De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."

قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

ḳul kefā bi(a)llahi beynī ve beynekum şehīden yeǎ'lemu mā fī s-semāvāti ve l-erDi ve(e)lleƶīne āmenū bi l-bāTili ve keferū bi(a)llahi ulāike humu l-ḣāsirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2كَفٰىkefāك ف يYeterli olmak, yetmek.yeter
3بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah
4بَيْنِيbeynīب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinbenimle
5وَبَيْنَكُمْve beynekumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinsizin aranızda
6شَهِيدًاşehīdenش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahid olarak
7يَعْلَمُyeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameO bilir
8مَاolanları
9فِي
10السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerde
11وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerde
12وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve
13اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar
14بِالْبَاطِلِbi l-bāTiliب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmakbatıla
15وَكَفَرُواve keferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretve inkar edenler
16بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'ı
17اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte
18هُمُhumuonlardır
19الْخَاسِرُونَl-ḣāsirūneخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.ziyana uğrayanlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Aramda ve aranızda tanık olarak Allah yeter; bilir ne varsa göklerde ve yeryüzünde ve bâtıla inanıp Allah'a kâfir olanlara gelince: Onlardır ziyan edenlerin ta kendileri.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Aramda ve aranızda tanık olarak Allah yeter; bilir ne varsa göklerde ve yeryüzünde ve bâtıla inanıp Allahʼa kâfir olanlara gelince: Onlardır ziyan edenlerin ta kendileri.

Adem Uğur

De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp Allah'ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.

Ahmed Hulusi

De ki: "Benimle aranızda şahitlik itibarıyla Esma'sıyla hakikatim olan Allah yeterlidir! Semalarda ve arzda olanı bilir! Batıla inanıp (kendilerini toprak olacak beden kabul edip); Esma'sıyla nefslerinin hakikati olan Allah'ı inkar edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir!"

Ahmet Tekin

'Benimle sizin aranızdaki konularda, benim hak peygamber olduğum konusunda şâhit olarak Allah yeter. O, göklerdekileri ve yerdekileri bilir. Bâtıla inanıp, Allah’ı inkârda ısrar edenler, işte ziyana uğrayacak olanlar onlardır.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler ise, işte onlar ziyana uğrayanlardır.'

Ali Bulaç

De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Allah'ı inkar edenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), de ki: “- Benimle sizin aranızda (peygamber olduğuma dair) Allah şahid olarak yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Batıla inanıb Allah’ı inkâr edenler, (küfre varanlar) işte onlar, tamamen aldananlardır.

Ali Rıza Safa

De ki: "Aramızda Tanık olarak, Allah yeterlidir. Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyi bilir!" Gerçeğe aykırı şeylere inananlar ve Allah'a nankörlük edenler; yitime uğrayanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

De ki:"Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır."

Bekir Sadak

De ki: «Allah benimle sizin aranizda sahit olarak yeter. O, goklerde ve yerde olani, batila inananlari ve Allah'i inkar edenleri bilir.» Iste kaybedenler bunlardir.

Celal Yıldırım

De ki: Aramızda şâhid olarak Allah yeter; O göklerde ve yerde olanları bilir. Bâtıla inananlar ve Allah'ı inkâr edenler var ya, işte onlar zarara uğrayanlardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir.” Bâtıla inanan ve Allah’ı inkâr edenlere gelince, işte hüsrana uğrayacak olanlar onlardır.

Diyanet İşleri

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Allah benimle sizin aranızda şahit olarak yeter. O, göklerde ve yerde olanı, batıla inananları ve Allah'ı inkar edenleri bilir.' İşte kaybedenler bunlardır.

Diyanet Vakfi

De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp Allah'ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp inkâr edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler, işte zarara düşenler hep onlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki benimle sizin aranızda şahid, Allah yeter, o Göklerde ve Yerde ne varsa bilir, batıla iyman edip de Allaha küfredenler, işte onlardır hep husrana düşenler

Erhan Aktaş

De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir." Batıl'a iman edenler ve Allah'ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir." Batıla inananlar ve Allah'ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir." Batıla inananlar ve Allah'ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.

Fizilal-il Kuran

Onlara de ki; «Benimle sizin aranızda Allah'ın tanıklığı yeterlidir. O göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Batıla, eğriye inanıp Allah'ı inkar edenler var ya, onlar hüsrana uğrayacak kimselerdir.»

Gültekin Onan

De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Tanrı yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Tanrı'ya küfredenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."

Hamdi Döndüren

De ki: “Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inananlara ve Allah’ı inkâr edenlere gelince; işte ziyana uğrayacak olanlar onlardır.”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Benimle sizin aranızda Allahın hakkıyle şahid olması yeter. Göklerde, yerde ne varsa O bilir. Baatıla iman ve Allahı (inkar ile) kafir olanlar (Yok mu?) İşte onlar hüsranda kalanların ta kendileridir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Benim ve sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayanlar onlardır.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Benimle sizin aranızda şâhid olarak, Allah yeter! (O,) göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp Allah’ı inkâr edenler ise, işte onlar hüsrâna uğrayanların ta kendileridir!'

İbni Kesir

De ki: Şahid olarak benimle sizin aranızda Allah yeter. O; göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanıp Allah'a küfredenler, işte onlar hüsrana uğrayanların kendileridir.

Mehmet Okuyan

De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Göklerde ve yerde ne varsa (hepsini) bilir.” Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler (var ya), işte onlar kaybedenlerin ta kendileridir.

Muhammed Esed

(İman etmeyecek olanlara) De ki: "Benim ile sizin aranızda şahit olarak Allah yeter! O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Geçersiz ve uydurma şeylere inananlara ve bu suretle Allah'ı inkara şartlanmış olanlara gelince; işte ziyanda olanlar onlardır!"

Mustafa İslamoğlu

(Onlara) de ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter; O göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; yine (bilir) ki: Batıl inançlara saplanan ve Allah'a nankörlük eden kimseler hüsrana uğrayacak olanların ta kendisidirler."

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Benimle sizin aranızda Allah Teâlâ'nın şahit olması kifâyet eder. Göklerde ve yerde ne olduğunu bilir. Ve o kimseler ki, bâtıla inanmışlar ve Allah'ı inkar etmişlerdir. İşte hüsrâna düşmüş olanlar, ancak onlardır.»

Ömer Öngüt

De ki: “Benimle sizin aranızda şâhit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Bâtıla inanan ve Allah'ı inkâr edenler; işte onlar hüsrana uğrayanların tâ kendileridir. ”

Suat Yıldırım

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Gerçek ortada iken, batıla iman edip Allah’ı inkâr edenler, işte asıl ziyana ve hüsrana uğrayanlar onlar olacaktır."

Süleyman Ateş

De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'a karşı nankörlük edenler, işte ziyana uğrayacaklar onlardır."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir." Batıla inanıp Allah'ı görmezlikten gelenler var ya; işte onlar kaybedecek olanlardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki: "Sizinle aramızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir." Allah'ı görmezlikten gelerek batıla inananlar var ya, kaybedecek olanlar işte onlardır.

Şaban Piriş

De ki:-Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inananlar ve Allah'ı tanımayanlar ise, işte onlar, hüsrana uğrayacak olanlardır.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Allah'ı inkâr edip küfredenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.»

Ümit Şimşek

De ki: Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan herşeyi bilir. Allah'ı inkâr ederek bâtıla inananlar ise hüsrana düşenlerin tâ kendileridir.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. Göklerde ne var, yerde ne var biliyor O. Batıla iman edip Allah'ı inkar edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğramışların ta kendileridir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Mənimlə sizin aranızda Allahın şahid olması yetər. O, göylərdə və yerdə olanları bilir. Batilə inanıb Allaha küfr edənlər – məhz onlar ziyana uğrayanlardır”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Mənimlə sizin aranızda Allahın şahid olması kifayət edər. O, göylərdə və yerdə nə olduğunu bilir. Batilə inanıb Allahı inkar edənlər, şübhəsiz ki, ziyana uğrayanlardır!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺGott genügt mir als Zeuge zwischen mir und euch, weiß Er doch alles, was es in den Himmeln und auf der Erde gibt. Diejenigen, die der Irrlehre glauben und Gott verleugnen, sind die Verlierer.

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Allah genügt zwischen mir und euch als Zeuge. Er weiß, was in den Himmeln und auf der Erde ist. Und diejenigen, die an das Falsche glauben und Allah verleugnen, das sind die Verlierer.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺAllah genügt als Zeuge gegen mich und euch. Er weiß, was in den Himmeln und was auf Erden ist. Und diejenigen, die das Falsche annehmen und Allah ablehnen - das sind die Verlierenden.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺALLAH genügt zwischen mir und euch als Zeuge. ER weiß, was in den Himmeln und auf Erden ist.ʺ Und diejenigen, die den Iman an das für nichtig Erklärte verinnerlichten und Kufr ALLAH gegenüber betrieben, diese sind die eigentlichen Verlierer.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "Enough is Allah to be a witness of our actions and your actions and to be the Judge. He is Omniscient of all that is in the heavens and of all that is on earth. And those who acknowledged falsehood and denied Him and His system of faith and worship shall be the losers.

Abdul Haleem

Say, ‘God is sufficient witness between me and you: He knows what is in the heavens and earth. Those who believe in false deities and deny God will be the losers.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Enough is Allah for a witness between me and you: He knows what is in the heavens and on earth. And it is those who believe in vanities and reject Allah, that will perish (in the end).

Abul A'la Maududi

Say (O Prophet): "Allah suffices as a witness between me and you. He knows whatever is in the heavens and the earth. As for those who believe in falsehood and are engaged in infidelity with Allah, it is they who will be the losers."

Aisha Bewley

Say: ‘Allah is a sufficient witness between me and you. ’ He knows everything in the heavens and the earth. Those who believe in falsehood and reject Allah, they are the losers.

Al-Hilali & Khan

Say (to them O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "Sufficient is Allâh for a witness between me and you. He knows what is in the heavens and on earth." And those who believe in Bâtil (all false deities other than Allâh), and disbelieve in Allâh and (in His Oneness), it is they who are the losers.

Ali Quli Qarai

Say, ‘Allah suffices as a witness between me and you: He knows whatever there is in the heavens and the earth. Those who put faith in falsehood and defy Allah, —it is they who are the losers.’

Amatul Rahman Omar

Say, `Sufficient is Allâh as a Witness between me and you. He knows all that lies in the heavens and on the earth. And lost are those who believe in falsehood and disbelieve in Allâh.

Arthur John Arberry

Say: 'God suffices as a witness between me and you. ' He knows whatsoever is in the heavens and earth. Those who believe in vanity and disbelieve in God -- those, they are the losers.

Bijan Moeinian

Say: "I take God as witness [that I have relayed the Lord’s message. ] God, who has absolute knowledge over whatever is in the heavens and the earth, hereby declares that those who believe in others beside God and that deny the Lord is the [real] losers."

E. Henry Palmer

Say, 'God is witness enough between me and you; He knows what is in the heavens and what is in the earth; and those who believe in falsehood and misbelieve in God, they shall be the losers. '

Edip-Layth

Say, "God is enough as a witness between me and you. He knows what is in the heavens and the earth. As for those who acknowledge falsehood and reject God, they are the losers."

George Sale

Say, God is a sufficient witness between me and you: He knoweth whatever is in heaven and earth; and those who believe in vain idols, and deny God, they shall perish.

Hamid S. Aziz

Is it not enough for them that We have sent down to you the Book which you do recite to them? Verily, in that is a mercy and a reminder to a people who believe.

Mahmoud Ghali

Say, " Allah suffices as an Ever-Present witness between me and you. He knows whatever is in the heavens and the earth." And the ones who have believed in untruth and disbelieved in Allah, those are they who are the losers.

Marmaduke Pickthall

Say (unto them, O Muhammad): Allah sufficeth for witness between me and you. He knoweth whatsoever is in the heavens and the earth. And those who believe in vanity and disbelieve in Allah, they it is who are the losers.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "God is sufficient as witness between me and you. " He knows what is in the heavens and the earth. It is those who believe in falsehood and disbelieve in God who will perish.

Muhammad Asad

Say [unto those who will not believe]: "God is witness enough between me and you! He knows all that is in the heavens and on earth; and they who are bent on believing in what is false and vain, and thus on denying God - it is they, they who shall be the losers!"

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "Sufficient is Allah as a Witness between me and you. He ˹fully˺ knows whatever is in the heavens and the earth. And those who believe in falsehood and disbelieve in Allah, it is they who are the ˹true˺ losers."

Progressive Muslims

Say: "God is enough as a witness between me and you. He knows what is in the heavens and the Earth. As for those who believe in falsehood and reject God, they are the losers."

Sahih International

Say, "Sufficient is Allah between me and you as Witness. He knows what is in the heavens and earth. And they who have believed in falsehood and disbelieved in Allah - it is those who are the losers."

Sam Gerrans

Say thou: “God is sufficient between me and you as witness.” He knows what is in the heavens and the earth; and those who believe in vanity and deny God, it is they who are the losers.

Shabbir Ahmed

Say, "Allah suffices as Witness between me and you. He knows everything in the heavens and the earth. (6:136). Those who are bent upon believing in falsehood, and thus denying Allah - it is they, they who shall be the losers."

Syed Vickar Ahamed

Say: "Allah is enough as a witness between me and you: He Knows what is in the heavens and on earth. And those who believe in show and falsehood and reject Allah, it is they who will be the losers."

Taqi Usmani

Say, "Allah is enough as a witness between me and you. He knows what is in the heavens and the earth. And those who believe in falsity and do not believe in Allah,-those are the losers.

The Monotheist Group

Say: "God is enough as a witness between me and you. He knows what is in the heavens and the earth. As for those who believe in falsehood and reject God, they are the losers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺAllah suffit comme témoin entre moi et vousʺ. Il sait ce qui est dans les cieux et la terre. Et quant à ceux qui croient au faux et ne croient pas en Allah, ceux-là seront les perdants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Bibêje: Di neqeba min û we de bi şahidî Xwedê bes e. Ew, bi tiştê ku di erd û asîmanan de heye dizane. Ew ên ku bawerî bi ya pûç anîne û Xweda mandel kirine, ha ew ên xesirîne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺGod is goed genoeg als getuige tussen mij en jullie. Hij weet wat er in de hemelen en de aarde is. En zij die in het onware geloven en aan God geen geloof hechten, zij zijn het die de verliezers zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: God is een toereikende getuige tusschen mij en u. Hij kent alles wat in den hemel en op aarde is, en zij die in ijdele afgoden gelooven en God loochenen, zullen gestraft worden.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺAllah is voldoende als Getuige tussen mij en jullie.ʺ Hij kent wat er in de hemelen en op de aarde is. En degenen die in de valsheid geloven en aan Allah ongelovig zijn: zij zijn de verliezers.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк): «Довольно (того, что) (Сам) Аллах (является) между мной и вами свидетелем (того, что я – посланник Аллаха, и что вы не верите мне в этом, и что вы отвергаете Истину, которую я доставил вам). Знает Он (все) то, что в небесах и на земле, а те, которые уверовали в ложь и стали неверующими в Аллаха, то такие – они (являются) потерпевшими убыток (как в этом мире, так и в Вечной жизни)».

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад]: ʺДа будет свидетелем между мной и вами только Аллах. Он ведает то, что на небесах и на земле. Те же, что уверовали в ложь и не уверовали в Аллаха, - именно они понесли уронʺ.