ب ح ر (BḪR)
B-h-r
Geniş ilim sahibine de بَحْرٌ (derya) denir. قَدْ تَبَحَّرَ deyimi, bir alanda geniş bilgi sahibi oldu demektir. İlimde تَبَحُّر derinlik/genişliktir. Bazen deniz acılığıyla söz konusu olur. مَاءٌ بَحْرَانِيٌّ denir ki, bu, tuzlu su demektir. Aynı anlamda قَدْ أبْحَرَ الْمَاءُ su, denizleşti de denir. Şair şöyle der:
39- قَدْ عَادَ مَاءُ اْلأَرْضِ بَحْرًا فَزَادَنِي
إِلَى مَرَضِي أَنْ أَبْحَرَ الْمَشْرَبُ اْلعَذْبُ
39- Yerin suyu denize dönmüştü, arttırdı;
Hastalığıma hastalık kattı; bu yüzden tatlı içeceğim, denizleşti.
Bazıları der ki: بَحْر kelimesi aslında tuzlu suya denir; tatlı suya değil. Yüce Allah’ın: وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ Birinin susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salı veren odur (25/Furkân 53) sözünde tatlı suyun deniz diye isimlendirilmiş olması, tuzlu suyla beraber bulunmasındandır. Tıpkı, Güneş ve Ay’a birlikte قَمَرَان iki ay denmesi gibi. Suyu çok olan buluta da بَنَاتُ بَحْرٍ adı verilir.
Yüce Allah’ın: ظَهَرَ اْلفَسَادُ فِي اْلبَرِّ وَالْبَحْرِ Karada ve denizde fesat ortaya çıktı (30/Rûm 41) sözü, deniyor ki, kırsal bölgelerde ve köylerde fesat çıkması demektir; sular arasında bulunan yerlerde fesat çıkması değil. لَقَيْتُهُ صَحْرَةً بَحْرَةً deyimi, onunla kendisini gizleyecek herhangi bir binanın olmadığı apaçık ortada olan bir yerde karşılaştım, demektir.