← Sureler

Mushaf — 410. Sayfa

‹
/ 604
›
30. Rum Suresi

Andolsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler, ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar.

وَلَئِنْ اَرْسَلْنَا رِيحًا فَرَاَوْهُ مُصْفَرًّا لَظَلُّوا مِنْ بَعْدِهِ يَكْفُرُونَ

ve le in erselnā rīHen fe raevhu muSferran le Zellū min beǎ'dihi yekfurūne

Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

فَاِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ

fe inneke lā tusmiǔ l-mevtā ve lā tusmiǔ S-Summe d-duǎā'e iƶā vellev mudbirīne

Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.

وَمَا اَنْتَ بِهَادِ الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْ اِنْ تُسْمِعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ

ve mā ente bi hādi l-ǔmyi ǎn Delāletihim in tusmiǔ illā men yu'minu bi āyātinā fe hum muslimūne

Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.

اَللّٰهُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَيْبَةً يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ وَهُوَ الْعَلِيمُ الْقَدِيرُ

(a)llahu elleƶī ḣaleḳakum min Deǎ'fin ṧumme ceǎle min beǎ'di Deǎ'fin ḳuvveten ṧumme ceǎle min beǎ'di ḳuvvetin Deǎ'fen ve şeybeten yeḣluḳu mā yeşā'u ve huve l-ǎlīmu l-ḳadīru

Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍ كَذٰلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ

ve yevme teḳūmu s-sāǎtu yuḳsimu l-mucrimūne mā lebiṧū ğayra sāǎtin ke ƶālike kānū yu'fekūne

Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."

وَقَالَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَالْاِيمَانَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ فِي كِتَابِ اللّٰهِ اِلٰى يَوْمِ الْبَعْثِ فَهٰذَا يَوْمُ الْبَعْثِ وَلٰكِنَّكُمْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

ve ḳāle (e)lleƶīne ūtū l-ǐlme ve l-īmāne le ḳad lebiṧtum fī kitābi (a)llahi ilā yevmi l-beǎ'ṧi fe hāƶā yevmu l-beǎ'ṧi ve lākinnekum kuntum lā teǎ'lemūne

O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.

فَيَوْمَئِذٍ لَا يَنْفَعُ الَّذِينَ ظَلَمُوا مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

fe yevmeiƶin lā yenfeǔ (e)lleƶīne Zelemū meǎ'ƶiratuhum ve lā hum yusteǎ'tebūne

Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız" derler.

وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ وَلَئِنْ جِئْتَهُمْ بِاٰيَةٍ لَيَقُولَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُبْطِلُونَ

ve leḳad Derabnā li n-nāsi fī hāƶā l-ḳurāni min kulli meṧelin ve le in ci'tehum bi āyetin le yeḳūlenne (e)lleƶīne keferū in entum illā mubTilūne

Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler.

كَذٰلِكَ يَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

ke ƶālike yeTbeǔ (a)llahu ǎlā ḳulūbi (e)lleƶīne lā yeǎ'lemūne

Sabret. Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.

فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ الَّذِينَ لَا يُوقِنُونَ

fe Sbir inne veǎ'de (a)llahi Haḳḳun ve lā yesteḣiffenneke (e)lleƶīne lā yūḳinūne