Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَوْلَا اَجَلٌ مُسَمًّى لَجَاءَهُمُ الْعَذَابُ وَلَيَأْتِيَنَّهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

ve yesteǎ'cilūneke bi l-ǎƶābi ve levlā ecelun musemmen le cā'ehumu l-ǎƶābu ve le ye'tiyennehum beğteten ve hum lā yeş'ǔrūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَيَسْتَعْجِلُونَكَve yesteǎ'cilūnekeع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.senden çabuk istiyorlar
2بِالْعَذَابِbi l-ǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
3وَلَوْلَاve levlāeğer olmasaydı
4اَجَلٌecelunا ج لBelirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesibir süre
5مُسَمًّىmusemmenس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)belirtilmiş
6لَجَاءَهُمُle cā'ehumuج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakonlara hemen gelirdi
7الْعَذَابُl-ǎƶābuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab
8وَلَيَأْتِيَنَّهُمْve le ye'tiyennehumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve o kendilerine gelecektir
9بَغْتَةًbeğtetenب غ تAnsızın basmak, gafil avlamak, habersiz yakalamak, beklenmedik anda ortaya çıkmak, şaşırtmakansızın
10وَهُمْve humve onlar
11لَاhiç
12يَشْعُرُونَyeş'ǔrūneش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi sözfarkında değillerken

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve senden, azâbın çarçabuk gelmesini isterler ve muayyen bir zamânı olmasaydı azap, gelip çatardı onlara ve azap, onlara apansız gelecek ve onların haberleri bile olmayacak.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve senden, azâbın çarçabuk gelmesini isterler ve muayyen bir zamânı olmasaydı azap, gelip çatardı onlara ve azap, onlara apansız gelecek ve onların haberleri bile olmayacak.

Adem Uğur

Senden, azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azap elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat onlar farkında değilken, o ansızın kendilerine geliverecektir.

Ahmed Hulusi

Eğer takdir edilmiş bir ömürleri olmasaydı, onlara azap elbette gelirdi! Onlar farkında değilken, kendilerine aniden, mutlaka gelecektir.

Ahmet Tekin

Senden, küstahça azâbı çabucak getirmeni istiyorlar. Eğer tayin edilmiş bir vâde olmasaydı, azap elbette onlara gelip çatmıştı. Onlar farkında olmadan elbette ansızın gelecektir.

Ahmet Varol

Senden azabı çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı elbette onlara azap gelirdi. Fakat onlar farkında değillerken o, kendilerine ansızın gelecektir.

Ali Bulaç

Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Eğer adı konulmuş bir ecel (tayin edilmiş bir vakit) olmasaydı, herhalde onlara azab gelmiş olurdu. Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, kâfirler, başımıza taş yağdır diye) senden azabın acele inmesini istiyorlar. Eğer belli bir vakit olmasaydı, o azab, onlara, muhakkak gelmişti. Elbette o, ansızın kendilerine gelecektir; onların (bu azabın gelişinden) haberleri olmıyacaktır.

Ali Rıza Safa

Üstelik cezayı, ivedi olarak senden istiyorlar. Belirlenmiş bir süre olmasaydı, ceza kesinlikle gelirdi. Zaten beklemedikleri bir sırada, kesinlikle ansızın gelecektir.

Bayraktar Bayraklı

Senden, azabı çabucak getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, o azap kesinlikle onlara gelirdi. Fakat onlar farkında değilken azap ansızın kendilerine geliverecektir.

Bekir Sadak

Senden azabi acele bekliyorlar. Eger sure belirtilmis olmasaydi azap onlara hemen gelirdi. Ama yine de onlar farkina varmadan baslarina ansizin gelecektir.

Celal Yıldırım

Senden azâbın hemen İnmesini isterler. Eğer belirlenmiş bir vakit olmasaydı, azâb onlara hemen gelirdi ve elbette farkına varmadıkları halde (bir gün) azâb kendilerine gelecektir.

Diyanet İşleri

Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.

Diyanet İşleri (eski)

Senden azabı acele bekliyorlar. Eğer süre belirtilmiş olmasaydı azap onlara hemen gelirdi. Ama yine de onlar farkına varmadan başlarına ansızın gelecektir.

Diyanet Vakfi

Senden, azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azap elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat onlar farkında değilken, o ansızın kendilerine geliverecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azab elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat yine de, hiç farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine mutlaka gelecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de senden acele azap istiyorlar; eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, o azap onlara muhakkak gelmişti; ve elbette o kendilerine gelecek, şuurları olmayarak (bilincine varmadan) ansızın gelecek!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de senden acele azab istiyorlar, eğer müsemma bir ecel olmasa idi o azab onlara muhakkak gelmişti ve elbette o kendilerine gelecek, şuurları olmıyarak ansızın gelecek

Erhan Aktaş

Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

Fizilal-il Kuran

Onlar senden azabımın bir an önce gerçekleşmesini isterler. Eğer azabımın belirli bir vadesi olmasaydı, hemen başlarına gelirdi. Fakat azabım hiç beklemedikleri bir anda, farkında olmadan başlarına gelecektir.

Gültekin Onan

Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Eğer adı konulmuş bir ecel olmasaydı, herhalde onlara azab gelmiş olurdu. Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.

Hamdi Döndüren

Onlar, senden azabı çabuk istiyorlar. Eğer önceden belirlenmiş olan bir süre olmasaydı, elbetteki azap onlara hemen gelirdi. Ama farkına varmadıkları bir sırada o, kendilerine ansızın gelecektir.

Hasan Basri Çantay

Senden azabı çarçabuk (getirmeni) isterler. Eğer muayyen bir vakit olmasaydı o, elbette onlara gelib çatmışdı bile. (Bununla beraber) o, kendileri farkında olmayarak, onlara ansızın gelecekdir muhakkak.

Hasib Asutay

Senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer (önceden) belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlara elbette azap gelirdi. Fakat onlar farkında değilken, o kendilerine ansızın gelecektir.

Hayrat Neşriyat

Bir de senden azâbı acele istiyorlar. Hâlbuki belirlenmiş bir müddet olmasaydı, o azab onlara mutlaka gelirdi. Ve şübhesiz ki (o istedikleri azab), kendilerine haberleri olmadan ansızın gelecektir.

İbni Kesir

Senden azabı çarçabuk isterler. Eğer belirtilmiş bir süre olmasaydı, azab onlara hemen gelirdi. Ama farkına varmadan o, kendilerine ansızın gelecektir.

Mehmet Okuyan

Senden, azabı acele (getirmeni) istiyorlar. Önceden belirlenmiş bir vade olmasaydı, azap onlara elbette gelip çatmıştı. Onlar farkında değilken, (o azap) ansızın kendilerine gelecektir.

Muhammed Esed

Şimdi onlar, (Allah'ın) azabını çabuklaştırman için sana meydan okuyorlar; eğer (bunun için Allah tarafından) belli bir vade konulmuş olmasaydı azap elbette başlarına hemen gelirdi! Ama o aniden kopup gelecek ve hiçbiri de farkında olmayacak.

Mustafa İslamoğlu

Ve onlar, sana (meydan okuyarak) azabı çabuklaştırmanı istiyorlar; eğer belirlenmiş (yasaya uygun) bir sürece olmamış olsaydı, azap onların başına derhal gelirdi: yine de o, onlar hiç farkında değilken ansızın mutlaka çıkagelecek.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve senden azabı alelacele isterler. Eğer muayyen bir akit olmasa idi elbette onlara azap geliverirdi. Ve muhakkak ki, onlara kendileri farkında olmaksızın gelecektir.

Ömer Öngüt

Onlar senden azabı çarçabuk istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir müddet olmasaydı, azap onlara hemen gelirdi. Andolsun ki o, kendileri farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

Suat Yıldırım

Senden çarçabuk başlarına azabı getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir vâdesi olmasaydı azap onlara muhakkak gelmişti bile! Fakat hiç farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine ansızın gelecektir.

Süleyman Ateş

Senden azabı çabuk istiyorlar. Eğer (azab için) belirtilmiş bir süre olmasaydı, onlara hemen azab gelirdi. Fakat hiç farkına varmadıkları bir sırada o, kendilerine ansızın gelecektir.

Süleymaniye Vakfı

Senden azabın çabuk gelmesini istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zamanı olmasaydı o azap elbette gelirdi. O, onlara, kesinlikle ansızın gelecek ama gelişinin farkına bile varamayacaklardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar; o belirlenmiş ecel olmasaydı hemen gelirdi. O azap onlara, beklenmedik bir anda ve fark edemedikleri bir şekilde gelecektir.

Şaban Piriş

Senden acele azap istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı elbette onlara hemen azap gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

Tefhim-ul Kuran

Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Eğer adı konulmuş bir ecel (tayin edilmiş bir vakit) olmasaydı, herhalde onlara azab gelmiş olurdu. Fakat kendileri şuurunda olmadan o, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.

Ümit Şimşek

Senden azabın çabuklaştırılmasını istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir vakti olmasaydı, azap hemen başlarına gelirdi. Zaten o, farkında olmadıkları bir sırada, ansızın başlarına gelir.

Yaşar Nuri Öztürk

Azabı senden çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara elbette gelmiş olacaktı. Fakat o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bunda kuşku yok.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar səndən əzabın tez gəlməsini istəyirlər. Əgər artıq müəyyən etdiyimiz bir vaxt olmasaydı, əzab onlara gələrdi. O əzab onlara qəflətən, özləri də hiss etmədən gələcəkdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie drängen dich, die qualvolle Strafe Gottes schnell zu bringen. Wenn es dafür keine bestimmte Frist gäbe, hätte die Strafe sie schon ereilt. Sie wird plötzlich über sie hereinbrechen, wenn sie nicht damit rechnen.

Almanca — Der Edle Quran

Und sie wünschen von dir, die Strafe zu beschleunigen. Wenn es nicht eine festgesetzte Frist gäbe, wäre die Strafe wahrlich zu ihnen gekommen. Aber ganz gewiß wird sie plötzlich über sie kommen, ohne daß sie merken.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie verlangen von dir, daß du die Strafe beschleunigen sollst. Wäre nicht eine Frist festgesetzt worden, hätte die Strafe sie schon ereilt; und sie wird gewiß unerwartet über sie kommen, ohne daß sie es merken.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie fordern dich zur Eile mit der Peinigung auf. Und gäbe es keine festgelegte Frist, gewiß käme die Peinigung zu ihnen. Und sie wird doch zu ihnen unerwartet kommen, während sie es nicht merken.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And they -the infidels- challenge you -O Muhammad- to hasten on the promised retributive punishment! Had it not been for a predetermined point of time set for their reckoning -to give a chance to repent- their Hereafter would have been planted in the now. But it shall overtake them unawares when least expected.

Abdul Haleem

They challenge you to hasten the punishment: they would already have received a punishment if God had not set a time for it, and indeed it will come to them suddenly and catch them unawares.

Abdullah Yusuf Ali

They ask thee to hasten on the Punishment (for them): had it not been for a term (of respite) appointed, the Punishment would certainly have come to them: and it will certainly reach them,- of a sudden, while they perceive not!

Abul A'la Maududi

They ask you to hasten in bringing chastisement upon them. Had there not been an appointed term for it, the chastisement would have already visited them; in fact it will come down upon them all of a sudden (at its appointed time) while they will not be aware of it.

Aisha Bewley

They ask you to hasten the punishment. If it were not for a stipulated term, the punishment would have come to them already. It will come upon them suddenly when they are not expecting it.

Al-Hilali & Khan

And they ask you to hasten on the torment (for them): and had it not been for a term appointed, the torment would certainly have come to them. And surely, it will come upon them suddenly while they perceive not!

Ali Quli Qarai

They ask you to hasten the punishment. Yet were it not for a specified time, the punishment would have surely overtaken them. Surely it will overtake them suddenly while they are unaware.

Amatul Rahman Omar

They demand you to precipitate the (sign of their) punishment. Had not their term been stated (as a respite to mend their evil ways), the punishment would surely have come upon them. It shall come and will befall them unexpectedly and take them unawares.

Arthur John Arberry

And they demand of thee to hasten the chastisement! But for a stated term the chastisement would have come upon them; but it shall come upon them suddenly, when they are not aware.

Bijan Moeinian

They make a joke of the Hereafter’s punishment and ask you to bring it upon them sooner. They will face their punishment at a pre-determined time. It will happen to them suddenly when they least expect it.

E. Henry Palmer

They will wish thee to hasten on the torment; but were it not for a stated and appointed time, the torment would have come upon them suddenly, while yet they did not perceive.

Edip-Layth

They hasten you for the retribution! If it were not for a predetermined appointment, the retribution would have come to them. It will come to them suddenly, when they do not expect.

George Sale

They will urge thee to hasten the punishment which they defy thee to bring down upon them: If there had not been a determined time for their respite, the punishment had come upon them before this; but it shall surely overtake them suddenly, and they shall not foresee it.

Hamid S. Aziz

Say, "Allah is sufficient witness between me and you. He knows what is in the heavens and what is in the earth; and those who believe in vanities (falsehoods, frivolities) and disbelieve in Allah, they it is who are the losers."

Mahmoud Ghali

And they ask you to hasten the torment; and had it not been for a stated term, the torment would indeed have come to them; and indeed it will definitely come upon them suddenly, and (when) they are not aware.

Marmaduke Pickthall

They bid thee hasten on the doom (of Allah). And if a term had not been appointed, the doom would assuredly have come unto them (ere now). And verily it will come upon them suddenly when they perceive not.

Mohamed Ahmed - Samira

They want you to hasten the punishment: But for a time already determined the punishment would have come upon them. It will come upon them all too suddenly, and they will be caught unawares.

Muhammad Asad

Now they challenge thee to hasten the coming upon them of [God’s] chastisement: and indeed, had not a term been set [for it by God], that suffering would already have come upon them! But indeed, it will most certainly come upon them of a sudden, and they will be taken unawares.

Mustafa Khattab

They challenge you ˹O Prophet˺ to hasten the punishment. Had it not been for a time already set, the punishment would have certainly come to them ˹at once˺. But it will definitely take them by surprise when they least expect it.

Progressive Muslims

And they hasten you for the retribution! If it were not for a predetermined appointment, the retribution would have come to them. It will come to them suddenly, when they do not expect.

Sahih International

And they urge you to hasten the punishment. And if not for [the decree of] a specified term, punishment would have reached them. But it will surely come to them suddenly while they perceive not.

Sam Gerrans

And they ask thee to hasten the punishment! And were it not for a stated term, the punishment would have come upon them; and it will come upon them unexpectedly, when they perceive not.

Shabbir Ahmed

Now they challenge you to hasten the requital. And indeed, if the term had not been set for it, that requital would have come upon them. (The Law of Respite applies to all people). Certainly, it will come upon them all of a sudden, while they perceive not.

Syed Vickar Ahamed

And they ask you to hurry the punishment: And if it was not for a fixed time (of relief), the punishment would truly have come upon them: And it will really reach them— All of a sudden, when they are not aware!

Taqi Usmani

They ask you to bring the punishment soon. Had there not been an appointed time, the punishment would have come to them. It will surely come to them suddenly while they will not be aware.

The Monotheist Group

And they hasten you for the retribution! If it were not for an appointed term, the retribution would have come to them. Itwill come to them suddenly, when they do not expect.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils te demandent de hâter (la venue) du châtiment. Sʹil nʹy avait pas eu un terme fixé, le châtiment leur serait certes venu. Et assurément, il leur viendra soudain, sans quʹils en aient conscience.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ji te lezkirina ezab dixwazin. Eger ne ji ber civanekî binavkirîbûya dê ezab ji bo wan bihata. Sond be, teqez ezab ji nişka ve dê bi ser wan de bê û ew li xwe hay nabin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zullen van u eischen, dat gij de straf verhaast, welke zij u tarten op hen te doen nederkomen. Indien er echter geen bepaalde tijd voor hun uitstel ware geweest, zou de straf reeds op hen zijn nedergekomen; maar zij zal hen zekerlijk plotseling overvallen, en zij zullen het niet voorzien.

Hollandaca — Siregar

En zij vragen jou om de bestraffing te laten bespoedigen. En als er geen vastgestelde termijn was, dan zou de bestraffing zeker reeds tot hen zijn gekomen. En die zal zeker plotseling tot hen komen, terwijl zij het niet beseffen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (насмехаясь) торопят они [многобожники] тебя (о, Пророк) с наказанием. И если бы не определенный предел (который Аллах Всевышний установил для наказания их), то непременно пришло бы к ним наказание (сразу, когда они попросили бы явить его). И обязательно придет оно [наказание] к ним внезапно, когда они и не будут чувствовать (этого).

Rusça — Osmanov

Они побуждают тебя ускорить наказание. Если бы не был предопределен срок [кары], то наказание непременно постигло бы их [сейчас]. Оно постигнет их внезапно, а они и знать не будут.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de (låtsas) önska att du skall skynda på straffet, som redan skulle ha drabbat dem om inte (Gud) hade utsatt en frist. Men det kommer med säkerhet att drabba dem och det (skall ske) plötsligt, när de minst anar det.