ه ج ر (HCR)
H-c-r
Yüce Allah’ın: وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآَنَ مَهْجُورًا Peygamber dedi ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’ân’ı terk edilmiş (bir şey yerinde) tuttular (25/Furkân 30) sözü ise, kalp ile terk etmek veya hem kalp hem de dil ile terk etmektir. وَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلاً Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl (73/Müzzemmil 10) sözü ise, her üçünü de içerir. İyi muamele etmekle beraber, bunlardan herhangi birini yapması istenmektedir.
وَاهْجُرْنِي مَلِيًّا … Haydi uzun bir müddet benden uzak ol (19/Meryem 46) âyeti de bu üç anlamı taşımaktadır.
وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ Pislikten sakın (74/Müddessir 5) âyeti ise, tüm şekilleri ve türleriyle kötülükten ayrılmaya teşviktir.
مُهَاجَرَة ise, başkasından ayrılmak ve onları terk etmektir. Allah buyurur ki: وَالَّذِينَ آَمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ O kimseler ki, iman ettiler, hicret ettiler ve Allah yolunda cihada katıldılar, (8/Enfâl 74); لِلْفُقَرَاءِ الْمُهَاجِرِينَ الَّذِينَ أُخْرِجُوا مِنْ دِيارِهِمْ وَأَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا Bir de göç eden fakirlere aittir ki yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır, Allah’ın lütuf ve rızasını ararlar; (59/Haşr 8).
Yine buyurur ki: وَمَنْ يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَجِدْ فِي اْلأَرْض مُرَاغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهِ مُهَاجِرًا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur. Her kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da (4/Nisâ 100); ıÜ فَلاَ تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ أَوْلِيَاءَ حَتَّى يُهَاجِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ …Onun için, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin (4/Nisâ 89) âyetlerinde söz konusu olan ise, açıkça anlaşılıyor ki, küfür diyarını terk edip, iman diyarına varmaktır. Mekke’den Medine’ye hicret edenler gibi.
Kimisi ise, bunun gereği, şehvetleri, kötü ahlakı ve günâhları hayatından uzaklaştırmak, onları terk etmek ve reddetmektir, der.
فَآَمَنَ لَهُ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَى رَبِّي Bunun üzerine ona sadece Lut iman etti (İbrahim) de dedi ki: Ben Rabbime hicret edeceğim, (29/Ankebût 26) sözünün anlamı ise, ben kendi kavmimi terk edip Allah’a giderim, demektir. Şu âyetin anlamı da buna yakındır: أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ اللَّهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فِيهَا …Allah’ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya? (4/Nisâ 97).
Onun için mücâhede de hazırlık yapmakla beraber, nefisle mücadeleyi de gerektirir. Nitekim haberde rivâyet edilir ki: رَجَعْتُمْ مِنَ اْلجِهَادِ اْلأَصْغَرِ إِلَى اْلجِهَادِ اْلأَكْبَرِ Küçük cihattan döndünüz, büyük cihada geldiniz. Büyük cihad da, nefisle mücahede etmektir.
Yine rivâyet edilir ki: هَاجِرُوا وَلاَ تَهَجَّرُوا Hicret ediniz ama terk etmeyiniz. Yani: Muhacirlerden olunuz, fakat sözde muhacir olup özde (gerçekte muhacir) olmayanlardan olmayınız.
هُجْر ise, çirkinliğinden terk edilmiş, bırakılmış çirkin sözdür. Hadiste denmiştir ki: وَلاَ تَقُولُوا هُجْرًا Terk edilmiş sözleri söylemeyiniz.
أَهْجَرَ فُلاَنٌ Falan adam bilerek çirkin söz söyledi. هَجَرَ اْلمَرِيضُ Hasta, kendinde olmadan çirkin söz söyledi, demektir.
مُسْتَكْبِرِينَ بِهِ سَامِرًا تَهْجُرُونَ Kafa tutardınız ve geceleyin çirkin sözler savururdunuz (23/Mü’minûn 67) âyetindeki son kelime şöyle de okunmuştur: تُهْجِرُونَ
Bazen bu tür kötü sözleri çokça kullanan adama مُهْجِر adı verilmektedir. Onun için أَهْجَرَ denir. Bunu kasıtlı yaptığı zaman söylenir.
Şair şöyle der:
456- كَمَاجِدَةِ اْلأَعْرَاقِ قَالَ ابْنُ ضَرَّةٍ *** عَلَيْهَا كَلاَمًا جَارَ فِيهِ وَأَهْجَرَا
456- Damarları asil olan gibi, İbn Darre demiş;
Hakkında bir söz, zulmederek ve kötü söz söyleyerek.
Şair, ağız dolusu onu kötülemiştir. Yani: Sözlerinin en çirkinleriyle.
فُلاَنٌ هِجِّيرَاهُ كَذَا deyimi, ağır sözler söyleyip ileri gidince, kendinden geçmiş hasta gibi ağzına geleni söylediğinde, söylenir.
هِجِّير formu, kötü alışkanlıklar dışında neredeyse, hiç kullanılmaz. Şu kadar var ki, Arapların sözü nasıl kullandıklarını bilmeyen biri, sözün kendi bağlamını gözetmeden onun zıddı bir anlamda kullanmış olabilir.
هَجِير ve هَاجِرَة formları ise, sıcaklık gibi bir nedenle insanların yolculuklarını durdurdukları zamandır. Sanki kendisi, insanları terk etmiş, o da bu yüzden terk edilmiştir.
هِجَار ise, erkek devenin kendisiyle bağlandığı iptir. Bu, onun dişi develeri rahat bırakması için kullanılan bir bağlama şeklidir. هِجَار kelimesi, عِقَال (boyunbağı) ve زِمَام (yular) formlarındadır. Bu şekilde bağlanmış erkek deveye فَحْلٌ مَهْجُورٌ denir.
هِجَارُ اْلقَوْسِ ise, okun yayıdır. Bu da erkek devenin adı geçen ipine benzetme yoluyla söylenmiştir.