ه د د (HD̃D̃)
H-d-d
هَدَّدْتُ اْلبَقَرَةَ İneği, kesmek için yere düşürdüm.
هِدّ aynı zamanda yıkılmış olan şey için de kullanılır. Tıpkı ذَبْح sözcüğünün kesilmiş hayvan için kullanıldığı gibi. Zayıf ve korkak için de bu sözcük kullanılabilir. Deyim olarak: مَرَرْتُ بِرَجُلٍ هَدَّكَ مِنْ رَجُلٍ Kelimenin tam anlamıyla adam olan bir adama uğradım, sözü, حَسْبُكَ adam olarak sana yeter, gibi bir manaya gelir. Gerçek anlamı ise, onun gibisinin varlığı seni sarsar ve rahatsız eder.
هَدَّدْتُ فُلاَنًا وَتَهَدَّدْتُهُ Bir kişiyi tehditle sarsmak, ürkütmektir.
هَدْهَدَة ise, çocuğu, uyutmak için sallamaktır.
هُدْهُد (hüdhüd) ise, bildiğimiz çavuş kuşudur. Allah buyurur ki: وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لاَ أَرَى الْهُدْهُدَ (Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: Hüthüdü niçin göremiyorum? (27/Neml 20).
Çoğulu هَدَاهِدُ şeklindedir. هُدَاهِد şeklinde zamme ile söyleneni ise, tekildir.
Şair şöyle der:
457- كَهُدَاهِدٍ كَسَرَ الرُّمَاةُ جَنَاحَهُ *** يَدْعُو بِقَارِعَةِ الطَّرِيقِ هَدِيلاً
457- Okçuların (avcıların) kanadını kırdıkları hüthütler gibi;
Yolun ortasında düşüp erkeğini yardıma çağıran.