ه م ز (HMZ)
H-m-z
هَمْز : Sözcüğü, عَصْر sıkmak kelimesi gibidir. Bu anlamda: هَمَزْتُ الشَّيْءَ فِي كَفِّي denir ki, bir şeyi elinde sıkmak, kırmak anlamına gelir. اَلْهَمْزُ فِي اْلحَرْفِ Bir kelimeyi hemzeli okumaktır.
هَمْزُ اْلإِنْسَانِ Bir kişiyi arkadan çekiştirmek, dedikodusunu yapmaktır. Allah buyurur ki: هَمَّازٍ مَشَّاءٍ بِنَمِيمٍ Çokça arkadan çekiştiren, kötü lafları dolaştıran (68/Kalem 11).
Bir kişiyi arkadan çekiştiren adama رَجُلٌ هَامِزٌ، وهَمَّازٌ، وهٌمَزَةٌ denmektedir. Allah buyurur ki: وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ İnsanlarda kusur arayan, onların arkasından kendilerini aşağılayanların vay hâline! (104/Hümeze 1).
(Şair şöyle der: )
وَإِنِ اغْتِيبَ فَأَنْتَ اْلهَامِزُ الّلُمَزَهْ -463
463- Eğer dedikodusu, sen insanlarda kusur bulan, onları aşağılayansın.
Allah buyurur ki: وَقُلْ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım! (23/Mü’minûn 97).