ب د ن (BD̃N)
B-d-n
Şiirde deniyor ki:
42- وَكُنْتُ خِلْتُ الشَّيْبَ وَالتَّبْدِينَا
42- Ben gençliği de yaşadım, yaşlılığı da;
[Yakın dostu da ürküten üzüntüyü de].
Peygamberin (sas): لاَ تُبَادِرُونِي بِالرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ فَإِنِّي قَدْ بَدَنْتُ Rukû ve secdede benden önce hareket etmeyin, çünkü ben yaşlandım, sözü de bu anlamdadır. Yani: Büyüdüm ve ihtiyarladım.
Yüce Allah’ın: فَالْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ Bugün senin bedenini kurtaracağız (10/Yûnus 92) sözü, senin cesedini kurtaracağız demektir. Zırhınla kurtaracağız, çünkü: Tıpkı, gömlekte, elin geldiği yere, el; sırtın geldiği yere sırt, karnın geldiği yere karın dendiği gibi, zırh da, bedenin üzerinde olduğundan, bazen, بَدَن adını almaktadır, diyenler de olmuştur.
Yüce Allah’ın: وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ Büyükbaş hayvan kurban etmeyi de Allah’ın size emrettiği (Dinin) şiarlerından kıldık (22/Hac 36) sözünde geçen بُدْنَ kelimesi, hacda Ka’be’ye adanan deveyi ifâde eden بَدَنَة kelimesinin çoğuludur.