(160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ اُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ كَثِيرًا وَاَخْذِهِمُ الرِّبٰوا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَاَكْلِهِمْ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا اَلِيمًا

fe bi Zulmin mine (e)lleƶīne hādū Harramnā ǎleyhim Tayyibātin uHillet lehum ve bi Saddihim ǎn sebīli (a)llahi keṧīran / ve eḣƶihimu r-ribā ve ḳad nuhū ǎnhu ve eklihim emvāle n-nāsi bi l-bāTili ve eǎ'tednā li l-kāfirīne minhum ǎƶāben elīmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَبِظُلْمٍfe bi Zulminظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulümlerinden dolayı
2مِنَmine
3الَّذِينَ(e)lleƶīneolanların
4هَادُواhādūه و دYahudi olmak, yönlendirilmek, görevine nazikçe geri dönmek. Tahweed: sürünmek, emeklemek; Tövbe.yahudilerin
5حَرَّمْنَاHarramnāح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.yasakladık
6عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
7طَيِّبَاتٍTayyibātinط ي بİyi, hoş, uygun, yasal olmak. tibna - kadınların kendi özgür iradeleriyle ve size karşı iyi olmaları. tuuba - neşe, mutluluk, imrenilecek bir mutluluk hali. tayyib - iyi/temiz/sağlıklı/nazik/mükemmel/adil/yasal.temiz ve hoş şeyleri
8اُحِلَّتْuHilletح ل لÇözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek, yapılması gereken veya gerekli olan şey, kefaretini ödemek/geri almak/yeminden kurtulmak, yeminde istisna yapmak, bir şeyi yasal veya kabul edilebilir saymak veya düşünmek.helal kılınmış
9لَهُمْlehumkendilerine
10وَبِصَدِّهِمْve bi Saddihimص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.ve engel olduklarından dolayı
11عَنْǎn
12سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolundan
13اللّٰهِ(a)llahiAllah
14كَثِيرًاkeṧīranك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çoklarını
1وَاَخْذِهِمُve eḣƶihimuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekve almalarından ötürü
2الرِّبٰواr-ribāر ب وArtmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba (karşılaştırmalı form) - daha çok, daha fazla artmış.riba
3وَقَدْve ḳadrağmen
4نُهُواnuhūن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmakmenedilmelerine
5عَنْهُǎnhuondan
6وَاَكْلِهِمْve eklihimا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyeceklerve yemelerinden ötürü
7اَمْوَالَemvāleم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallarını
8النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanların
9بِالْبَاطِلِbi l-bāTiliب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmakhaksız yere
10وَاَعْتَدْنَاve eǎ'tednāع ت دHazır olmak, hazırlanmak, el altında bulunmak, gelecek için bir şey tedarik etmek.ve hazırladık
11لِلْكَافِرِينَli l-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar edenlere
12مِنْهُمْminhumiçlerinden
13عَذَابًاǎƶābenع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
14اَلِيمًاelīmenا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri yüzündendir ve biz, içlerinden kâfir olanlara elemli bir azap hazırladık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri yüzündendir ve biz, içlerinden kâfir olanlara elemli bir azap hazırladık.

Adem Uğur

Menedildikleri halde faizi almalarından ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemelerinden dolayı içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.

Ahmed Hulusi

Yasaklandığı halde riba almaları ve insanların mallarını haksız olarak yemeleri dolayısıyla idi (bu haram). Hakikati inkarı sürdürenler için feci azap hazırladık!

Ahmet Tekin

Onlara, faiz almaları, sözcülüğünü savunuculuğunu yapmaları yasaklandığı halde faiz geliri elde etmeye devam etmeleri, hile, soygun, rüşvet gibi haksız, haram ve dolambaçlı gayri meşrû yollarla insanların mallarını yemeleri sebebiyle, kendilerine daha önce helâl kılınmış olan, helâl ve temiz şeyleri haram kıldık. İçlerinden kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere can yakıp inleten müthiş bir azap hazırladık.

Ahmet Varol

Yine yasaklandıkları halde faiz almalarından ve insanların mallarını haksız yere yemelerinden dolayı (böyle yaptık). İçlerinden inkarcılara acıklı bir azap hazırladık.

Ali Bulaç

Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık.) Onlardan kafir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamışızdır.

Ali Fikri Yavuz

Kendilerine yasaklanan fâizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemeleri sebebiyledir ki, evvelce kendilerine helâl kılınmış pak ve hoş şeyleri kendilerine harâm ettik. Onlardan kâfir bulunanlara acıklı bir azap hazırladık.

Ali Rıza Safa

Yasaklanmış olmalarına karşın faiz alıyorlar ve insanların mallarını haksızlıkla yiyorlardı. Onların nankörlük edenleri için acı bir ceza hazırladık.

Bayraktar Bayraklı

Yasaklanmış olmalarına rağmen faizi almaları ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden onların küfre sapmalarına korkunç bir azap hazırladık.

Bekir Sadak

(160-16) 1 Yahudilerin haksizliklarindan, coklarini Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmisken faiz almalari ve insanlarin mallarini haksizlikla yemelerinden oturu kendilerine helal kilinan temiz seyleri onlara haram kildik. Onlardan inkar edenlere, elem verici azap hazirladik.

Celal Yıldırım

(160-161) Yahudilerden (çoğunun) zulümleri, birçoklarını Allah yolundan alıkoymaları, men'edildikleri halde faiz almaları ve haksız sebeplerle insanların mallarını yemeleri sebebiyle (daha önce) kendilerine helâl kılınan iyi ve temiz şeyleri onlara haram kıldık ve yine onlardan küfür üzere kalanlara elem verici bir azâb hazırladık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(160-161) Yahudilerin zulmü sebebiyle, bir de pek çok kimseyi Allah yolundan engellemeleri, kendilerine yasaklandığı halde faizi almaları ve haksızlıkla insanların mallarını yemeleri yüzünden önceden helâl kılınan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık ve içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.

Diyanet İşleri

(160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

Diyanet İşleri (eski)

Yahudilerin haksızlıklarından, çoklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmişken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden ötürü kendilerine helal kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere, elem verici azab hazırladık.

Diyanet Vakfi

(160-161) Yahudilerin zulmü sebebiyle, bir de çok kimseyi Allah yolundan çevirmeleri, menedildikleri halde faizi almaları ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemeleri yüzünden kendilerine (daha önce) helâl kılınmış bulunan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık ve içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(160-161) Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları ve halkın mallarını haksızlıkla yemeleri sebebiyle. Onların kafir olarak kalanlarına acı bir azap hazırladık.

Elmalılı Hamdi Yazır

ve nehyedildikleri halde riba almaları ve halkın emvalini haksızlıkla yemeleri ve kafir kalanlarına elim bir azab hazırladık

Erhan Aktaş

Yine, yasaklandığı halde, onlardan riba alan ve haksız yoldan insanların mallarını yiyen kafirlere; çok acı bir azap hazırladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yine, yasaklandığı halde, onlardan riba alan ve haksız yoldan insanların mallarını yiyen Kafirlere; çok acı bir azap hazırladık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yine, yasaklandığı halde riba almaları ve haksız yoldan insanların mallarını yemelerinden dolayı; Biz; onlardan, gerçeği yalanlayarak nankörlük edenler için, çok acı bir azap hazırladık.

Fizilal-il Kuran

(160-161) İşte yaptıkları bunca zulümlerden, bir çok kimsenin Allah yoluna girmesini engellemelerinden, men edilmiş olan faizi almalarından ve insanların mallarını haksız yollara başvurarak yemelerinden dolayı, daha önce helal olan bazı temiz maddeler Yahudilere haram kılındı. Ayrıca onların arasındaki kafirlere acı bir azap hazırladık.

Gültekin Onan

Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık). Onlardan kafirlere pek acıklı bir azab hazırlamışızdır.

Hamdi Döndüren

Yine (Tevrat’ta) yasaklanmalarına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri yüzünden (bu haramları koyduk). İçlerinden inkâr edenlere can yakıcı bir azap hazırladık.

Hasan Basri Çantay

(160-161) Yahudilerden (taşan) bir zulüm, onların (insanlardan) bir çoğunu Allah yolundan alıkoymaları, (Tevratda) nehy edilmelerine rağmen riba (faiz) almaları, halkın mallarını haksız yere yemeleri sebebleriyledir ki biz, (evvelce) kendileri için halal kılınan temiz ve güzel şeyleri üzerlerine haram etdik. İçlerinden kafirlere pek acıklı bir azab hazırladık.

Hasib Asutay

(Bir de) men edildikleri halde faiz almalarından ve insanların mallarını haksız yere yemeleri yüzünden (öyle yaptık). İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık.

Hayrat Neşriyat

(160-161) İşte yahudi olanların (bu) zulümleri sebebiyle ve birçok kimseyi Allah yolundan men' etmeleri, ondan kesinlikle yasaklandıkları hâlde fâiz almaları ve insanların mallarını bâtıl (haram yollar)la yemeleri yüzünden, (daha önce) kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri, onlara haram kıldık. İçlerinden kâfir olanlara da (pek) elemli bir azab hazırladık!

İbni Kesir

Kendilerine yasaklanan faizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü. Onların küfür içinde olanlarına elem verici bir azab hazırladık.

Mehmet Okuyan

Kendilerine yasaklanmasına rağmen faizi almalarından ve insanların mallarını batıl yollarla yemelerinden dolayı içlerinden kâfirler için elem verici bir azap hazırladık.

Muhammed Esed

yasaklandığı halde faiz alıyorlardı ve başkalarının malını haksız yere harcıyorlardı. (Böylece,) onlar arasından hakikati inkar (etmeye devam) edenler için şiddetli bir azap hazırladık.

Mustafa İslamoğlu

mesela yasaklandığı halde faiz alıyorlar ve başkalarının malını haksız yere yiyorlardı. Neticede onlardan inkara gömülenler için şiddetli bir azap hazırladık.

Ömer Nasuhi Bilmen

(160-161) Artık yahudilerden bir zulüm sebebiyle ve birçoklarını Allah Teâlâ'nın yolundan men etmeleri sebebiyle onlara helâl kılınmış olan temiz şeyleri üzerlerine haram kıldık. Ve ribâyı, ondan nehy edilmiş oldukları halde alıvermeleri sebebiyle ve nâsın mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle. Ve onlardan kâfir olanlara elîm bir azab hazırladık.

Ömer Öngüt

Yasak edildiği halde fâiz almalarından ve haksız sebeplerle insanların mallarını yemelerinden ötürü. İçlerinde küfür üzere kalanlara elem verici bir azap hazırladık.

Suat Yıldırım

(160-161) Hasılı o Yahudilerden taşan bir zulüm, insanları Allah yolundan menetmeleri, kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faizi almaları, halkın mallarını haksızlıkla yemeleri yüzündendir ki Biz, kendilerine daha önce helâl kılınan bazı temiz nimetleri haram kıldık ve içlerinden kâfir kalanlara can yakıcı azap hazırladık.

Süleyman Ateş

Menedildikleri halde riba almalarından ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü (böyle yaptık). İçlerinden inkar edenlere de acı bir azab hazırladık.

Süleymaniye Vakfı

(Bunun diğer sebepleri de) Kendilerine yasak edildiği halde faiz almaları ve insanların mallarını batıl yollarla yemeleridir. İçlerinden kafir olanlara acıklı bir azap da hazırladık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine yasak edildiği halde faiz alırlar ve insanların mallarını uydurma (batıl) yollarla yerler. Onların kafir olanlarına acıklı bir azap hazırlamışızdır.

Şaban Piriş

Kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kafir olanlar için acı veren bir azap hazırladık.

Tefhim-ul Kuran

Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık.) Onlardan kâfir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamışızdır.

Ümit Şimşek

Bir de kendilerine yasaklandığı halde faiz almaları ve halkın malını haksız yere yemeleri yüzünden bunları haram kıldık. Onların kâfir olanlarına da acı bir azap hazırladık.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve ribayı almaları yüzünden -oysaki ondan yasaklanmışlardı- ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden onların küfre sapanlarına korkunç bir azap hazırladık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

qadağan olunmasına baxmayaraq, sələm aldıqlarına və haqsız yerə insanların mallarını yediklərinə görə belə etdik. Biz onlardan olan kafirlər üçün ağrılı-acılı bir əzab hazırlamışıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və qadağan olunmasına baxmayaraq, sələm (faiz) aldıqlarından, haqsız yerə xalqın malını yediklərindən dolayı (halal olanı onlara haram buyurduq). Biz onlardan olan kafirlər üçün şiddətli bir əzab hazırlamışıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

auch weil sie Wucher nahmen, obwohl es ihnen verboten worden war, und die Menschen mit falschen Mitteln um ihr Geld brachten. Für die Ungläubigen unter ihnen haben Wir eine überaus qualvolle Strafe bereitet.

Almanca — Der Edle Quran

und (weil sie) Zins nahmen, wo es ihnen doch verboten worden war, und den Besitz der Menschen in unrechter Weise aufzehrten. Und Wir haben den Ungläubigen unter ihnen schmerzhafte Strafe bereitet.

Almanca — M. A. Rassoul

und weil sie Zins nahmen, obgleich es ihnen untersagt war, und weil sie das Gut der Leute widerrechtlich aufzehrten. Und Wir haben den Ungläubigen unter ihnen eine schmerzliche Strafe bereitet.

Almanca — Muhammad Zaidan

ihres Nehmens von Riba - obwohl dies ihnen bereits verboten wurde - und ihres Aneignens der Vermögen von Menschen durch das für nichtig Erklärte. Und WIR haben für die Kafir unter ihnen eine qualvolle Peinigung vorbereitet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Also, their ill gotten gain from usury which they have been utterly forbidden to practice and their unlawful organized scheme to eat people out of their property. And We have prepared for those of them who are disobedient rebels a condign punishment.

Abdul Haleem

for taking usury when they had been forbidden to do so; and for wrongfully devouring other people’s property. For those of them that reject the truth we have prepared an agonizing torment.

Abdullah Yusuf Ali

That they took usury, though they were forbidden; and that they devoured men's substance wrongfully;- we have prepared for those among them who reject faith a grievous punishment.

Abul A'la Maududi

and for their taking interest which had been prohibited to them, and for their consuming the wealth of others wrongfully. And for the un believers among them We have prepared a painful chastisement.

Aisha Bewley

and because of their practising usury when they were forbidden to do it, and because of their consuming people’s wealth by wrongful means, We have prepared for the kafirun among them a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

And their taking of Ribâ (usury) though they were forbidden from taking it and their devouring of men’s substance wrongfully (bribery). And We have prepared for the disbelievers among them a painful torment.

Ali Quli Qarai

and for their taking usury —though they had been forbidden from it— and for eating up the wealth of the people wrongfully. And We have prepared for the faithless among them a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

And (also on account of) their taking interest and usury though they were forbidden it, and because of their misappropriating people's belongings. And We have prepared a woeful punishment for those among them who disbelieve.

Arthur John Arberry

and for their taking usury, that they were prohibited, and consuming the wealth of the people in vanity; and We have prepared for the unbelievers among them a painful chastisement.

Bijan Moeinian

After all, they are the ones who loan money to earn interest (in spite of the fact that this was clearly prohibited for them) and devour people’s wealth. Know that I have prepared an awful punishment for those of them who have turned their back to the faith.

E. Henry Palmer

and for their taking usury when we had forbidden it, and for their devouring the wealth of people in vain,- but we have prepared for those of them who misbehave a grievous woe.

Edip-Layth

For practicing usury/interest when they were told not to, and for consuming people's money unjustly. We have prepared for the ingrates amongst them a painful retribution;

George Sale

and have taken usury, which was forbidden them by the law, and devoured men's substance vainly: We have prepared for such of them as are unbelievers a painful punishment.

Hamid S. Aziz

And for their taking usury when We had forbidden it, and for their vain devouring of the wealth of people by false pretences, We have prepared for those of them who disbelieve a grievous woe.

Mahmoud Ghali

And for their taking riba, (Usury and other tyoes of unlawful) and they were already forbidden it, and eating (up) the riches of mankind untruthfully; (Literally: with untruth) and We have readied for the disbelievers among them a painful torment.

Marmaduke Pickthall

And of their taking usury when they were forbidden it, and of their devouring people's wealth by false pretences, We have prepared for those of them who disbelieve a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

And because they practised usury although it had been forbidden them; and for using others' wealth unjustly. For those who are unbelievers among them We have reserved a painful punishment.

Muhammad Asad

and [for] their taking usury although it had been forbidden to them, and their wrongful devouring of other people's possessions. And for those from among them who [continue to] deny the truth We have readied grievous suffering.

Mustafa Khattab

taking interest despite its prohibition, and consuming people’s wealth unjustly. We have prepared for the disbelievers among them a painful punishment.

Progressive Muslims

And for them taking financial interest when they were told not to, and for them consuming peoples money unjustly. We have prepared for the disbelievers amongst them a painful retribution.

Sahih International

And [for] their taking of usury while they had been forbidden from it, and their consuming of the people's wealth unjustly. And we have prepared for the disbelievers among them a painful punishment.

Sam Gerrans

And for their taking of usury when they had been forbidden it, and their consuming the wealth of men in vanity; and We have prepared for the false claimers of guidance among them a painful punishment.

Shabbir Ahmed

Their clergy made usury permissible although it was forbidden, and they devoured the wealth of people with falsification. We have readied for the rejecters grievous suffering.

Syed Vickar Ahamed

And they took interest (usury), though they were forbidden to take it; And that they consumed men's belongings wrongfully— We have prepared for the disbelievers among them who reject Faith a painful punishment.

Taqi Usmani

and for their charging Ribā (usury or interest) while they were forbidden from it, and for their devouring of the properties of the people by false means. We have prepared, for the disbelievers among them, a painful punishment.

The Monotheist Group

And for their taking of usury, while they were prohibited from doing so, and for their consuming the money of the people unjustly. We have prepared for the disbelievers among them a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et à cause de ce quʹils prennent des intérêts usuraires- qui leur étaient pourtant interdits - et parce quʹils mangent illégalement les biens des gens. A ceux dʹentre eux qui sont mécréants Nous avons préparé un châtiment douloureux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dîsa bi sedema ku selef (riba) dixwarin, digel ku (di Tewratê de) jî nehya wan jê hatibû kirin û bi sedema ku malên mirovan bi nerewayî û stemkarî dixwarin (tiştên ku ji bo wan helal bûn li ser wan hate heramkirin). Me, ji bo kafiran ezabekî bijan amade kiriye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

wegens het nemen van woeker, hoewel het hun verboden was, en het door bedrog verteren van de bezittingen van de mensen: Wij hebben voor de ongelovigen onder hen een pijnlijke bestraffing klaargemaakt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En omdat zij menigeen van Gods weg uitsluiten en woeker hebben gedreven, wat hun verboden was, en de goederen van anderen ijdel hebben verteerd, hebben wij voor velen hunner, daar zij ongeloovigen zijn, eene pijnlijke straf bereid.

Hollandaca — Siregar

En (vanwege) hun nemen van rente, hoewel dat hun verboden was en hun onrechtmatig eten van de bezittingen vam de mensen. En Wij hebben voor de ongelovigen onder hen een pijnlijke bestraffing voorbereid.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и (также) за то, что они брали рост [ростовщический], а хотя это было им запрещено, и (также за то, что) они поедали имущества людей незаконно [посягали на имущество других не имея на это права]. И приготовили Мы неверным из них [иудеев] мучительное наказание (в которую они будут ввергнуты в Вечной жизни).

Rusça — Osmanov

Неверным из числа иудеев мы уготовили унизительное наказание за то, что они брали лихву, хотя это было им запрещено, и расточали имущество людей без права на то.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och därför att de bedrev ocker, som hade förbjudits dem, och orättmätigt tillskansade sig andras egendom. De av dem som envist framhärdar i att förneka sanningen, för dem har Vi i beredskap ett plågsamt straff.