ه و د (HWD̃)
H-v-d
Yüce Allah bu anlamda şöyle buyurur: إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ Biz gerçekten senin hidâyetine döndük (7/A’râf 156), yani: Biz tövbe ettik.
Bazıları der ki: Asıl itibariyle يَهُود Yahudiler ifâdesi, هُدْنَا إِلَيْكَ Biz sana döndük, sözünden alınmıştır. Bu daha önce, medih için kullanılan bir isimdi. Sonra şeriatları nesh edilince, artık medih anlamı kalmasa da, onlar için kullanılmaya devam etti. Tıpkı, نَصَارَى Hıristiyanlar isminin, مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللهِ Allah Yolunda Yardımcılarım kimlerdir? (61/Saf 14) sözünden alındığı gibi. Bu isim, daha sonra şeriatlarının nesh edilmesinden sonra da onlar için kullanılmaya devam etmiştir.
Din konusunda Yahudilerin yoluna giren kişiye de هَادَ فُلاَنٌ ٌ denmektedir. Bu anlamda Allah buyurur ki: إِنَّ الَّذِينَ آَمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالنَّصَارَى وَالصَّابِئِينَ Şüphe yok ki, iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiîler, (2/Bakara 62).
Bazen özel bir isim, müsemmasının çok özel bir sıfatıyla özdeşleşir ve bu ismi taşıyan kişinin öz hususiyetini simgeler. Ardından bu özel isimlerden kimi türetmeler yapılır. Sözgelimi, تَفَرْعَنَ فُلاَنٌ، وَتَطَفَّلَ denir. Yani, zulümde Firavun gibi davranarak Firavunlaştı; davet edilmediği hâlde davet yerine damlayan Tufeyl gibi hareket edip, Tufeylleşti. تَهَوَّدَ فِي مَشْيِهِ Yahudilerin okurken hafif biçimde sallanmaları gibi, hafif biçimde sallanarak yürüdü. هَوَّدَ الرَّائِضُ الدَّابَّةَ Kılavuz hayvanı yavaş biçimde sürdü.
هُود kelimesi, aslında tövbe eden anlamına gelen هَائِد sözcüğünün çoğuludur. Bu aynı zamanda bir peygamberin de ismidir.