ب ت ل (BTL)
B-t-l
قُلِ اللّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ Sen, Allah de! Sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynaya dursunlar (6/En’âm 91). Bu ifâde, Resûlullah’ın (sas) şu sözüne aykırı değildir:
لاَ رُهْبَانِيَّةَ وَلاَ تَبَتُّلَ فِي اْلإِسْلاَمِ İslâm’da ruhbanlık ve tebettül yoktur. Buradaki تَبَتُّلْ evlenmeyi terk etmektir. Onun için Meryem’e اَلْعَذْرَاءُ الْبَتُولُ denmiştir. Bu erkeklerden tamamen uzak düşen namuslu kız demektir. Evlenmeyi terk etmek ve ondan yüz çevirmek Yüce Allah’ın şu sözünden dolayı sakıncalıdır. وَأَنْكِحُوا اْلأَيَامَى مِنْكُمْ Sizden olan bekarları evlendirin (24/Nûr 32).
Resûlullah’ın: تَنَاكَحُوا تَكَاثَرُوا فَإِنِّي أُبَاهِي بِكُمُ اْلأُمَمَ يَوْمَ اْلقِيَامَةِ
Evleniniz, çoğalınız; zira ben, kıyamet gününde sizinle, diğer ümmetlere karşı, övüneceğim sözü de bunun delilidir.
نَخْلَةٌ مُبْتَلٌ deyimi, tek başına kalmış ya da yanında sadece küçük bir ağaç bulunan hurma ağacı demektir.