ب ي ت (BYT)
B-y-t
Allah buyurur ki: فَتِلْكَ بُيُوتُهُمْ خَاوِيَةً بِمَا ظَلَمُوا İşte enkaz yığınına dönüşmüş evleri! Sebep zalimlikleridir (27/Neml 52); وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى وَأَخِيهِ أَنْ تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتاً وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً Biz Musa ile kardeşine vahyettik ki: Halkınıza Mısır’da evler hazırlayınız, evlerinizi namazgâh hâline getiriniz, namaz kılınız ve mü’minleri müjdeleyiniz (10/Yûnus 78); لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ بُيُوتِكُمْ evlerinizin dışındaki evlere girmeyiniz (24/Nûr 27).
Evlerin, taştan ve çamurdan, yünden ve kıldan yapılanların hepsine aynı ad verilebilir. Buna benzetilerek بَيْتُ الشِّعْر şiir evi denmiştir. Bir şeyin yeri onun beyti/evi sayılmıştır. أَهْلُ البَيْت ifâdesi, daha çok Peygamberin (sas) ailesi için kullanılır.
Peygamber (sas): سَلْمَانُ مِنَّا أَهْلَ اْلبَيْتِ Selmân bizden; ehl-i beyttendir sözü ile bir insan topluluğunun mevlasının onlardan sayılmasının doğruluğuna dikkat çekmiştir. Nasıl ki: مَوْلَى اْلقَوْمِ مِنْهُمْ، وَابْنُهُ مِنْ أَنْفُسِهِمْ Kavmin mevlası da onlardandır; oğlu da kendilerindendir de buyurmuştur.
بَيْتُ الله Beytullah ve البَيْتُ العَتِيقُ Beytu’l-Atîk ise, Mekke(Ka’be]dir. Allah buyurur ki: وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ Bu tarihi evi (Ka’be’yi) tavaf etsinler (22/Hac 29); إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَİnsanlar için kurulan ilk ev Mekke’deki ev(Ka’be)dir (3/Âl-i İmrân 96); وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ Hani İbrahim ile İsmail, Ev’in (Ka’be) duvarlarını yükseltirlerken (2/Bakara 127); Yani: وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَـكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَى Evlere arka taraflarından girmeniz iyiliğe uygun bir davranış değildir. İyiliğe uygun davranış, kötülükten sakınarak (2/Bakara 189) âyetinin, cahiliye döneminde ihram giydikten sonra evlerine yönelmeyi/dönmeyi gururlarına yediremeyen bir kesim hakkında geldiği kesindir.
Yüce Allah böylece bunun بِرّ yani iyiliğe aykırı olduğuna dikkat çekmiştir. Yüce Allah buyurur وَاْلمَلاَئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِمْ مِنْ كُلِّ بَابٍ سَلاَمٌ Melekler her kapıdan yanlarına girerek: selâm size (13/Ra’d 23). Bu, sevincin her çeşidiyle gelirler demektir. Allah buyurur ki: فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللهُ أَنْ تُرْفَعُ ; Allah’ın yüceltilmelerini ve içlerinde adının anılmasını emrettiği evlerde yanar (24/Nûr 36).
Bu evler, beygamberin evleridir, denmiştir. لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ Peygamberin evlerine girmeyin; ancak davet edilirseniz girin (33/Ahzâb 53) âyeti gibi. في بُيُوتٍ ile onun ehl-i beytine ve kavmine işaret edilmiştir de denmiştir.
Bununla kalbe işaret edilmiştir diyenler de vardır. Bazı bilgeler, peygamberin (sas): لاَ تَدْخُلُ اْلمَلاَئِكَةُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلاَ صُورَةٌ Melekler, içinde köpek ve resim bulunan eve girmezler sözünü, bu ev, kalptır şeklinde yorumlamış ve köpek ile de hırs kastedilmiştir demişlerdir; ve كَلِبَ فُلاَنٍ sözü aşırı hırsa kapılmak demektir; هُوَ أَحْرَصُ مِنْ كَلْبٍ köpekten daha hırslı, deyimlerini de bunun için delil saymışlardır.
Allah buyurur ki: وَإِذْ بَوَّأْنَا لإِبْرَاهِيمَ مَكَانَ الْبَيْتِ Hani İbrahim’e Ev’in yerini gösterdik (22/Hac 26) Yani: Mekke(Ka’be]. قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِنْدَكَ بَيْتاً فِي الْجَنَّةِ O hanım: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap demişti (66/Tahrîm 11); yani: Orada bana bir barınma yeri hazırla. وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى وَأَخِيهِ أَنْ تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتاً وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً Biz Musa ile kardeşine vahyettik ki: halkınıza Mısır’da evler hazırlayınız, evlerinizi namazgâh hâline getiriniz (10/Yûnus 87); bununla Mescid-i Aksa kastedilmiştir.
Allah buyurur ki: فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ Zaten orada bir ev halkından başka müslüman da bulamadık (51/Zâriyât 36). Deniyor ki: Bu, ev topluluğuna işarettir. Onları, köyde oturanın köy diye adlandırılması gibi, ev diye adlandırmıştır.
بَياَت ve تَبْيِيِت ise, gece düşmana saldırmaktır. Yüce Allah buyurur أَفَأَمِنَ أَهْلُ الْقُرَى أَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا بَيَاتاً وَهُمْ نَآئِمُونَ Acaba o ülkelerin halkları geceleyin uyurlarken başlarına azabımızın gelmeyeceğinden emin midirler? (7/A’râf 97); وَكَمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا فَجَاءَهَا بَأْسُنَا بَيَاتاً أَوْ هُمْ قَآئِلُونَ Biz nice kentleri gece uyurken veya öğlen istirahata çekilmişken yokettik (7/A’râf 4).
بَيُّوت ise, gece yapılan şey demektir. Allah buyurur ki: بَيَّتَ طَآئِفَةٌ منْهُمْ Onların bir grubu gecelerde kimi tezgahlar kurar (4/Nisâ 81). Geceden düşünülüp tasarlanan her iş için بُيِّت ifâdesi kullanılır. Allah buyurur ki: إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لاَ يَرْضَى مِنَ الْقَوْلِ Allah’ın razı olmadığı sözü geceleyin buluşarak karara bağlarken (4/Nisâ 108). Peygamberin (sas) şu sözü de bu anlamdadır: لاَ صِيَامَ لِمَنْ لَمْ يُبَيِّتِ الصِّيَامَ مِنَ الَّليْلِ Geceden orucu düşünüp kararlaştırmayana hiçbir oruç yoktur.
باَتَ فُلاَنٌ يَفْعَلُ كَذاَ gece yapılan işler için kullanılan bir ifâdedir. Tıpkı, ظَلَّ fiilinin gündüz yapılan işler için kullanılması gibi. Bu ikisi, deyimler türündendir.