkça öğrendiniz (14/İbrâhîm 45); وَلِتَسْتَبِينَ سَبِيلُ الْمُجْرِمِينَ Günâhkârların yolu açıkça belli olsun diye (6/En’âm 55); قَد تبَيَّنَ الرُّشْد ُمِنَ الْغَيِّ Doğruluk ile sapıklık birbirinden kesinlikle ayrılmıştır (2/Bakara 256); قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ اْلآيَاتِ size âyetlerimizi açık açık anlattık (3/Âl-i İmrân 118); وَ ِلأُبَيِّنَ لَكُمْ بَعْضَ الَّذِي تَخْتَلِفُونَ فِيهِ ayrılığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak üzere geldim (43/Zuhruf 63).

وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ Sana da, insanlara indirilen ilâhî mesajı açıklayasın diye zikri gönderdik (16/Nahl 44); لِيُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِي يَخْتَلِفُونَ فِيهِ İnsanlar arasındaki tartışmalı konular Allah tarafından açıklığa kavuşturulsun (16/Nahl 39); شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاس ِوَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ Ramazan ayı ki, o ayda Kur’ân, insanlara yol gösterici, doğru yola iletici, yanlış ile doğruyu birbirinden ayırt edici açık deliller olarak indirildi (2/Bakara 185).

Açıklayan kişi ölçü alınarak آيَةٌ مُبَيَّنَةٌ açıklanan bir âyet; âyetin kendisi esas alınarak آيَةٌ مُبَيِّنَةٌ açıklayan bir âyet denir. آيَاتٌ مُبَيِّناَتٌ ve مُبَيَّناَتٌ da böyledir.

بَيِّنَة ise, ister akla dayalı olsun, ister somut olsun açık delil demektir.

Peygamnerin (sas): اَلْبَيِِّنَةُ عَلَى اْلمُدَّعِي وَاْليَمِينُ عَلَى مَنْ أنْكَرَ İddia sahibinin beyyine/delil getirmesi, inkâr edenin ise, yemin etmesi gerekir sözüne dayanılarak her iki şahit de بَيِّنَة diye adalandırılmıştır. Allah buyurur ki: أَفَمَنْ كَان َعَلَى بَيِّنَةٍ مِنْ ربِّهِ Bir de Rabbinden kaynaklanan açık belgelere dayanan kimseleri düşünelim (11/Hûd 17); لِيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَن بَيِّنَةٍ وَيَحْيَى مَنْ حَيَّ عَنْ بَيِّنَةٍ Böylece can veren bile bile can verecek, hayatta kalan da bile bile hayatta kalacaktı (8/Enfâl 42); جَاءتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ onlara da elçileri, delillerle gelmişti (30/Rûm 9).

بَيَان da, bir şeyi ortaya koymak/açıklamaktır. Bu konuşmaktan daha geneldir; çünkü, konuşmak, insana mahsustur. Kendisi ile açıklama yapılana da beyan denmektedir. Bazıları şöyle der: Beyân iki çeşittir:

Birisi, تَسْخِير teshir iledir. Bu da, sanat eserlerinin durumlarından birine işaret eden hâllerden birini gösteren şeylerdir.

İkincisi, اِخْتِبَار denemek iledir. Bu da, ya konuşma, ya yazma ya da işaret ile olur.

Durumu açıklama türünden olanların birine misal Yüce Allah’ın şu sözüdür: وَلا يَصُدَّنَّكُمُ الشَّيْطَانُ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مبِينٌ Şeytan sizi bundan alıkoymasın; çünkü o, sizin için açık bir düşmandır (43/Zuhruf 62). Yani, şeytan, sizin için durumu apaçık olan bir düşmandır. تُرِيدُونَ أَنْ تَصُدُّونَاعَمَّا كَانَ يَعْبُدُ آبَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ Siz atalarımızın tapmakta olduklarından bizi alıkoymak istiyorusunuz, öyle ise, bize apaçık bir delil getirin (14/İbrâhîm 10).

Denemek yoluyla beyan olana ise, şu âyet örnektir: فَاسْأَلُوا أَهْلَ الذِّكْرِ إِنْ كُنْتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ بِاْلبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ Eğer bilmiyorsanız, daha önce kendilerine kitap verilenlere sorunuz. O peygamberleri açık deliller ile ve kitaplar ile göndermiştik. Sana da, insanlara indirilen ilâhî mesajı açıklayasın da ola ki, düşünürler diye Kur’ân’ı indirdik (16/Nahl 43-44).

Söz de بَيَان diye adlandırılır; çünkü: Söz ile, açıklanması amaçlanan mana açıklanır/ortaya konur. هَـذَا بَيَانٌ لِلنَّاسِ Bu Kur’ân, insanlara yönelik bir açıklama (3/Âl-i İmrân 138) âyeti gibidir.

Sözün مُجْمَل ve مُبْهَم olan tarafını açıklayan kısmına da beyan adı verilir. Yüce Allah’ın şu sözü gibi: ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ Sonra onu sana açıklamak da bize düşen bir iştir (75/kıyamet 19). Bir şeyin ne olduğunu ortaya koyan bir açıklama yapmaya da بَيَّنْتُهُ وأَبَنْتُهُ denir. Şu âyetler bunun örnekleridir: لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ Sana da, insanlara indirilen ilâhî mesajı açıklayasın (16/Nahl 44); أَنَا نَذِيرٌ مبِينٌ Ben gelecek tehlikeleri apaçık uyarıcıyım (38/Sâd 70); إِنَّ هَذَا لَهُوَالْبَلاءُ الْمُبِينُ Gerçekten bu apaçık bir imtihan idi (37/Sâffât 106); وَلا يَكَادُ يُبِينُ Söz anlatamayacak durumda bulunan (43/Zuhruf 52) yani, açıklayamayan. وَهُوَ فِي الْخِصَامِ غَيْرُ مُبِينٍ Mücadelede gücü neredeyse açık olmayan biri olduğu hâlde (43/Zuhruf 18).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →